Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6398 E. 2023/1607 K. 16.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6398
KARAR NO : 2023/1607
KARAR TARİHİ : 16.03.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1319 Esas, 2021/818 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/802 E., 2018/923 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.03.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 03.09.2015 tarihinde yapılan 2014 yılı olağan genel kurulunda alınan 8 numaralı karar ile şirket kârından 2.000.000,00 TL’nin ortaklara hisseleri nispetinde 01.05.2016 tarihinde dağıtılmasına ortakların şirkete borcu varsa yapılacak ödemede bunun mahsup edilmesine karar verildiğini, müvekkilinin davalı şirketin %25 hisse sahibi ortağı olduğunu, davacının kendisinin şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, bu sebeple karara muhalefet etmediğini, 02.05.2016 tarihinde müvekkilinin hesabına 500.000,00 TL yerine 292.735,70 TL yatırıldığını, kesintiye gerekçe olarak gösterilen 2015 yılında yapılan bir telif ödemesinin kâr payına mahsuben yapılmış bir ödeme gibi kabul edilmek istendiğini, oysa böyle bir borç olmadığı için mahsubun da hukuka aykırı olduğunu, davacının babası ve eser sahibi olan Saadettin Ergeneci’nin 2002 yılında vefat ettiğinden telif hakkının mirasçı sıfatı ile davacıya da ödenmekte olduğunu, 2011-2013 yılları telif ücretlerinin hak sahiplerine ödendiğini, 2015 yılı Mayıs ayında davacı hesabına yatırılan 200.000,00 TL’nin de telif ücreti kapsamında 2011’den önceki dönemler ile 2014 yılı telif ücretine mahsuben yapılmış bir ödeme olduğunu ileri sürerek kâr payından eksik ödenen kısım ile ilgili başlatılan takibe davalının haksız itirazının iptaline ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tüm iş ve işlemlerin genel kurul kararına uygun olarak yapıldığını, kâr payı dağıtılırken davacının sahip olduğu %25 kâr payı oranı nispetinde hissesine düşen 500.000,00 TL’den şirketten 18.05.2015 tarihinde alınan 200.000,00 TL’lik borç ile bu borca işlemiş 7.264,30 TL’lik faizin düşüldüğü, bakiye 292.735,70 TL’nin davacının banka hesabına ödendiğini, aynı şekilde ve aynı miktarda diğer şirket ortaklarına da borç verilmiş olup kâr payı dağıtılırken bu borçların faizi ile birlikte mahsup edilerek bakiye kısmının aynı gün ödendiğini, şirket ortaklarına verilen bu borcun şirket defter kayıtlarına da işlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar 200.000,00 TL bedelli banka dekontunda neye istinaden ödeme yapıldığına ilişkin bir açıklama bulunmadığından mevcut bir borcun ifası olarak değerlendirilebilir ise de, iddianın ileri sürülüş şekline göre sadece bu banka dekontuna dayanılmadığı, davalı şirketin defter kayıt ve belgeleri, davalı şirketin 03.09.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararları, davacı dışındaki diğer ortaklara aynı tarihte aynı miktarda avans niteliğinde ödeme yapılmış olması karşısında davacı yanın dava dilekçesinde daha önce yapılmış olan ödemenin telif hakkı alacağına istinaden yapılmış bir ödeme olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı, davacının kâr payı alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline 500.000,00 TL ödenmesi gerekirken eksik ödeme yapıldığını, davalı şirketin eksik ödeme gerekçesini avans verildiği iddiasına dayandırdığını, müvekkilinin davalı şirketten böyle bir borç almadığını, genel kurulda şirket ortaklarına kâr payı avansı ödemesine ilişkin herhangi bir karar alınmadığını mahkemenin dava edilmeyen davacının davalı şirketten telif alacağı bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapamayacağını, müvekkilinin 200.000,00 TL’lik ödemeyi şirketin yayınladığı kitaplardan kaynaklanan telif alacağına sayma hakkı bulunduğunu ve söz konusu ödemenin kar pay avansı olarak verildiğinin ispatının davalı şirkette olduğunu ifade ederek kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının vekalet ücreti ve kötü niyet tazminatı yönünden usul ve kanuna aykırı olduğunu, kararın bu yönüyle kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davaya konu 200.000,00 TL bedelli ödemenin yapıldığı 18.05.2015 tarihi itibariyle davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olup, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla ticari defter ve kayıtların tutulmasından sorumlu olduğu, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre davaya konu ödemenin tüm ortaklara avans olarak borç verildiği ve 2014 yılı telif ücretinin tüm ortaklara ve …’ye ödendiği, dosyaya sunulan 2015 yılı Ocak ayına ait dekontlarda da yine davacı da dahil davalı şirketin diğer ortakları ile …’ye telif ücreti ödemesi yapıldığı gibi bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere telif hakkına ilişkin sözleşme örneklerinin dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davacı yanca ödenmeyen 2015 yılı ve öncesine ait telif hakkı bulunduğunun somut bilgi belgelerle ispatlanamadığı, öte yandan, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçlu aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olarak başlatılması gerektiği, somut olayda, davacının davalı aleyhine icra takibi başlatmakta haksız ise de, kötü niyetli olduğuna ilişkin davalı tarafça herhangi bir iddia ve delil sunulmadığı, davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine yönelik itirazına itibar edilemeyeceği, diğer yandan, eldeki davada açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, mahkeme hükmünün kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki yazılı gerekçeleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararıyla dağıtılmasına karar verilen kâr payının eksik ödenip ödenmediğinin tespiti ile eksik ödendiği iddia edilen kısmın tahsili istemiyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun genel kurula ilişkin 407 nci madde ve devamı hükümleri, kâr payına ilişkin 507 nci madde ve devamı hükümleri.

3.6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi, 222 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.