Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6365 E. 2022/7876 K. 08.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6365
KARAR NO : 2022/7876
KARAR TARİHİ : 08.11.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 03.03.2021-02.07.2021 tarih ve 2021/1 E- 2021/331 K. sayılı asıl karar duruşmalı olarak davalı vekili, ek kararı ise davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından 95.000,00 TL bedelli senede dayanılarak Fethiye 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/413 esas sayılı dosyası ile aleyhine icra takibine girişildiğini, bu takipten muhtara tebliğ edilen ödeme emrinin muhtar tarafından 30.01.2015 tarihinde tarafına verilmesiyle haberdar olduğunu, ekonomik yönden darda olduğu bir dönemde en yakın arkadaşı olarak bildiği davalıdan yardım istediğini, 12.000,00 TL’lik borcuna karşılık davalıya sadece imzalı ve diğer kısımlarının boş olarak dava konusu senedi verdiğini, ayrıca davalının kendisine ait kredi kartlarına olan toplam 4.000,00 TL borçlarını da ödediğini böylece davalının toplam 16.000,00 TL ödeme yaptığını, bir süre sonra ekonomik durumu biraz düzeltince parasını ödemek istediğinde davalının senedi 80.000,00 TL olarak doldurup icraya vereceğini söylediğini, bunun üzerine davalı hakkında Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, Fethiye 1. İcra Müdürlüğünün 2015/413 esas sayılı icra takibi dayanağı olan 15.06.2014 tanzim ve 19.01.2015 vade tarihli 95.000,00 TL bedelli senedin 79.000,00 TL’lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitini ve davalının bu kısım yönünden haksız ve kötü niyetli olarak takip açmış olması nedeniyle tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bono borçtan mücerret bir kıymetli evrak olduğunu, açılan davanın her türlü dayanaktan yoksun olup kötüniyetle açılmış bir dava olduğunu, alacaklının alacağına kavuşmasını engelleme maksatlı açılmış davayı kabul etmediklerini, davacının davaya konu senetteki imza ile ilgili hiçbir itirazının bulunmadığını, davalının davacıya peyderpey verdiği nakit paralar toplamı olan 95.000,00 TL için takibe ve davaya konu bonoyu verdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı hakkında takip konusu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğundan bahisle şikayetçi olduğu Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/266 esas sayılı dosyasında davalı hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan mahkumiyetine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılması nitelik itibariyle mahkumiyet hükmü değil ise de ceza dosyasında alınan rapor ve maddi olguların delil olarak kabul edileceği, davalının hem soruşturma aşamasında hem de ceza yargılaması aşamasında senet üzerindeki hiçbir yeri kendisinin doldurmadığı, diğer belgedeki imza ve yazıyı inkar ettiği, İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 01.04.2015 tarihli raporunda, davaya konu senette bulunan imza dışındaki diğer yazıların davalı el ürünü olduğu ve Adli Tıp Kurumunun 09.05.2016 tarihli raporunda ise “12.11.2012 ne biliyorsan yap” şeklindeki yazı ve altındaki imza ile inceleme konusu zarfta yazılar altında yer alan imzanın davalı eli ürünü olduğu, “12.000,00 TL’lik senet için boş senet aldım” yazısının altında yer alan imzanın davalı el ürünü olduğunun tespit edildiği, bu haliyle özellikle 12.000,00 TL çek için boş senet aldım yazısı altındaki imzanın davalıya ait olduğunun tespiti nedeniyle davalı tarafından senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu hususunun yazılı delil ile ispatlanmış olduğunun kabul edildiği, bu durumda davalı tarafından itiraza uğrayan 79.000,00 TL’nin ödünç olarak davacıya verildiği yani anlaşmanın 95.000,00 TL bedel için yapıldığının usulüne uygun kanıtlanması gerektiği, davalı tarafından bu husus usulüne uygun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, 79.000.-TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu kabul edildiğinden davalının takibin haksız olduğunu bilmesi gerektiği kabul edilerek davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi kararının, davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak bozma ilamında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili gerekçeli kararın tebliğinden sonra sunduğu 25.06.2021 tarihli dilekçe ile bozma öncesi ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp esas hakkında hüküm veren bölge adliye mahkemesinin kararının bozulması sonrasında bozmaya uyarak karar veren Bölge Adliye Mahkemesinin yeniden esas hakkında hüküm kurması gerekirken başvurunun esastan reddine dair karar ile yetinilerek yeni bir hüküm kurulmaması resen bozma sebebi olarak değerlendirildiğinden, HMK’nın 305/A maddesi uyarınca bu konuda ek karar verilmesi talebinde bulunmuş; mahkemece 02/07/2021 tarihli ek karar ile hükmün HMK’ya uygun olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Asıl kararı davalı vekili ve ek kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nın 373/3. maddesi uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.047, 36 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
08.11.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.