YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6196
KARAR NO : 2023/860
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :… Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 03.12.2013 tarihli teklif formu ile ticari ilişkinin başladığını, müvekkili tarafından davalıdan 1.000.000,00 doların üzerinde mal alındığını, son olarak müvekkili tarafından davalıya sıralı çekler ile 530.000,00 dolar ödeme yapıldığını, bir kısım malların teslim alındığını, bir kısmının ise teslim edilmediğini, cari hesapta mevcut fazla ödemenin iadesi için ihtar gönderildiğini, 21.02.2014 ve 05.03.2014 tarihinde teslim edildiği iddia olunan malların konsinye faturalarının taraflarına tebliğ edildiğini; ancak mal teslimi yapılmadığını, alacağın tahsili için takip yapıldığını, takip alacağından 33.033,03 dolar karşılığı 73.339,33 TL’nin icra dosyasına ödendiğini, geriye kalan 57.659,43 dolara haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 21.02.2014 ve 05.03.2014 tarihli fatura içeriğindeki ürünleri davacı şirket çalışanı…’a sevkiyat formu karşılığında teslim ettiğini, müvekkilinin davacı şirkete sattığı ve teslim ettiği bu ürünlerin çeşit ve niteliklerini de ayrıntılı olarak gösteren yazı ve ürünlere ait kantar fişlerinin şirket yetkilisi…’a teslim ettiğini, davacının talebi üzerine düzenlenen faturaların davalı tarafından kötü niyetli olarak iade edildiğini, anılan çalışana teslimin taraflar arasında ticari teamül niteliğinde olduğunu, davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile defterler üzerinde yapılan incelemede taraflar arasındaki ticari ilişkinin 17.03.2015 tarihli fatura ile başladığı, davacının 2015 yılına delil olan herhangi bir alacağının bulunmadığı ancak davalı tarafça yapılan ödemelerin bir bölümünün takip tarihi sonrasında yapıldığı, davacının 28.292,21 dolar alacağının bulunduğunun kayıtlı olduğu, taraflar arasında davacının hesabında yer alan 3.400,00 dolar açıklamalı işlem ile davalı adına …’e yapılan 5.400,00 dolar cari hesap ödemesine ilişkin ihtilaf bulunduğu, bu ödemelerle ilgili ispat külfeti davacıda olmasına rağmen dayanak belge bulunmadığı ayrıca uyuşmazlık davacının kayıtlarında yer almayan 10.11.2014 ve 10.11.2014 tarihli iki ayrı fatura içeriğinden de kaynaklanmış olup bu faturaların içeriğindeki ürünlerin ise davacı şirket çalışanı…’a sevkiyat formu karşılığında teslim edildiği, yapılan e-mail yazışmaları sonrasında teslimlere ilişkin faturaların düzenlendiği, bu faturaların kabul edilmesi nedeniyle takip tarihi itibariyle davacının alacağının 33.033,02 dolar olduğu, bu miktarın da takip tarihinden sonra ödendiği ve bu kısma ilişkin itirazın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları ile örtüşmeyen Mahkeme kararının gerekçesinin anlaşılamadığını, kesilen faturaların müvekkilince ödeme istenmesi ardından düzenlendiğini ve taraflarınca da iade edildiğini, bilirkişi incelemelerinde müvekkilinin defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davalı tarafın defterlerinin ise delil niteliğinin bulunmadığının belirtildiğini, taraflar arasında 21.07.2014 tarihinde yapılan elektronik yazışmada ******@sistemaluninyum.com.tr adresinden gönderilen hesap ekstresinde Şubat ve Mart ayında teslim edildiği iddia edilen ürünlerin ve bunların faturalarının yer almadığı gibi bu teslimata ilişkin her hangi bir açıklamanın bulunmadığını, bu hususun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, bilirkişi raporunun netice bölümünde faturaların teslimden 7 – 8 ay sonra kesilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu açıkça belirttiğini, teslim edildiği iddia edilen ürünlere ilişkin faturanın zamanında düzenlenmediğini sevk irsaliyesinin düzenlenmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporuna göre uyumsuzluğun, davacı ticari defterlerinde yer alan fakat davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 5.400,00 USD bedelli ve davalı adına …’e yapılan ödeme dekontu ile davacı defterlerinde kayıtlı olmayan; ancak davalı defterlerinde kayıtlı olan 10.11.2014 tarih, … ve …nolu davalı faturalarından kaynaklandığı, davacı, davalı adına dava dışı …’e yaptığı 5.400,00 dolarlık ödemeyi açık hesapta davalı borcuna kaydetmiş ise de bu ödemenin davalıya yapıldığını, ödeme yapılan …’in davalı adına ödeme almaya yetkili olduğunu ispatlayamadığı, davalının defter kayıtlarında yer alan ve davacının defterlerinde kayıtlı olmayan, davacı tarafça ihtarname ile kabul edilmeyerek iade edilen …ve … nolu davalı faturaları içeriği malların sevk irsaliyesi ile davacının çalışanı olarak beyan edilen…’a teslim edildiğinin davalı tarafça dosyaya sunulan sevkiyat formları ile ispatlandığı, faturanın sonradan düzenlenmesinin somut olaya etkisinin bulunmadığı, davalının açık hesap ticari ilişkisinde takibe itiraz ettiği miktar kadar borcu olmadığını ispatladığı gerekçesiyle davacı vekili istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının paketlemesi uygun yapılmayan ve davacı uhdesinde bulunan malları tekrar paketleyip teslimi esnasında savunmaya dayanak yaptığı irsaliyeleri düzenlediğini, mail cevabında bu mallara ilişkin başka bir faturanın zikredildiğini, davalının konsinye satış iddiası ile ispat yükünü üzerine aldığını, bilirkişi raporundaki görüşlerin neden kabul edilmediğinin hüküm yerinde gösterilmediğini, davalı defterlerinin davalı lehine delil olamayacağını, faturaya konu yeni bir teslim olsaydı irsaliyenin davalı adına düzenleneceğini; ancak somut olayda müvekkili adına düzenlendiğini, faturaların geç düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, takipten hemen önce teslimden çok sonra fatura tanzim edildiğini, dosya kapsamında bilirkişi raporu ile ortaya konulan çelişkilerin giderilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 266 ncı, 281 inci, 282 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
6100 sayılı Kanun’un 266 ncı ve devamı maddelerinde hakimin hangi hallerde bilirkişi raporu almaya yetkili olduğu belirtilmiş olup, aynı Kanunun 282 nci maddesinin üçüncü fıkrasında “Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.” hükmü haizdir. Somut olaya gelindiğinde ise dava dosyası kapsamında haklı ihtiyaca binaen alınan bilirkişi raporlarında davacı defterlerindeki kayıtların sıhhatli bulunduğu ve davacının alacaklı olduğu kanaati oluşmuş iken mahkemece sebebi açıklanmaksızın bilirkişi raporlarına itibar edilmeyerek kurulan hüküm usul bakımından yerinde olmamıştır. Mahkemenin, kendilerinde yeterli kanaat oluşturmayan bilirkişi raporlarındaki tereddütlü hususları belirterek alacağı yeni bilirkişi raporu ile oluşacak sonuca göre hüküm kurması gerekirken, dosyayı aydınlatma yükümlülüğünü gözardı ederek hüküm kurulması doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.