YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6348
KARAR NO : 2023/1403
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin pek çok şubesi olan, sektöründe dünya çapında tanınmışlığa erişmiş bir firma olduğunu, “The Coffee Club” markası altında pek çok yerde şubeleştiğini, 2008 yılında zincir bir yemek firmasında usta olarak faaliyet göstermek için İngiltere’de bulunan davalının da müvekkili ile ilgili haberlere ulaşabildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, davalının 2009/21789 numaralı 35, 41, 43. sınıflarda, “The Cofee Club” ibareli markayı Türkiye’de tescil ettirdiğini, bu markanın müvekkilinin yurt dışında tescilli markaları ile birebir aynı olduğunu, hatta müvekkilinin kullandığı font ve logonun da davalı tarafça aynen kullanıldığını, sosyal medya hesaplarında paylaşılan fotoğraflardan, davalının çeşitli yıllarda müvekkiline ait logoları, peçete, tepsi vb. materyallar üzerinde kullandığının anlaşıldığını, davalının müvekkili şirketin Türkiye şubesi gibi bir izlenim yaratmak istediğini ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2009/21789 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafa ait ilk marka başvurusunun 2011 yılında yapıldığını, davalının 2011/05521 sayılı “The Coffee Club” ibareli marka başvurusunun müvekkiline ait markaya dayalı olarak Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından reddedildiğini, başvurunun reddedildiği tarihten beri davacının müvekkili markasından haberdar olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 5 yıl boyunca sessiz kalan davacının davasının reddinin gerektiğini, ayrıca davacının Türkiye’de faaliyet göstermediğini ve tescilli markasının da bulunmadığını, 2009 yılından beridir müvekkili tarafından kullanılan markanın sevilen bir marka hâline geldiğini, ülkesellik ilkesi gözetildiğinde davanın yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında dava konusu markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının kötü niyetinin ispatlanamadığı, “THE COFEE CLUB” ibareli markanın 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası hükümleri bağlamında tanınmış bir marka olarak değerlendirilemeyeceği, sessiz kalma yoluyla hak kaybının somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği, dosyanın ek rapor düzenlenmesi için 16.11.2018 tarihli celsede bilirkişi heyetine tevdiine karar verildiği, ancak kesin süre içerisinde ek rapor ücreti yatırılmadığından dosyanın ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişi kuruluna gönderilmediği, bu hâliyle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya esas olarak alınan bilirkişi raporunun çelişkili ve eksik olduğunu, sundukları delillerin incelenmediğini, dosyaya sundukları hukuki görüşün dikkate alınmadığını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, müvekkili markasının neredeyse dünyanın her yerinde marka korumasının mevcut olduğunu, yine kötü niyet iddialarına ilişkin sundukları delillerin de değerlendirilmediğini, davalı kullanımlarının açıkça müvekkilinin logosuna benzediğini, davalının müvekkilinin Türkiye Şubesi olarak algılanma gayreti içerisinde olduğunu, davaya konu markanın davacının tescilli ve tanınmış markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, müvekkilinin söz konusu markanın gerçek hak sahibi bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu, dolayısıyla davalının fiili kullanımlarının bu davanın konusu olmadığı, davacının Türkiye’de tescilli bir markası olmadığı gibi Türkiye’de herhangi bir markasal kullanımının da bulunmadığı, yine davacı markasının tanınmış olduğunun da ispat edilemediği, davalının marka tescilinin kötü niyetli yapıldığının da ispatlanamadığı, buna göre dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, aksi yönde kanaat bildiren uzman görüşüne de açıklanan nedenlerle itibar edilmesinin mümkün görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.