YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6225
KARAR NO : 2023/1008
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 38.025,32 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.635,57 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı bankadan 29.11.2014 tarihinde 6.000.000,00 TL ticari kredi kullandığını, krediyi erken kapattığını, davalı bankanın, kredi kapama komisyonu ve faiz adı altında müvekkilinden haksız olarak fazladan tahsilatlar yaptığını ileri sürerek fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinden erken kapama komisyonu olarak tahsil edilen miktardan şimdilik 130.000,00 TL, faiz olarak tahsil edilen miktardan 70.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 200.000,00 TL’nin en yüksek mevduat veya avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin imzaladığı 01.12.2014 tarih ve 6.550.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi kapsamında çeşitli tarihlerde davacı şirkete krediler kullandırıldığını, davacının 18.05.2015 tarihinde davalı bankaya başvurarak kullanmış olduğu kredileri erken kapamak istediğini belirttiğini, davacıya genel kredi sözleşmesinin 12 nci maddesinin 1 inci bendi uyarınca kredinin erken kapatılması halinde maliyetin olacağı ve bu maliyetin karşılanması halinde kredinin erken kapatılabileceğinin ifade edildiğini, davacının kredisini erken kapatma talebi ve talimatı üzerine kredilerinin kapandığını savunarak haksız ve kötü niyetli davanın esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan 15.08.2017 tarihli bilirkişi raporuyla üç bankadan erken kapama komisyonu oranlarının sorulduğu, ortalamasının 4,66 olarak tespit edildiği, erken kapama tutarı olan 6.000.000,00 TL’ye oranlanarak 280.000,00 TL bulunduğu ve toplam tahsil edilen erken kapama bakiyesi olan 547.878,45 TL’den çıkartıldığında 267.8787,45 TL fazladan erken kapama bakiyesinin tahsil edildiği, faiz yönünden yapılan incelemede ise 01.12.2014 ile 18.06.2015 tarihleri arasındaki dönem için 6.000.000,00 TL’nin ödeme planında belirtildiği şekilde ve %15,60 akdi faiz ve %5 BSMV üzerinden yapılan faiz hesaplamasına göre davacıdan toplam 543.270,00 TL faiz tahsil edilmesi gerekirken 567,654,45 TL faiz tahsil edildiği anlaşıldığından davacıdan 24.684,45 TL fazla faiz tahsil edildiği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne, 130.000,00 TL erken kapama komisyonu, 24.384,45 TL erken kapama faizi olmak üzere toplam 154.384,45 TL’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada tüzel kişiliği bulunmayan banka şubesine husumet yöneltildiğini, şubenin taraf ehliyetinin bulunmadığını, hükme esas alınan 15.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacıdan tahsil edilen erken kapama komisyonu tutarı hesaplanırken iki farklı hesaplama yöntemi kullanıldığını, diğer bankalardan sorulan ortalama erken kapama komisyon oranının (%4,6), müvekkili bankanın komisyon hesaplamasında kullandığı formüle uygulayarak hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili banka tarafından davaya konu erken kapama işlemi yapılırken, ödenmeyen her taksit sonrası ilgili dönemde biriken faiz ve BSMV, anapara riski üzerine eklenerek bir sonraki taksit için faiz olarak hesaplandığı yani bileşik faiz uygulandığını, faize faiz yürütülmesinin hukuki dayanağının davacı ile imzalanan ve ticari nitelikte ödünç sözleşmesi olan genel kredi sözleşmesi olduğunu; ancak Mahkemenin kanuni dayanağı olmaksızın bileşik faiz talebinin taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alması halinde uygulanabileceğini belirterek basit faize göre yapılan hesaplamaya itibar ettiğini, itiraz ettikleri 15.08.2017 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmede kararlaştırılmış bir oran bulunmasa da sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu kabul edilen taraflar arasında imzalanan 01.12.2014 tarihli “Ticari Kredi Erken Kapama Taahhütnamesi” başlıklı belgede, işbu taahhütnamenin 01.12.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olduğu kabul edilip, kredinin erken kapatılması halinde komisyon ödeneceği, ödenecek komisyon oranları ve hesaplama yönteminin belirtildiği, buna göre Mahkemece hükme esas alınan 15.08.2017 tarihli bilirkişi raporundaki birinci seçenekteki hesaplamaya itibar edilmesi gerekirken ikinci seçeneğe itibar edilmesinin yerinde görülmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen bileşik faizin ancak taraflar arasında bu konuda bir anlaşma olması halinde talep edilebileceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, 13.640,87 TL erken kapama komisyonu ile 24.384,45 TL erken kapama faizi olmak üzere toplam 38.025,32 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince üç ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığını, raporlarda uyuşmazlık konusunun ayrıntılı olarak irdelendiğini, gerek kredi sözleşmesi ve gerekse bankaların uyguladıkları komisyon miktarları ve Yargıtay kararlarına göre verilen İlk Derece Mahkemesi kararının doğru ve yerinde olduğunu, istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekirken aykırı bir yorum ile kabulünün hatlı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı bankadan kullanılan kredilerin erken kapatılması nedeni ile davalı banka tarafından haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen erken kapama komisyonu ve fazladan alınan faizin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.