YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6070
KARAR NO : 2022/9268
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.02.2021 tarih ve 2016/602 E. – 2021/99 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı mirasçıları vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin % 10 paya, 01/08/2003 tarihinde vefat eden …’in de % 90 paya sahip olduğu davalı şirketlerde müvekkilinin sahte imzası kullanılmak suretiyle 2002 yılı Haziran ayından itibaren alınan tüm hisse devir ve sermaye artırımına ilişkin ortaklar kurulu kararlarının iptaline, müvekkilinin şirketteki gerçek payının belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı 02/06/2018’de vefat etmiştir.
Davalı şirketler kayyımı ; davacının başlangıçta her bir şirketteki payı % 10 olmakla birlikte zaman içinde hisse devirlerinin olduğunu, büyük hissedar …’in kendisine ait bir kısım payları devrettiğini, davacının paylarında herhangi bir değişiklik olamayacağını, davacının alınan sermaye artırımına ilişkin kararlara imzası ile onay vermesine rağmen sermaye artırımına katılmadığını, paylarındaki düşüşün bu şekilde meydana gelmiş olabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalılar … ve … İşsever vekilleri; davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Diğer dahili davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; 2002 yılında açılan boşanma davasına kadar davacı ile …’in evli oldukları ve bir arada yaşadıkları, boşanma davasında dinlenen bir kısım tanıkların anlatımlarına göre 2 ay gibi bir süre ayrı yaşayıp yeniden bir araya geldikleri ve mahkemenin gerekçeye geçirdiği tespitine göre …’in eşini çok sevdiği gibi hususları göz önüne alındığında taraflar arasındaki fiili ayrılığın kesintisiz ve sürekli bir ayrılık olmadığı ve …’in, …’in şirketle ilgili işlemlerinden haberdar olduğu, ortağı olduğu şirketin işleyişinden, faaliyetlerinden ve alınan kararlardan bilgisinin olmadığının kabulünün mümkün olamayacağı, boşanma davasının 26/06/2002 tarihinde açıldığı, davacı ile … arasındaki karı-koca çekişmesinin yani husumetin boşanma davası ile birlikte başladığı, bu davanın açılış tarihinin ise 17/03/2004 olduğu, dava konusu kararların 1997-2002 tarihleri arasında alındığı birlikte değerlendirildiğinde boşanma davası açılana kadar dava konusu edilmeyip, boşanma davası açıldıktan sonra kararların dava konusu edilmesi daha önceki tarihlerde bu kararların alınmasından davacının haberdar olduğu, üstü kapalı da olsa muvafakatinin ve rızasının bulunduğu, zaman zaman fiili ayrılıkları da olsa boşanma öncesinde ve özellikle de dava konusu kararların alındığı tarihlerde karı-koca olarak aynı evi paylaşmaları ve aynı şirkette ortaklıkları bulunması nedeniyle …’in şirket işleyişi ve alınan kararlar konusunda bilgi sahibi olması hayatın olağan akışına uygun olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 590/2 maddesine dayalı hakkı olmasına rağmen …’in 3 ay içinde rüçhan hakkını kullanabilecekken kullanmadığı, davayı açmasının MK’nın 2. maddesi gereğince iyi niyete ilişkin temel ilke ve disiplinlere uygun düşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacının mirasçıları vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının mirasçıları vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacının mirasçıları vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı mirasçılarından alınmasına, 20.12.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1-) Davanın kabulüne ilişkin yerel mahkemenin 2004/199 esas,2013/97 karar sayı ve 19.04.2013 günlü kararı davalılar …, … İşsever, Zeytur Hotel Turizm Ltd. Şti ve … Turizm Ltd. Şt.’nin temyizi üzerine Dairenin 28.11.2014 tarih 2013/16488 esas, 2014/18638 karar sayılı kararı ile bozulmuş olup, yerel mahkeme kararının diger davalılar Grand Zeybek Turizm İşl. Tic. Ltd. Şti ile … ve … tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle, adı geçen ve kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararda, usuli müktesep hakların ihlali suretiyle davalılar Grand Zeybek Turizm Tic. Ltd. Şti ile … ve … yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-) Muris davacı … tarafından eşi … aleyhine 29.05.2002 tarihinde boşanma davası açılmış olup, davanın devamı sırasında … vefat etmiştir.
Boşanma davasının açılmasıyla davacı …’in ayrı yaşamakta haklı olmasına, muris …’in ölüm tarihine kadar bir araya gelerek evlilik birliğini idame ettirdiklerinin iddia ve isbat edilmemiş bulunmasına, kaldı ki boşanma davasının devamı süresince de tarafların bir araya gelmelerinin beklenemeyecek olmasına göre, boşanma davası açıldıktan sonra davalı şirketlerce alınan 04.06.2002, 06.06.2002 ve 30.07.2002 tarihli kararlara muris …’ün icazet vermesi sözkonusu olamayacağından, bu kararlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu kararlara da icazet verildiğinin kabulü ile davanın reddi doğru değildir.
3-) Davalı şirketlerde muris davacı … %10, muris… ise %90 pay sahibi olup, çoğunluk pay sahibi muris…’in basiretli bir tacir gibi davranarak eşi …’den vekaletname almak ve yazılı muvafakatını temin etmek suretiyle dava konusu kararlara eşi …’ün muvafakatını sağlamak yerine, aynı zamanda suç oluşturacak şekilde sahte imza ile ortaklar kurulu kararı alınmasında, …’ün icazetinin varlığının somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Dinlenen davalı tanıkları, davalı şirketler ve davalı gerçek kişilerin işçileri ve menfaat ilişkisi içinde oldukları kişiler olup zaten beyanları da, …’ün icazetinin varlığını kabule yeterli ve elverişli nitelikte değildir.
Başkaca kesin ve inandırıcı deliller de ibraz edilmemiştir.
Bu halde 29.05.2002 boşanma dava tarihinden önce alınan kararlar yönünden de, muris …’ün icazetinin varlığı inandırıcı delillerle isbat edilemediğinden bu kararlar yönünden de davanın reddi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı tarafın temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.