Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6372 E. 2023/782 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6372
KARAR NO : 2023/782
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ders kitapları satışına ilişkin şifahi olarak anlaşma yapıldığını, davalının sözleşmeye konu kitapları teslim etmediğini, bu nedenle davalıya verilen 3 adet her biri 30.000,00 TL olan çekin bedelsiz kaldığını belirterek bu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalıda bulunan teminat mektubunun iadesine.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete ceza mahkemesi kararı ile FETÖ/PDY kapsamında kayyum tayin edildiğini, ticari faaliyetlerinin askıya alındığını, davacıya bir kısım çeklerin iade edildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davacıya teslim edilmesi gereken kitapların teslim edilmediği, çeklerin bedelsiz kaldığı, davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, 31.12.2016 keşide tarihli çekin ödenmesi nedeniyle davacının bu çek bedelini istirdat talebinin yerinde olduğu, diğer çekler yönünden ise davalının davacıya borçlu olmadığı, davalı şirketin Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında kapatılan şirketlerden olmadığı, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (674 sayılı KHK) 19 uncu maddesi kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) şirketin yönetimine kayyum atandığı, tüzel kişiliğinin devam ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının elinde olmayan nedenlerle üretim yapamadığını ayrıca davacının malların teslim edilmesi için gereken özeni göstermediğini, 670 sayılı KHK’nın 5 inci maddesi gereğince kapatılan ve resen terkin edilen şirketlere karşı dava açılamayacağını belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 675 sayılı KHK’nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 20.07.2016 tarihinde ilan edilen OHAL kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler uyarınca kapatılan gerçek ve tüzel kişiler hakkında kapatılma ya da resen terkin üzerine 17.08.2016 tarihinden sonra açılan davaların dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceği düzenlemesinin yer aldığı, bu düzenlemenin özel bir dava şartı olduğu, somut olay kapsamında davalı şirketin dava açıldıktan sonra 16.11.2016 tarihinde 670 sayılı KHK kapsamında terkin edildiği ve tasfiye işlemlerinin yapılması için TMSF’ye devredildiği, daha sonra tasfiye amacıyla tekrar sicile kayıt edildiği; ancak yönetimin TMSF tarafından atanan kayyım heyeti tarafından yerine getirildiği anlaşıldığından, yukarıda belirtilen 675 sayılı KHK’nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çeklerin iadesi noktasında muhatap arayan müvekkili şirketin muhatap bulamadığını, sözleşmenin bundan sonra yerine getirilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından hiç bir mal veya hizmet verilmediğinin açık olduğunu, dava açıldıktan sonra davalı şirket tarafından iki adet çek ve teminat mektubunun iadesinin davayı açmakta haklı olduklarını gösterdiğini, davalı şirketin OHAL kapsamında kapatılan şirketlerden olmadığını, 674 sayılı KHK’nın 19 uncu maddesi kapsamında temsil kayyumu olarak TMSF’nin atandığınıİ ancak şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 675 sayılı KHK’nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bulunup bulunmadığı, tüzel kişiliğinin devam edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
675 sayılı KHK’nın 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası

3. Değerlendirme
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun 05.04.2017 tarihli yazı cevabı ile 22.11.2016 tarihli OHAL kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında 677 sayılı KKHK’nın 7 nci maddesi uyarınca davalı UTT Yayıncılık … A.Ş.’de görev yapan kayyumların yetkilerinin Fona devredildiği, Fon kurulu ve Başbakan Yardımcılığı makamının muhtelif kararlarıyla anılan şirketin yönetim kurulu oluşturularak üyeliklerine atamalar yapıldığı, şirketin Fon’dan bağımsız tüzel kişiliğinin devam ettiği, dava ve borçlarından şirketin sorumlu olduğu, belirtilen nedenlerle şirketin temsili ile ilgili konuların şirketten sorulması, işbu davanın Kuruma yöneltilmesinin mümkün olmadığı bilgisinin verildiği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesince işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.