YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6418
KARAR NO : 2022/7838
KARAR TARİHİ : 07.11.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Turhal 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.04.2021 tarih ve 2018/450 E. – 2021/231 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin önceden davalılara ait olduğunu, davalıların, şirketteki hisselerinin tamamını 07.12.2013 tarihinde yapmış oldukları şirket devir sözleşmesiyle dava dışı … ve … ‘e sattıklarını ve yapılan satış işleminin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, zikredilen şirket devir sözleşmesinin 3-4 ve 5. maddeleri uyarınca, devirden önceki tüm borçların davalılara ait olduğunu, halihazırda, müvekkili olan şirket aleyhine açılmış ve devirden önceki sebeplerden kaynaklanan icra takibi ve davalar bulunduğunu, bu davalar ve icra takiplerinden kaynaklanacak olan borçlardan taraflar arasında akdedilmiş bulunan şirket devir sözleşmesi gereğince davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 60.000,00 TL’nin ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın aktif ve pasif husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacı taraf 07.12.2013 tarihli sözleşmeye dayanarak alacak talebinde bulunmuşsa da, sözleşmenin geçersiz olduğunu zira sözleşmeyi şirket adına imzalayan …’in şirket hisselerini tek başına devretmeye yetkili olmadığını, şirket hisselerinin devri, 16.12.2013 tarihinde noterde gerçekleştirilen limited şirket pay devri sözleşmesiyle gerçekleştirildiğinden daha önce yapılan 07.12.2013 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu, 16.12.2013 tarihli sözleşmede alıcının, şirketi, bütün hukuki ve mali yükleriyle birlikte almayı kabul ettiğini bu nedenle müvekkilinin devirden önceki borçlardan sorumlu olmadığını, 16.12.2013 tarihli noter senedinin sahteliği ispat edilinceye kadar davacı aleyhine kesin delil niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde üçüncü kişinin kendisi adına talepte bulunabilmesinin mümkün olduğu, eksik üçüncü kişi yararına sözleşmelerde ise bunun mümkün olmadığı, yine üçüncü kişi yararına sözleşmelerde kural olarak üçüncü kişinin bizzat talepte bulunamayacağı, bunun aksi, yani üçüncü kişinin kendisi adına talepte bulunabileceğinin ya sözleşmede açıkça yazılı olması, ya tarafların sözleşmede açıklanan iradelerinden bu durum tespit edilebilmesi ya da bu konuda bir örf veya adetin bulunması gerektiği, dava konusu sözleşmede ise bu konuda açık bir hüküm bulunmadığı, sözleşmenin maddelerinden, tarafların üçüncü kişi davacı şirkete bizzat talepte bulunabilme hakkını vermek iradesinde olduğunun da anlaşılamadığı, bu konuda ticari hayatta bir örf veya adetin de bulunmadığı, hal böyle olunca, dava konusu hisse devir sözleşmesinin tam üçüncü kişi yararına sözleşme olarak kabul edilmesi ve davacı şirketin bu sözleşmeye dayanarak kendisi adına talepte bulunabilmesinin de olanaklı olmadığı, bu nedenle davacı şirketin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.