Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6380 E. 2023/1035 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6380
KARAR NO : 2023/1035
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret

Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından ithal edilen ürünlerin gümrük tarife istatistik pozisyonu numarasında yaşanan uyuşmazlık sebebi ile taşıyıcı firma tarafından davalı antrepoya bırakıldığını, emtianın davalı şirkete ait antrepoda 31.07.2017 tarihinden 16.11.2017 tarihine kadar 109 gün kaldığını, antrepo ücreti olarak davalı tarafa ihtirazi kayıtla 141.658,86 TL ödemede bulunulduğunu, ancak talep edilen ücretin fahiş olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 100.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; antrepo ücretine konu emtianın, davacı tarafın gümrük işlemlerini yapan ihbar olunan şirket tarafından teslim edildiğini, antrepo ücretiyle ilgili gerekli bilgilerin kendilerine verildiğini, davacı tarafın tacir olduğunu, antrepo ücretiyle ilgili gerekli araştırmayı basiretli iş adamı gibi yapıp mallarını bu şekilde teslim etmesi gerektiğini, ayrıca talep edilen ücretin de piyasadaki antrepo depolarının uyguladığı ücretle uyumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirkete ait ithal edilen ürünlerin davalı şirkete ait antrepoda 109 günlük süre ile muhafaza edilmesi sonucunda tahakkuk eden 141.658,86 TL’nin ihtirazi kayıt ile davalı tarafa ödendiği, ödenen antrepo ücretinin fahiş olduğundan bahisle fazladan ödenen 100.000,00 TL’nin iadesi amacıyla işbu davanın açıldığı, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök ve ek raporda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davalı tarafından talep edilen antrepo ücretinin muhafaza edilen eşyaların nitelik ve niceliğine uygun olduğu, davalı şirketin uygulamış olduğu tarife kapsamında ücretlendirme yaptığı, emsal antrepo ücretlerine göre fahiş bir talebin söz konusu olmadığı, kaldı ki davacı tarafın basiretli iş adamı gibi antrepo ücreti konusunda gerekli araştırmayı yapıp ithal ettiği ürünlerin muhafazasını sağlaması gerektiği, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkemece davalı tarafından belirtilen antrepo ücretinin fahiş olmadığı yönündeki kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada emsal ücret hesaplamasının yapılmadığını, dinlenen tanığın davalı yanca belirlenen antrepo bedelinin piyasa değerinden dört kat fazla olduğunu beyan ettiğini, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, davalı tarafından kanunun açık hükmüne aykırı bir biçimde fiyat listesine ilişkin bildirimin, müvekkili şirketin herhangi bir çalışanına yapılmasının ve böylece müvekkilinin fahiş bir borç yükü altına sokulmasının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) prensiplerine aykırılık teşkil ettiğini, yerel Mahkemenin gerekçeli kararında müvekkili şirketin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü üzerinde durulmuşsa da aynı yükümlülüğün davalı bakımından da geçerli olduğunu, müvekkili şirkete yapılacak bildirimlerin 6102 sayılı Kanun’da belirlenen şekil şartlarına uygun bir şekilde yapılmasının zorunlu olduğunu, bilirkişinin sözleşmenin kurulmuş olduğu ve müvekkili şirketin davalı tarafından iletilen mail ile tarifeden haberdar olduğu yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin ithal etmiş olduğu malları gümrük tarife istatistik pozisyonunda uyuşmazlık yaşanması nedeniyle zorunluluk sonucu depoya teslim etmek durumunda kaldığını, antrepoya konmasından sonraki ücretin müvekkili şirketin bilgisi ve talimatı kapsamında olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında saklama sözleşmesinin kurulduğu ve davacının ithal ettiği malların bir süre davalının antreposunda muhafaza edildiğinin uyuşmazlık konusu teşkil etmediğini, uyuşmazlığın antrepo ücreti olarak davacıdan tahsil edilen bedelin fahiş olup olmadığı noktasında toplandığı, taraflar arasında ücret konusunda anlaşma yapılmadığı, davalı faturasının davalı tarifesine uygun olduğu, ek bilirkişi raporunda emsal ücret araştırmasının yapıldığı, emsal araştırmasına göre uyuşmazlığa konu antrepo ücretinin uygulandığı dönemde davalının yaptığı ücretlendirmenin altında saklama ücreti talep eden firmalar olduğu gibi davalıdan daha fazla ücret tarifesi uygulayan firmaların da olduğu, davacının kendisinden alınan ücretin fahiş olduğunu ispatlayamadığı, davacı delil olarak dosyaya davalı antreposundan teslim aldığı malları daha ucuz bir fiyata başka antrepoya teslim ettiğini belirtmiş ise de buna ilişkin faturanın dosyaya sunulmadığı, 6098 sayılı Kanun’un 561 ve 574 üncü maddeleri uyarınca durum ve koşulların gerektirdiği takdirde ardiyecinin kararlaştırılmış veya alışılmış olan ücreti isteyebileceği, davalı tarafından alınan ücretin fahiş olmadığı, davacının malların antrepoya tesliminden sonra ücret konusunu her zaman davalı ile kararlaştırabileceği, ücret konusunda uyuşma olmadığı takdirde mallarını davalı antreposundan teslim alarak başka bir antrepoya her zaman bırakabileceği, nitekim davacının ücreti yüksek bulması üzerine mallarını davalı antreposundan alarak başka bir antrepoya teslim ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin zor durumundan faydalanılarak fahiş antrepo ücreti talep edildiğini, emsal ücret araştırması hâlinde söz konusu bedelin fahiş olduğunun ortaya çıkacağını, taraflar arasında ücret konusunda mutabakat olmadığından saklama sözleşmesinin kurulmadığını, davalı tarafın ücret bilgilendirmesini malların depoya alınmasından yaklaşık iki ay sonra yaptığını, fahiş ücreti öğrenen davacının mallarını depodan çektiğini, davalının kararlaştırılan ya da alışılmış olan ücreti istemediğini, ortada kararlaştırılan bir ücret bulunmadığı gibi davalının fahiş fiyat tarifesi uyguladığını, bilirkişilerce rayiç değer üzerinden hesaplama yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, saklama sözleşmesinden kaynaklanan ve davacı tarafından davalıya ödenen ücretin fahiş olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6098 sayılı Kanun’un 561 ve 574 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.