Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6210 E. 2023/1554 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6210
KARAR NO : 2023/1554
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1413 Esas, 2021/838 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/441 E., 2018/1367 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/111E.

Taraflar arasındaki alacak ve itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak birleşen davada davalı vekili tarafından, davacı vekili asıl dava yönünden duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ….ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Davacı vekili, esas dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 15.06.2008 tarihli ‘”Antrepo ve Nakliye Sözleşmesi”nin davalı Erk Pazarlama tarafından 07.07.2009 tarihinde sona erdirilmiş olmasına rağmen müvekkillerine ait gayrimenkulün boşaltılmadığını, sözleşmenin sona erdirilmesinden sonra dahi Erk Pazarlama’ya ait ürünler ile ilgili Halkalı Gümrük Müdürlüğü tarafından yapılan sayım ve incelemelerde gümrük mevzuatına uymayan birçok işlemin tespit edildiğini ve bu nedenle müvekkillerine ait antrepo olarak kullanılan gayrimenkulün mühürlenerek kapatıldığını, davalının işlem ve eylemleri sonucunda 07.07.2009-04.01.2011 tarihleri arasında kendisine ait ürünler ile işgal ettiği ve kullanımına engel olduğu gayrimenkulün, taraflar arasındaki sözleşme de nazara alınmak suretiyle rayiç bedeller doğrultusunda belirlenecek kullanım bedeli, kâr kaybı, yapılmak zorunda kalınan masraflar sebebiyle oluşan zararlardan doğan alacağın tespitine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik bu zararın 125.457,65 TL’lik kısmının temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün 2013/1565 E. sayılı dosyası ile 183.885,58 TL tutarlı icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibin itiraz etmesi neticesinde, İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/111 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, yapılan itirazın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yapılan icra takibinin, 15.06.2008 tarihli ‘”Antrepo ve Nakliye Sözleşmesi”nden kaynaklandığını, sözleşme gereği davalının almış olduğu hizmet karşılığı ve de faizi ile birlikte 183.885,58 TL’yi ödemesi gerektiğini, kötü niyetli olarak yapılan itiraz nedeniyle davalı taraf aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine,

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; sözleşmenin fesih tarihi olan 07.07.2009 tarihinden sonra antrepoya herhangi bir eşya getirilmediğini, bu nedenle yapılan talebin yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının takip dayanağı rakama nasıl ulaştığına açıklık getirmek zorunda olduğunu, takip konusu bedelin hesaplanmasına ilişkin itirazları saklı kalmak üzere müvekkili davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddi ile takibin iptaline, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının antrepo işleticisi davalının ise kullanıcı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 07.07.2009 tarihinde sona erdiği ve fakat Halkalı Gümrük İdaresi tarafından 27.05.2009 tarihinde kaçak tespit tutanağı düzenlendiği, davalı şirkete ait mallara kaçak olduğu zannıyla davalı gümrük idaresi tarafından el konulduğu ve davacı şirkete ait antrepoda muhafaza edildiği ve eşyanın 04.01.2011 tarihinde tasfiye edildiği, A tipi Antrepo işleticisi olan davacı tarafın kanun ve yönetmelik gereğince tutması gereken kayıtları usulüne uygun olarak tutmadığı ve bu suretle yükümlülüklerini yerine getirmediği ve kusurlu olduğu, antrepo tipi değerlendirildiğinde davalı tarafa atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine karar verilmiştir.

Birleşen davanın İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün 2013/1565 E. sayılı dosyası ile davacı tarafça başlatılan takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, takip talebinin konusu “Antrepo ve Nakliye” sözleşmenin fesih tarihi olan 07.07.2009 tarihine kadarki sözleşme bedelinin davalı taraftan tahsili istemine ilişkin bulunduğu, davalının sözleşmenin feshedildiği 07.07.2009 tarihinde davacı tarafa 110.340,37 TL borçlu olduğu, davacının defter kayıtlarını davalının defter kayıtlarının doğruladığı, davalının defterinde borç göründüğüne göre davalının ödemeyi belge ile ispat etmek zorunda olduğu, davalının ödeme yaptığını veya borcunun bulunmadığını ispat edemediği, davalı tarafından 28.07.2009 tarihinde yapılan 40.000,00 TL ödemenin düşülmesi sonucu kalan borç miktarının 70.340,37 TL olduğu, 07.07.2009 tarihinden takip tarihi olan 23.01.2013 tarihine kadar olan faiz miktarının 80.969,58 TL olduğu gerekçesi ile sonuç olarak asıl alacak ve faiz toplamı 151.309,95 TL üzerinden birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece salt antrepo tipinin A tipi Antrepo olduğuna vurgu ile bu tipte antrepolara dair şekli yorum ile hüküm kurulmasının somut olayla örtüşmeyen ve haksız bir neticeye sebebiyet verdiğini, hükme esas alınan raporda sözleşme hükümlerinin de eksik ve hatalı değerlendirildiğini, raporlar arası çelişki olduğunu, hükme esas alınamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dayanağı ve nasıl hesaplandığı belirsiz olan icra takibinin yeterince aydınlatılmadan, eksik ve yanlış incelemeler ile oluşturulan bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm tesis edildiğini, davacı defterlerinin zamanında sunulmaması sebebiyle hükme esas alınamayacağını, açılan ceza davalarından müvekkilinin beraat ettiklerini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan asıl-birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik, asıl-birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerini tekrar etmiş ve harca yönelik mükerrer hüküm kurulduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada taraflar arasında 15.06.2008 tarihinde yapılan antrepo ve nakliye sözleşmesinin 07.07.2009 tarihinde feshedilmesinden sonra antrepo olarak kiralanan taşınmazdaki davalıya ait eşyaların tahliye edilememesinde davalı tarafın kusurunun bulunup bulunmadığı, davalı tarafın gümrük mevzuatına aykırı işlemlerin bulunup bulunmadığı, fesih tarihi ile antreponun boşaltılması ve malların tasfiyesi tarihi olan 04.01.2011 tarihleri arasında davacı tarafın davalı taraftan kullanım bedeli, kâr kaybı, yapıldığı beyan edilen masraflarla ilgili olarak talepte bulunup bulunmayacağı hususlarına dayalı olarak tazminat istemine ilişkin olup, birleşen dava taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine bağlı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 574 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle birleşen davada defterleri ibraz için kesin süre verilen, bu süre zarfında ara kararı yerine getirmeyen davacı kayıtlarına göre değil davalı taraf defter kayıtlarının hükme esas alınmış olmasına göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler birleşen davaya yönelik kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3. Davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; mahkemece asıl davada 3 bilirkişi raporu alındıktan sonra hiç birisinin asıl dava yönünden hükme esas alınacak nitelikte bulunmadığı tespit edilmiş tespitinde bulunulmuş olmasına göre davayı ispat yükü üzerinde olan davacıya bilirkişi gider avansı yatırması için süre verilmesi gerekirken, 1/2 oranında davacı ve davalı taraf üzerinde paylaştırmak suretiyle icapsız yere davalıyı da sorumlu tutarak ve onun tarafından yatırılmadığında önceki raporu hükme esas almak suretiyle hüküm kurulması, doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN ONANMASINA,

2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesinin asıl davaya yönelik kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesinin asıl davaya yönelik kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin birleşen dava yönünden her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl dava yönünden davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.