Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6097 E. 2023/872 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6097
KARAR NO : 2023/872
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalılardan … adına kayıtlı bulunan … İli, … İlçesi, … Köyü/Mah, 159 ada, lV parsel sayılı yerde bulunan taşınmazın intifa hakkını 30.01.2007 tarihinden başlamak üzere 15 yıl süreli olarak aldığını, bu taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak kullanılması ve işletilmesine yönelik olarak davalı … ile 19.05.2006 tarihli bayilik ve işleticilik sözleşmesi imzaladığını, davalının intifa hakkı müvekkili şirkete ait olan taşınmazı ve üzerindeki akaryakıt istasyonunu bayilik ve işleticilik sözleşmesi kapsamında Akpet akaryakıt istasyonu olarak 10.01.2010 tarihine kadar işlettiğini, bu tarihten itibaren aynı tarihli temlik sözleşmesi hükümleri doğrultusunda diğer davalı şirkete devrettiğini, davalı şirketin temlik sözleşmesi ile devraldığı istasyonun işleticiliği için müvekkili şirketle 22.01.2010 tarihli bayilik sözleşmesi imzaladığını ve söz konusu temlik sözleşmesinin 2 ve 3 üncü maddelerindeki hükümler gereğince, önceki bayi (davalı …’ın) intifa sözleşmesi, bayilik ve işleticilik sözleşmesi ve diğer sözleşmelerden doğan borçlarının tamamını devraldığını, davalı şirketin temlik sözleşmesini diğer davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefili sıfatıyla garantör olmayı kabul ederek imzaladığını, bu nedenle dava konusu yatırımın yapılmış olduğu taşınmazın maliki olarak, hem de temlik sözleşmesi hükümleri gereğince diğer davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla garantörü olarak dava konusu alacaktan sorumlu olduğunu, Rekabet Kurulu’nun kararı ile 18.09.2010 tarihine kadar tüm sözleşmelerin ve bu kapsamda kira/intifa sözleşme sürelerinin 5 yıldan fazla olamayacağına ve bu tarih itibarıyla sözleşmelerin süresinin sona ereceğine karar verildiğini, müvekkili şirketin sahip olduğu intifa hakkının 20.03.2011 tarihinde sona ermesi ve müvekkili şirketle bayilik ilişkisi içinde bulunan şirketin başka bir dağıtıcı ile anlaşarak müvekkili şirketin bayiliği için aldığı lisansını iptal ettirmesi karşısında, müvekkili şirketle davalılar arasındaki dikey ilişkiye esas tüm sözleşmelerin sona erdiğinin davalılara Beyoğlu 34. Noterliğinin 15.06.2011 tarihli ihtarnamesi ile ihtar edildiğini ve müvekkili şirketin Rekabet Kurulu’nun duyurusu nedeniyle terkin etmek zorunda kaldığı intifa hakkının terkin edilmesi için gerekli vekâletnameyi davalıya ihtarname ekinde gönderdiğini, müvekkili tarafından işleticilik ilişkisinin devam edeceğine güvenilerek gayri maddi hak bedeli olarak iki numaralı davalıya 01.07.2006, 01.02.2007 ve 08.02.2007 tarihlerinde 219.578,00 TL + KDV tutarında ödeme yapıldığını, davalıya ödenen yatırım bedelinin kullanılamayacak döneme ilişkin kısmı olan 156.447,00 TL + KDV’nin ödemelerin yapıldığı tarihlerden 20.03.2011 tarihinde kadar güncellenmiş hâlinin 321.204,00 TL + KDV olduğunu, taraflar arasında imzalanan tüm sözleşmelerin feshedilmiş olması sebebiyle gayri maddi hak bedeli, yatırım bedeli veya hizmet bedeli olarak yapılan ödemelerin dikey ilişkinin süresinin erken sonlanması nedeniyle iadesi gerektiğini ileri sürerek iade edilmeyen ve davalıların sebepsiz zenginleşmesine sebep olan 321.204,00 TL + KDV tutarındaki alacağın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket, davaya cevap vermemiş ve herhangi bir savunmada bulunmamıştır.

2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketle daha önce yapmış oldukları akaryakıt alım sözleşmelerinin, davacı şirket ile mutabakata varılarak ve muvafakati ile diğer davalı Tora Kuyumculuk Şirketi’ne devredildiğini, davacı ile kendisi arasındaki sözleşmelerden doğan her türlü hak ve borçların diğer davalı şirkete devredildiğini, önceki sözleşmelere dayanılarak kendisinden istenen dava konusu taleplerin kabul edilemeyeceğini, davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu taahhütnamenin Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzalandığını, davacı şirket ile bu anlamda imzalanan bir taahhüt bulunmadığını, davacı şirket ile yapmış oldukları sözleşmenin feshedilmesinde kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacı şirketin bayisi olarak faaliyette bulunduğu iki ayrı istasyonuna davacı şirket tarafından aralıklarla ve uzun süreli olarak akaryakıt sevkiyatı yapılmadığını, bu hususla ilgili davacı şirkete göndermiş olduğu yazılara cevap verilmediğini, davacıya yapılandırma adı altında 200.000,00 TL’nin üzerinde faiz ödediğini, davacı şirkete ödenmemiş hiçbir borcunun bulunmadığını, davacının 15 yıl için 150.000.00 TL yatırım bedeli ödediğini, davacı ile aralarındaki sözleşmenin yaklaşık 5 yıl devam ettiğini, bu durumda kullanılmayan döneme ait bedelin 100.000,00 TL olduğunu, saha betonuna karşılık verilen 80.000,00 TL’nin de kullanılmayan kısmına düşen miktarın 53.333,33 TL olduğunu, bu durumda davacının güncelleme adı altında talep etmiş olduğu miktarın çok fahiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacının ancak kullanılmayan yılların bedelini talep edebileceğini, temerrüt tarihinin de davacının belirtmiş olduğu gibi 20.03.2011 tarihi olmadığını, zira sözleşmenin bitiş tarihinin 20.01.2010 olduğunu, ihtarın çekildiği tarihin de 15.06.2011 olduğunu, güncelleme adı altında yapılan hesaplamaları ve KDV talebini de kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile intifa hakkı dava tarihi itibariyle hâlen devam ettiğinden bu talebin reddi gerektiği, yatırım bedeline ilişkin olarak ise mahallinde yapılan keşifte taşınmazda saha betonu bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle davacının intifa hakkı bedeline ilişkin davasının erken açılması nedeniyle reddine, davacının kalıcı yatırımlara ilişkin davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava tarihi itibariyle intifa hakkının terkin edilmemiş olması nedeniyle davanın reddedildiğini, ancak davalı …’ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde davacı şirket lehine tesis edilmiş olan intifa hakkının terkini için davalı şirket ile bayilik sözleşmesinin sona ermesinin ardından …34. Noterliğince 15.06.2011 tarihinde, 13971 yevmiye numarasıyla davalı …’ın oğlu … adına düzenlenmiş olan intifanın terkin edilmesine yönelik vekâletnamenin davalılara gönderildiğini, intifa hakkının kötü niyetli olarak terkin ettirilmediğini, hukuken geçersiz olan intifa hakkının fiilen de davacı tarafından kullanılmadığını, Mahkeme kararında hukuki ve fiili durum göz ardı edilerek intifa hakkının terkin edilmediği ve sonlandırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygunluktan ve adaletten uzak olduğunu, talimat yoluyla keşif yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda, istasyonda saha betonu bulunmadığı, sahanın beton parke ile kaplanmış olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafından yapılan bu husustaki kalıcı yatırımın istasyonda mevcut olmadığından söz edildiğini, oysa dava dosyasında mevcut kalıcı yatırıma ait faturada yatırımın konusunun saha kaplaması olduğunun açık olarak belirtildiğini, saha kaplamasının betondan yapılmış olduğu hususunda herhangi bir özel kayıt ver almamakta olmasına karşın bilirkişi raporunda saha kaplamasının beton kaplama olduğunun varsayılması ve buna karşın istasyonda keşif sırasında zeminin beton parke taşı ile kaplı olduğundan bahisle davacının yatırımının istasyonda mevcut olmadığından ve istasyona değer katmamış olduğundan söz edilmesinin açıkça isabetsiz bir değerlendirme olduğunu, zira saha kaplaması ile kastedilenin zemin kaplaması ile aynı şey olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile intifa hakkı terkin edilmeden dava açılamayacağı gerekçesi ile zamansız açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ayrıca inşa edilen saha betonunun taşınmaz mülkiyetinin bir parçası olarak mevcut gayrimenkulün değerinde belirli bir ölçüde değer artışına neden olması hâlinde, kullanılmayan süreye denk gelen kısım için ve yıpranma payı da tespit edilerek değeri düşüldükten sonra mevcut değeri kadar değer artışı oranında malikin sorumlu olduğu, ancak somut olayda taşınmazda saha betonunun bulunmadığı, mevcut beton parkenin de taşınmaza değer katmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, dolayısıyla bu talep yönünden de Mahkemece verilen hükümde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Saha kaplamasının istasyonda mevcut olduğu sabit olmasına rağmen saha betonunun üzerine parke zemin yapıldığı yönündeki maddi dayanaktan yoksun tespite dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira saha kaplaması ile yerinde tespit edilen parke zeminin aynı yatırım olduğunu, kaldı ki davalı tarafından istasyonun müvekkilin fiili tasarrufundan çıkmasından sonra saha kaplamasının ortadan kaldırıldığına veya kullanılmadığına ilişkin hiçbir iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına rağmen uyuşmazlık konusu bile olmayan bu talebin reddine karar verilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, zaten sabit yatırımların değerinin kıstelyevm usulü uygulanarak tenkise tabi tutulmasının da mümkün olmadığını, sabit yatırımları kullanan ve bunun taşınmaza kattığı değerden yararlanmış olan her iki davalının da bu talepten sorumlu olduklarını,

2.Müvekkili şirket tarafından taşınmazın intifa hakkı kapsamında 15 yıl süreyle kullanımı öngörülerek davalı tarafından düzenlenen “gayri maddi hak bedeli” konulu faturalara istinaden ödenmiş olan bedellerinin de iadesine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalının da ikrar ettiği üzere söz konusu tutar 15 yıl için yatırım bedeli olarak ödenmiş olup davalı tarafın bu bedelin iadesinden sorumlu olduğunu, bu bedelin talep edilebilmesi için intifanın terkini de gerekmediğini,

3.Yine davalının, müvekkili şirketin eski ünvanı olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. ile imzaladığı taahhütname ile 15 yıllık sürenin tamamlanmaması hâlinde ödenen bedelin …e ödeneceğinin düzenlendiğini de ikrar ettiğini, bu nedenle hatalı değerlendirme ile intifa hakkının terkin edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmelerin sona ermesinin ardından intifa hakkına konu taşınmazın müvekkili şirket tarafından fiilen kullanılmadığından, fiili imkansızlık nedeniyle intifa hakkının da sona erdiğinin kabulü gerektiğini,

4.Müvekkili şirket tarafından davalıya intifa terkin etme yetkisini içeren vekâletnamenin düzenlenerek tebliğ edildiğini, ancak davalının vekâlete rağmen intifayı terkin etmediğini, bu durum karşısında müvekkilinin söz konusu vekâletnameyi düzenlemek ve davalı tarafa iletmekle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, dolayısıyla zilyetliğin kullanılmasının imkansız hale geldiği durumda ortada bir intifa hakkının varlığından söz edilemeyeceğini,

5.Son olarak işbu dava mevsimsiz açıldığından reddedildiğine göre, bu karar usulden red niteliğinde bir karar olup bu talep yönünden davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da bozmayı gerektirdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle sözleşme gereğince davacı tarafından davalı …’a verilen intifa bedeli ve yatırım bedeline ilişkin tutarların, kullanılmayan süreye ilişkin kısmının davalılardan müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.