YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6467
KARAR NO : 2023/1426
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1414 Esas, 2021/602 Karar
HÜKÜM : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/285 E., 2019/30 K.
Taraflar arasındaki 2017-M-5407 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline, 2016/59770 sayılı “SEK AKTİFİT” ibareli markanın tescilli bulunduğu tüm sınıflar yönünden iptaline, hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının “SEK AKTİFİT” ibareli marka başvurusuna karşı yaptıkları itirazların haksız olarak reddedildiğini, davalının “sek aktifit” ibareli marka tescil başvurusunun müvekkilinin “fit” ibareli markaları ile iltibasa neden olacağını ve aynı sınıfta tescilinin istendiğini, taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa neden olacağını, söz konusu markaların benzer türden olması ve ilişkili mal ve hizmetleri kapsamasının da orta seviyedeki tüketiciler nezdinde bu markaların karıştırılma ihtimalini artırdığını, müvekkilinin markalarının FİT ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, dava konusu markanın AKTİF ve FİT kelimelerinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, AKTİF kelimesinin “etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal” anlamına geldiğini ve halk tarafından bilinen bir ibare olduğundan bu ibarenin tek başına hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, bu kelimenin “FİT” kelimesinin başına ek olarak getirilmesi ile oluşturulan “AKTİFİT” markasının müvekkiline ait markanın devam serisi veya alt markası olarak algılanacağını, bu sebeple itiraz edilen markanın esas unsurunun da müvekkiline ait markada olduğu gibi FİT kelimesi olduğunu, davalı şirketin amacının “SEK” ibaresini tescil ettirmek olmadığını, başvuru sahibinin asıl amacının, tek başına tescil ettiremediği FİT kelimesini, SEK tescilli markasının garantisi altında ikincil marka yaratma suretiyle gizleyerek tescil ettirmek istemesi ve bu yolla FİT kelimesini marka olarak kullanma niyet ve eylemini meşru hale getirmek olduğunu, davalının tescil başvurusunun başından beri kötü niyetli olup TTK haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek 2017-M-5407 sayılı YİDK kararının iptaline, 2016/59770 sayılı “SEK AKTİFİT” ibareli markanın tescilli bulunduğu tüm sınıflar yönünden iptaline, hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu “SEK AKTİFİT” markası ile davacıya ait markalar arasında davacının iddia ettiği gibi iltibasa neden olacak herhangi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin tescilini talep ettiği “SEK AKTİFİT” ibaresinde SEK ibareli şeklin esaslı unsur olduğunu ve davaya konu markaların ilk bakışta kolaylıkla ayırt edilebildiğini ve markaların iltibasa neden olacak bir benzerlik taşımadıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava konusu marka ile davacıya ait “FİT” ibareli markaların görüntü (şekil) itibariyle birbirlerinden farklı olduğunu, ayırt ediciliğin ve işaretlerin benzerlik ve karıştırılma ihtimaline neden olup olmadığının tespitinde belirleyici unsurun markanın münferit unsurlarından daha ziyade markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimin dikkate alınması gerektiğini, esas unsur ve biçimsel farklılıklar nedeniyle söz konusu işaretlerin genel intibaları itibariyle de farklı olduğunu ve ortalama tüketici kitlesi tarafından karıştırma ihtimalinin doğmasının düşünülemeyeceğini, ayrıca “fit” sözcüğünün gıda ve spor sektöründe herkesin kullanabileceği türden ve ayrım gücü zayıf bir ibare olduğunu, özellikle ayırt edici ek/sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacının mesnet gösterdiği markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal ve bütünsel açılardan benzerlik bulunmadığı, davacı iddiasının dayanağını oluşturan “FİT” ibaresinin ortak unsur durumunda olması bakımından da farklı bir sonuç ortaya çıkmayacağı, zira taraf markalarında aynı/aynı tür/benzer olarak bulunan mallar veya hizmetler bakımından FİT ibaresinin sıklıkla kullanılan ve zinde olmayı, fit görünmeyi sağlayacak nitelikteki yiyecek-içeceklere yönlendirici bir algı yaratması nedeniyle de ilgili tüketici tarafından markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de bulunmadığı, tanınmışlık için yeterli delil sunulmadığı, mal/hizmet karşılaştırmasına ilişkin dava konusu marka kapsamında davacının mesnet gösterdiği markalarındakilerden farklı herhangi bir mal veya hizmet de bulunmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin 4 üncü bendinin somut olaya uygulanması imkânının da bulunmadığı, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait fit markasının ayırt ediciliğinin düşük olduğuna karar verilmesinin kesinleşmiş mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından dava konusu markada bulunan sek unsurunun çatı marka olduğunun değerlendirilmediğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararda davalı markasında bulunan “aktif” ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı hususunun hiçbir şekilde incelenmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının başvurusunun “SEK Aktifit” ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının ise “Fit” asıl unsurundan oluştuğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarih, 2018/4202 E. ve 2019/5804 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.03.2020 tarih, 2019/3833 E. ve 2020/2305 K. sayılı ilamlarında işaret edilen hususlar değerlendirildiğinde, davalının markasında, Sek markasının çatı marka olması nedeniyle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmayacağı, aktif ibaresinin marka başvurusuna ayırt edicilik katmadığı, davacının itirazına mesnet markasının aynen davalının başvurusu içerisinde bulunduğu, taraf markaları arasında ibareler yönünden de 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uayrınca görsel ve işitsel benzelik bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin taraf markaları arasında benzerlik olmadığı yönündeki değerlendirmesinin isabetli olmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu hususunun da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu “SEK AKTİFİT” markası ile davacıya ait markalar arasında davacının iddia ettiği gibi iltibasa neden olacak herhangi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin tescilini talep ettiği “SEK AKTİFİT” ibaresinde SEK ibareli şeklin esaslı unsur olduğunu ve davaya konu markaların ilk bakışta kolaylıkla ayırt edilebildiğini ve markaların iltibasa neden olacak bir benzerlik taşımadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu marka ile davacıya ait “FİT” ibareli markaların görüntü (şekil) itibariyle birbirlerinden farklı olduğunu, ayırt ediciliğin ve işaretlerin benzerlik ve karıştırılma ihtimaline neden olup olmadığının tespitinde belirleyici unsurun markanın münferit unsurlarından daha ziyade markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimin dikkate alınması gerektiğini, esas unsur ve biçimsel farklılıklar nedeniyle söz konusu işaretlerin genel intibaları itibaryla da farklı olduğunu ve ortalama tüketici kitlesi tarafından karıştırma ihtimalinin doğmasının düşünülemeyeceğini, ayrıca “fit” sözcüğünün gıda ve spor sektöründe herkesin kullanabileceği türden ve ayrım gücü zayıf bir ibare olduğunu, özellikle ayırt edici ek/sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2017-M-5407 sayılı YİDK kararının iptali ile 2016/59770 sayılı “SEK AKTİFİT” ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.