YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6162
KARAR NO : 2022/7767
KARAR TARİHİ : 03.11.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 26.04.2021 tarih ve 2020/519 E. – 2021/218 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkillerinin hissedarı bulunduğu şirketin, 26.09.2017 tarihinde yapılan 2014-2015-2016 yıllarına ilişkin Genel Kurul toplantısında müvekkillerini vekaleten temsil eden … tarafından maddelerin tamamına muhalefet şerhi verilerek olumsuz oy kullanıldığını, genel kurulun Türk Ticaret Kanununa aykırı tecelli ettiğini, azınlık haklarına riayet edilmediğini, iptali istenen 26.09.2017 tarihli genel kurulun 2 numaralı gündem maddesinde yönetim kurulunca hazırlanan 2014-2015-2016 yıllarına ilişkin faaliyet raporunun müvekkillerinin 9.600 olumsuz oyuna karşı 10.400 olumlu oyla kabul edildiğini, finansal tabloların gerçekleri yansıtmadığını müvekkillerinin hissedar olarak hiç kâr payı almadıklarını, muhasebe kayıtlarında usulsüz işlemler yapıldığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrası işleme yasal dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 26.09.2017 tarihinde yapılan genel kurulunun 2,3,4,5.maddeleri yönünden iptaline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, 6102 sayılı TTK’nın 445.maddesi gereğince 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkili şirketin dava nedeniyle muhtemel zararlarını karşılamak üzere teminat gösterilmesi taleplerinin olduğunu, yine karşı oy kullanılmasına rağmen çoğunlukla alınan kararla ilgili muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmemesi halinde iptal davası açılamayacağını, müvekkili firma yöneticilerinin kötü niyetli olmadığını, alınan kararın tamamen müvekkili şirketin mali yapısının güçlendirilmesine yönelik bir karar olduğunu, genel kurul toplantısı sona erdikten ve tutanak imzalanıp bağlandıktan sonra tutanağın altına davacılar vekilince yazılan ve sadece kendisi tarafından imzalanan beyanının muhalefet şerhi olarak kabulünün yasal olarak mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı şirketin 26.09.2017 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde, davacılara vekaleten toplantıya katılan … tarafından genel kurul kararlarının sadece 3 ve 4 nolu kararlarına açıkça muhalefet şerhi düşüldüğü, kanunun burada aradığı red oyu ve her madde özelinde muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi şartlarının 3 ve 4 nolu kararlar yönünden gerçekleştiği, 2 ve 5 nolu kararlar yönünden ise muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediği, buna karşın toplantı tutanağının altına davacılar vekilince düşülen muhalefetin ise hangi maddeler yönünden olduğu anlaşılamadığından, tüm maddeler yönünden geçerli bir muhalefet şerhi olarak değerlendirilemeyeceği, genel kurulun 4. maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olup, davacılara vekaleten toplantıya katılan … , ibra oylamasının sonucunda ibranın hukuksuz olduğunu zira oy yasaklısı olan yönetim kurulunun ibrada oy kullandığını belirterek muhalefetini tutanağa derc ettiği, ibrada oy kullanmaması gereken yönetim kurulu üyelerinin toplam payı 10400 olduğu, TTK’nın 418. maddesi uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplantı yapılabileceği, yönetim kurulu üyeleri dışındaki pay miktarı (9600) toplam sermayenin dörtte birinden fazla olduğu anlaşıldığından burada toplantı nisabı oluştuğu, dolayısıyla yönetim kurulu üyesi pay sahipleri hariç tutulduğunda, kalan payların sahipleri adına … red oyu kullandığı ve tutanağa muhalefet şerhi düştüğü için genel kurulun 4 nolu kararı batıl olduğu, ayrıca 3 nolu genel kurul kararı yönünden ise, dava şartları yerine getirildiğinden, bilirkişi raporuna göre davacıların şirketten herhangi bir para aldığına dair belge olmamasına rağmen davacı …’nun toplamda 1.171.504,00 TL, davacı … Güven’in toplamda 189.490,00.TL para almış gibi göründüğü, davalı şirketin kasasında mevcut olmadığı halde toplamda 2.755.347,00 TL beyanda bulunulduğu, yönetim kurulunca genel kurula sunulmuş olan mali ve finansal tablolar ile faaliyet tabloları dahilinde yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine, faaliyet raporunun, bilanço ve gelir tablosu hesaplarının ve yasal yedekler ayrıldıktan sonra zararların karlardan mahsup edilerek kalan karın geçmiş yıllar karı hesabında bekletilmesine ilişkin genel kurul kararının yerinde olmadığı gibi, yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiklerinin anlaşılmış olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece bozma öncesi karar ile davanın kabulüne, davalı şirketin 26.09.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4 ve 5 nolu kararların iptaline karar verilmiş, Dairemizin 08.10.2020 tarihli 2020/287 Esas 2020/3968 Karar sayılı ilamı ile 6102 sayılı TTK’nın 446. maddesi gereğince toplantıda hazır bulunan ortağın alınan karara ret oyu vermesi ve oylamadan sonra da muhalefetini tutanağa geçirmesi dava şartı olup mahkemece re’sen gözetileceği, somut olayda davalı şirketin 26.09.2017 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde, davacılara vekaleten toplantıya katılan … , alınan tüm kararlara ret oyu verdiği; ancak ayrıca her bir karara muhalefetini tutanağa geçirmediği, bununla birlikte toplantı tutanağının imzalanmasından sonra tutanağın alt kısmına el yazısıyla, “Yukarıda belirtilen sebepler nedeniyle mevcut yönetim kurulu aleyhine zarara uğratma nedeniyle dava açma hakkımızı kullanacağız” şeklinde bir cümle yazarak imzaladığı, bu durumda, mahkemece öncelikle 2, 3, 5 nolu kararlar yönünden dava şartının yerine gelip gelmediğinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi şartlarının 3 ve 4 nolu kararlar yönünden gerçekleştiği, 2 ve 5 nolu kararlar yönünden ise muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediği,toplantı tutanağının altına davacılar vekilince düşülen muhalefetin ise hangi maddeler yönünden olduğu anlaşılamadığından, tüm maddeler yönünden geçerli bir muhalefet şerhi olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmış, 26.09.2017 tarihli genel kurulun 2 ve 5 nolu kararlarına ilişkin TTK’nın 446. maddesi gereğince dava şartı yerine getirilmemiş olduğundan iptal isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak bozma ilamında 2,3 ve 5 nolu kararlar için muhalefet şerhi işlenmediği açıkça belirtildiğinden bu durum davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaktadır. Davalı şirketin 26.09.2017 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde 3 nolu karar yönünden de usulüne uygun muhalefet şerhinin bulunmadığı dolayısıyla dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmakta olup mahkemece bu madde yönünden de iptal isteminin reddine karar verilmesi gerektiğinden mahkeme kararının bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03.11.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, Anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Temyiz incelemesinde çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, şirket genel kurul gündeminin üçüncü maddesinin oylanmasından sonra davacının muhalefet şerhini toplantı tutanağına şerh verip vermediği noktasındadır. Zira, TTK m. 446 hükmüyle şirket genel kurulunda hazır bulunan pay sahibinin iptal davası açabilmesi karara olumsuz oy vermesi şartı ile birlikte muhalefetini tutanağa geçirmesi şartına bağlanmıştır.
Somut olayda; davacı pay sahibi finansal tabloların ve gelir tablosu hesaplarına ilişkin gündemin üçüncü maddesinin görüşülmesi sırasında muhalefetini belirttikten sonra gündemin bu maddesinin oylaması yapılmış olup davacı olumsuz oy kullanmış ve toplantı tutanağının sonuna bu üçüncü maddeyi işaret edecek şekilde ki “yukarıda belirtilen sebepler nedeniyle mevcut yönetim kurulu aleyhine zarara uğratma nedeniyle dava açma hakkını kullanacağız” açıklamadan ibaret muhalefet şerhini yazdırmıştır. Zira bu şerhle açılacağı belirtilen dava TTK m. 553 vd düzenlenen sorumluluk davası olup söz konusu dava finansal tablalardaki durumu işaret etmektedir.
Davacının toplantı tutanağının sonuna verdiği şerhin gündemin üçüncü maddesini işaret etmiş olması nedeniyle anılan TTK hükmü ile getirilen “muhalefet şerhinin oylamadan sonra tutanağa geçirilme” şartının gerçekleştiğinin kabulü gerektiği görüşünde olduğumdan, üçüncü madde için muhalefet şerhine ilişkin dava şartının bulunmadığı ve bu yönden kararın BOZULMASI gerektiği yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.