Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6436 E. 2023/1266 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6436
KARAR NO : 2023/1266
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1789 Esas, 2021/909 Karar
HÜKÜM : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/323 E., 2019/190 K.

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1952 yılında kurulan müvekkili şirketin Ürdün’deki en eski şirketlerden olduğunu, müvekkili şirketin ”HALİBNA” ibareli marka ve logosu üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davaya konu marka sahibi ,müvekkili firmanın tanınmışlık düzeyinden yararlanmak amacıyla ”HALİBNA” ibareli markayı kötüniyetli olarak tescil ettirerek, müvekkiline ait ” HALİBNA” ibaresini içeren markanın kalitesinden, güvenilirliğinden yararlanarak kendi markası lehine yarar sağlamaya çalıştığını,”HALİBNA” markası müvekkili şirketin maruf hale getirdiği ve gerek yurt dışında gerek yurt içinde tescil ile koruduğu fikri ve sınai mülkiyeti olduğunu, www.whois.com adresi üzerinden yapılan araştırmalarda da müvekkilinin ”HALİBNA” ibaresini içeren www.halibna.com alan adını 2011 yılından beri kullandığını, tüketici nezdinde tanınmışlık seviyesinin yüksek olduğunu, müvekkili şirketin gerçek hak sahibi olduğu ”halibna” markasıyla çekişmeli 2017/19237 işlem numaralı markanının birebir aynı olduğunu ve aynı emtiaları kapsadığını, müvekkiline ait ”halibna” ibareli markanın ulusal ve uluslararası 05, 29, 30, 32, 35 ve 39. sınıflarda tescile sahip olduğunu,marka sahibinin sınırsız seçme özgürlüğü bulunmasına rağmen, müvekkilinin özgün yapıdaki ”halibna” markası ve logosunu aynen içeren markayı aynı sınıflar bakımından kendi adına tescil ettirmeye çalışmasının kötüniyetinin ve haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunun bir göstergesi olduğunu ileri sürerek davalı adına tescil ettirilmiş 2017/19237 işlem numaralı markanın gerçek hak sahipliği ve kötüniyet nedenlerine dayalı olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi adına tescilli olduğunu ileri sürdüğü ”HALİBNA” markasını fiilen kullanmadığını, markanın Türkiye’de tescilli olmadığını,dava dilekçesine göre bu markanın davacı tarafından fiilen kullanıldığı tek yerin sanal ortamda bir alan adı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına yurtdışında tescilli Halibna markasını davalı tarafında aynısının Türkiye’de tescil ettirmesi, markaların görsel ve işitsel olarak birebir benzer olmasının, davalının davacının markasını tescilden önce bildiği, bu durumun hukuk düzeni sınırları içinde korunamayacağı, davalının başvurusunun iyiniyetli olmadığı, davalının davacının Türkiye’de bir tescilininin olmamasından faydalanarak bu başvuruyu yaptığı ve tescil korumasını elde ettiği ancak bu tescilin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca kötüniyetli bir tescil olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin “tanınmış marka ve iltibas” iddialarını yerinde bulmadığını, davayı münhasıran “kötüniyet” gerekçesiyle kabul etttiğini, “halibna” “benim sütüm” anlamına gelen harcı alem bir kelime olduğunu, bu marka/tasarım hakkında WİPO sayfasında 10 larca tescilli marka/tasarım bulunduğunu, “halibna”, “my milk” gibi ayırt ediciliği düşük, zayıf, harcı alem bir kelime olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Türkiye’de tescilli bir markasının bulunmadığı, öte yandan davacının “Halibna” markalarını ya da buna benzer işaretleri Türkiye’de markasal etki yaratacak şekilde kullandığına dair bilgi ve belge sunulmadığı, davacı adına yurt dışında tescilli markaların Türkiye’de bilinirliğinin ispatlanamadığının da mahkemenin kabulünde olduğu, davalının kötüniyetli olarak Türkiye’de markalarını tescil ettirdiğine dair herhangi bir kanıt sunmadığı, markaların ülkeselliği prensibi uyarınca davacının markalarının sırf yurt dışında tescilli olmasının davalının kötüniyetini ispata yeter olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yurt dışında birçok ülkede ve Avrupa Birliği ülkelerinin tamamında uzun yıllardır tescil korumasında olan yaratım bir logo olan müvekkil markasının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından birebir aynısının Türkiye’de tescile konu edilmesinin kötüniyetli olduğunu ve hükümsüz kılınması gerektiğini,müvekkiline ait marka logosunun özgün ve yaratım nitelikte bir marka olup, sektöründe öncü konumda olan müvekkili firma tarafından kullanılan ayırt edici gücü yüksek bir marka olduğunu, yaratım ve ayırt edici gücü yüksek ve dünyanın pek çok ülkesinde tescilli bir logo ile aynı olan davalı markasının iyiniyetli ve müvekkil markasından bağımsız olarak davalı tarafından tesadüfen oluşturulmuş olduğunun düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu Halibna markasının müvekkile ait markadan kopyalandığı aşikarken müvekkili markalarının Türkiye’de satılıp satılmadığının ve tanınmış olup olmadığının bir önemi bulunmayıp, görsel ve sözcüklerin aidiyeti kötüniyeti kanıtlamaya yeterli görülmesi gerektiğini ileri sürerek ve resen gözönüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.