YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6264
KARAR NO : 2022/74
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesince verilen yukarıda tarihi ve sayısı yazılı kararın HMK’nın 363’üncü maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası çerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve diğer tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği müzakere edilip düşünüldü.
Davacı vasisi, davacı aleyhine davalı tarafından Osmancık İcra Müdürlüğünün 2018/65 E. sayılı dosyasıyla başlatılan takip dayanağı senedin sahte olduğunu ileri sürerek kısıtlı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının bedelini peşin ödemek suretiyle davacıdan satın aldığı kavak ağaçlarının teslim edilmemesi üzerine, takip dayanağı senedin davacı tarafından verildiğini ileri sürerek davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava, takip dayanağı senedin sahte olduğu iddiasına dayalı İİK m. 72 uyarınca açılan menfi tespit davası olup, Mahkemece, dava açıldıktan sonra davacının öldüğü belirtilip veraset belgesi ibraz edilmesine rağmen tüm mirasçıların katılımı ile taraf teşkili sağlanmadan senetteki imzanın sahteliğinin menfi tespit davası ile değil imzaya itiraz ile ileri sürülmesi gerektiği, davacının süresinde imzaya itiraz etmediği, menfi tespit davasında imza incelemesi yaptırılamayacağı, dolayısıyla ispat yükümlülüğü olan davacı keşidecinin borcu olmadığı davaya konu bono ile aynı nitelikte bir belge ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı, dava açıldıktan sonra 26.06.2018 tarihinde ölen davacı, mirasçılarından …’ün davayı takip eden avukata vekalet vermediği halde kendisinin muvafakat’ı alınmadan, hatta tebligat bile yapılmadan ve dolayısıyla taraf teşkili sağlanmadan davanın görülüp sonuçlandırıldığı, kararın kesin olduğu, ancak söz konusu eksikliğin HMK m. 55 ve 114 hükümleri ile TMK m. 640 hükmüne aykırı olduğunu ileri sürerek Kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
Somut olayda, kısıtlı olan davacının vasisi tarafından 07.05.2018 tarihinde davanın açıldığı, 26.06.2018 tarihinde ise davacının öldüğü, bunun üzerine Çorum Barosu avukatlarından Av….’nın veraset belgesi ile birlikte … dışındaki mirasçıların vekili olduğunu belirtip vekaletleri ibraz ettiği, mirasçılardan …’ün davaya katılımı sağlanmadan ve de mazereti kabul edilen bir kısım mirasçılar vekilinin hazır bulunmamasına rağmen sadece mirasçılardan … ve davalı vekilinin katılımı ile verilen duruşma gününden önce duruşma açılıp yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine miktar itibariyle kesin karar verilmiştir.
Dava açıldıktan sonra davacı öldüğüne göre Mahkemece yapılması gereken, HMK m. 55 hükmü uyarınca mirasçı …’e tebligat yapılıp davayı takip edip etmeyeceğinin sorulması, davayı takip edeceğini bildirmesi veya kendini vekille temsil ettirmesi durumunda, anılan hüküm uyarınca mirasın reddi için kanunda öngörülen süreler kadar davanın ertelenmesini gerektiren hal varsa erteleme süreside geçtikten sonra davanın görülmesi, bu şekilde taraf teşkili sağlanması mümkün olmazsa TMK m. 640 uyarınca taraf teşkilinin sağlanması için gerektiğinde terekeye mümessil tayin edilip, böylece HMK m. 114’de öngörülen taraflara ilişkin dava şartı yerine getirilmek suretiyle davanın görülüp sonuçlandırmasından ibaret iken, mirasçılardan …’ün de davaya katılımı sağlanmadan ve dolayısıyla anılan hükümlere aykırı hareketle karar verilmesi doğru olmadığı gibi, mirasçıların vekili olduğunu belirtip vekaletname ibraz eden avukatın 05.11.2018, 07.01.2019 ve 11.04.2019 tarihli duruşmalara bildirdiği mazeretlerin kabul edilmesine, 11.04.2019 tarihli duruşmadan sonraki duruşma gününün ise 22.05.2019 gününe bırakılmasına rağmen, bildirim ve tebligat yapılmadan ve davayı takip eden mirasçıların tümü ve avukatları da katılmadığı halde mirasçılardan … ile davalı vekilinin katılımıyla verilen duruşma gününden önceki 22.04.2019 tarihinde duruşma açılıp karar verilmiş olması da HMK m. 27 uyarınca hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğundan doğru olmamıştır. Yine, sahtelik iddiasına dayalı menfi tespit davası açılmasına ve dolayısıyla menfi tespit davasında imza incelemesini yasaklayan bir kanun hükmü bulunmamasına rağmen imza incelemesinin sadece takip hukukuna özgü imzaya itirazda yapılacağı gibi hukuki olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile anılan Mahkeme Kararının kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle Adalet Bakanlığının 6100 sayılı HMK’nın 363 üncü maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile sonuca etkili olmamak üzere hükmün kanun yararına BOZULMASINA, gereğinin yapılması için karar örneği ve dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine, 10/01/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.