Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6544 E. 2023/1446 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6544
KARAR NO : 2023/1446
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “RentaCARD” ibaresinin 9, 36, 39. sınıflarda yer hizmetler bakımından tescili için başvurduğunu, 2015/08498 numarası verilen başvurunun 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi uyarınca kısmen reddedildiğini, dava konusu marka başvurularının “rent a car” olmadığını, markaların “rentaCARD” şeklinde olduğunu, bu şekilde 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesine aykırılık teşkil etmediğini, davacının zaten reddedilen alt sınıflarda 2010/19256 sayılı “kirakart” ibareli 36. sınıf ve 2014/54891 sayılı “kirakart” ibareli 39. sınıfta tescilli markalarının bulunduğunu, “Rent” ve “Card” ibarelerinin bir araya gelmesinin farklılaştırıcı unsur olarak marka içerisinde yer aldığını, “Card” ve “rent-Rental” ibarelerine farklılaştırıcı ek gelmek ile sayısız marka başvurusunun tescil edildiğini ve ortak, genel bir marka ibaresi olarak ele alınması gerektiğini, bu ibarelerin sayı cins tür ifade ettiği veya tescil edilemeyecek ibarelerden olduğu gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, cins tür olarak kabul edilebilecek ibarelerin ayırt edici unsurlar ile birlikte dava konusu başvurularda olduğu gibi tescil edilebildiğini, davacının daha önceden tescil edilen “Kirakart” ibareli markaların dava konusu markalar ile temel olarak aynı karşılığa geldiğini ileri sürerek YİDK’in 2016-M-2343 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; davalı Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu “RentaCARD” ibareli marka başvurusunun, “rent” ibaresinin Türkçe karşılığı “kira” ve “card” ibaresinin Türkçe karşılığı “kart” olan iki İngilizce kelimenin, İngilizce’de kelimeleri genelleştiren (bir anlamı veren) “a” “madde” eki ile birleştirilerek oluşturulduğu, İngilizce “rent” kelimesinin Ülkemizde de ticaret hayatında çok sık kullanıldığı, “Rent” kelimesinin Türkçe karşılığının kira olduğu, “RentaCARD” ibaresini tescil talep edilen mal/hizmetler üzerinde gören ortalama seviyede tüketicinin, bu kelimenin anlamını algılaması ve böylelikle bağlantı kuracağı, markanın Türkçe karşılığı “Kart Kiralama” şeklinde olduğu, iki zayıf ibarenin, herhangi bir ayırt edici özgün bir öğe eklenmeden, düz yazım karakterleri kullanılarak yan yana birleştirilmesi ile oluşturulan marka da yine bu tanımlayıcı özelliğini koruduğu, “RentaCard” ibaresini 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde aranan ayırt edicilik kriterini taşımadığı, davacı şirkete ait 2015/08498 sayılı “RentaCard” ibareli marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi bentleri kapsamında marka olma özelliğine sahip olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal bir kararın onandığını, başvuru markasının tescilinde 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi engelinin bulunmadığını, markanın Türkçe karşılığının davacı adına tescilli bulunduğunu, bu şekilde birçok başvuru ve marka olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru konusu “rentaCARD” ibaresinden oluştuğu, Türkçe’de kiralık kart anlamına geldiği, bu haliyle başvuru konusu ibare, az da olsa belli bir düşünce ürünü olarak yaratılmış, ayırt edicilik vasfı bulunan bir ibare olduğu, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında marka olarak tesciline engel bir hal bulunmadığı, “rentaCARD” ibaresi, hiçbir özel bir zihni çabaya gerek kalmadan başvuru kapsamından çıkarılan hizmetleri veya onların karakteristik özelliklerini akla getirmediği, diğer bir deyişle başvuru konusu ibarenin, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerle birebir özdeşleştiği, akla derhal bu hizmetleri getireceği söylenemeyeceği, belirtilen hizmetleri dolaylı olarak çağrıştırması ya da ima etmesi ise başvuru konusu ibarenin tesciline engel olmayacağı, Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/3925 E., 2019/5499 K. ve 17.09.2019 tarihli, somut uyuşmazlıktaki “rentaCARD” ibaresi ile aynı anlama gelen “rentalCARD” markasına ilişkin verilen kararın da bu yönde olduğu, başvuru konusu “rentaCARD” ibaresinin 556 sayılı KHK’nın7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi maddeleri kapsamında tesciline bir engel bulunmadığı anlaşıldığından dosyada mübrez bilirkişi raporunda varılan aksi yöndeki sonuçlara itibar edilmediği ve 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi maddeleri kapsamında bir ibarenin tescil edilip edilemeyeceğine ilişkin değerlendirme hukuki bir konu olduğundan ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, YİDK’in 2016-M-2343 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuru konusu markanın 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendinde aranan ayırt edicilik kriterini sağlamadığı, tanımlayıcı bir ibare olduğunu, dava konusu “rentaCARD” ibareli marka incelendiğinde marka başvurusunun “kart kiralama” anlamına geldiği, “rent” ve “card” ibarelerinin İngilizce olsa dahi Ülkemizde bilinen ve yaygın kullanılan zayıf ibareler olduğu ve kısmen reddedilen mal/hizmetler üzerinde ayırtediciliği olmadığını,
başvuru konusu marka “renta” ve “card” kelime unsurlarının birleşik olarak yan yana yazılmasından oluştuğu ve buna ilave olarak ayırt edici nitelik katabilecek bir şekil unsuru da içermediği, başvurunun Türkçe karşılığının “kart kiralama” şeklinde anlaşıldığını, ilgili ibarelerin, kısmi redde konu eşya ve hizmetlerin “kiralama” biçiminde temin edilmesi sırasında kullanılan genel bir tabir, ek terim olduğunun anlaşıldığını, bu kapsamda ilgili ibarenin, başvurunun oluşturduğu bütünsel algı itibarıyla ayırt edici nitelikte olmadığı ve ilgili bent kapsamında reddedilen hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı nitelikte olduğu sonucuna YİDK tarafından ulaşıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu “rentaCARD” ibaresinin, belirtilen mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri karşısında tescil edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK’nın7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde/dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.