YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6168
KARAR NO : 2023/654
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
MAHKEMESİ :…. Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : istinaf başvurusunun esastan reddi
Taraflar arasındaki portföy tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1998 yılından itibaren davalı şirketin Türkiye distribütörlüğünü yaptığını, bu işi büyük bir başarı ile yürüterek ciddi bir müşteri portföyü ve ciro oluşturduğunu, davalı şirketin müvekkilini saf dışı bırakarak bu müşteri portföyünü ele geçirmek amacıyla önce müvekkilinin distribütörlük yetkisini tek taraflı olarak kaldırıp müvekkilini sıradan bir bayi haline getirdiğini ve çok sayıda bayi oluşturduğunu, sonrasında ise yeni bayilere müvekkilinden daha ucuza mal tedarik ettiğini, bununla da yetinmeyen davalı şirketin müvekkilinin kendisine kazandırdığı müşterileri tek tek dolaşarak müvekkilinden mal almamalarını, kendisinin daha uygun fiyata mal tedarik edeceğini bildirdiğini, tüm bu gelişmeler üzerine taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin 27.02.2016 tarihinde müvekkilince haklı nedenlerle feshedildiğini, müvekkilince oluşturulan müşteri portföyü ile çalışmaya devam eden davalı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesine göre müvekkiline portföy tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL portföy tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında tekel hakkı tanıyan bir distribütörlük sözleşmesi bulunmadığını, davacının 03.04.1999, 18.07.2001 ve 13.08.2014 tarihli sözleşmeler tahtında müvekkilinin bölge bayisi olarak faaliyet yürüttüğünü, sözleşmenin feshine dayanak yapılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ilk olarak 03.04.1999 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasındaki en son bayilik sözleşmesinin 2014 yılında akdedildiği ve süreli olduğu, sözleşmede davacının faaliyet alanının Marmara ve Batı Karadeniz Bölgeleri ile sınırlandırıldığı, davacıya belirlenen bölgede bayi sıfatıyla münhasır olmayan satış yetkisi verildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen 30.09.2015 tarihli bilgilendirme yazısı ile tüm bayileri için sözleşmelerde geçen bölge kavramının kaldırılacağı, 01.01.2016 tarihinden itibaren bölgenin tüm Türkiye’yi kapsayacağının bildirildiği, davalının birden fazla bayisi olduğu, taraflar arasındaki sözleşmelerde davalı şirketin satış yapmasını engelleyici bir hüküm bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişki ister acentelik isterse bayilik olarak kabul edilsin, 6102 sayılı Kanun’un 122 nci maddesi uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep edebilmek için davacıya sözleşmede tekel hakkı verilmiş olmasının şart olduğu, oysa taraflar arasındaki sözleşmede davacıya tekel hakkı verilmediği, her ne kadar davacı oluşturmuş olduğu zengin müşteri portföyü sebebiyle tazminat talebinde bulunmakta ise de, davacı şirketin münhasır olmayan bayi olarak tayin edildiği, dava dilekçesi ekinde bulunan 26.09.2003 tarihli yetki belgesi başlıklı yazı ile davacının ürünlerin distrübütörü, ithalatçısı, stokçusu olduğunun yazdığı, ancak bu belgenin dava dışı Ferraz Shawmut adlı şirket tarafından düzenlendiği, davalının imza ve kaşesi bulunmayan bu belgeyle bağlı kabul edilemeyeceği, davacı şirketin müşteri potansiyelinin fazla olmasının onu tek satıcı hâline getirmeyeceği, taraflar arasında böyle bir irade uyuşmasının bulunmadığı, davacının davalı şirketin bayilerinden birisi olduğu, tek satıcı olmadığının sabit olduğu, denkleştirme tazminatının bayilik sözleşmelerinde uygulanma imkanının bulunmadığı, davacı şirketin davalı şirketle olan ticari ilişkisinin tek satıcılık veya acentelik olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından denkleştirme tazminatı adı altında talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın hukuki nitelendirmesinin yanlış yapıldığını, davanın distribütörlük sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği olgusu üzerine konumlandırılması gerektiğini, davalının kabul beyanı kapsamında artık distribütörlük ilişkisinin varlığının tartışma konusu yapılmayacağını, 6102 sayılı Kanun’un 122 nci maddesinin beşinci fıkrasının bayilik sözleşmesinin feshi hâlinde de uygulanması gerektiğini, bu noktada müvekkili ile davalı arasındaki ilişkinin distribütörlük veya bayilik olarak nitelendirilmesinin sonuca bir etkisi bulunmadığını, müvekkilinin portföy tazminatına hak kazandığını, Mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında, davacı lehine portföy tazminatına hükmedilmesini gerektirecek şekilde tekel hakkı veren sürekli bir sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun’un 122 nci maddesinin beşinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.