Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6551 E. 2022/7441 K. 26.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6551
KARAR NO : 2022/7441
KARAR TARİHİ : 26.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.04.2017 tarih ve 2016/610 E.- 2017/394 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.10.2020 tarih ve 2017/5645 E.- 2020/1640 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı … tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile müvekkili banka arasına akdedilen kredi sözleşmesine istinaden davalı borçlu şirkete kredi kullandırıldığını, diğer davalının da kefil olduğunu, davalı şirketin krediyi ödememesi üzerine ihtar çekildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, bunun üzerine borçluların borca ve yetkiye itiraz ettiklerini, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/828 Esas sayılı dosyası takibin yetkisiz icra dairesinde takibin yapılması nedeniyle davanın usulden reddedilerek kararın kesinleştiğini, bunun üzerine icra dairesinin yetkili icra müdürlüğüne dosyayı göndererek 2016/2353 esas numarasını aldığını, davalıların borca itirazının haksız olduğunu, bu nedenlerle takiplerin devamına, itiraz edilen meblağ üzerinden %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin alacaklarına ilişkin kambiyo senetlerini davacı bankaya verdiğini, ancak davalı banka kredi borcuna mahsup edeceğine, kredi hesabını kat ederek alacaklarını icraya koyduğunu ve takibe başladığını, müvekkil şirketin borçlarını yapılandırmak istediğinde müvekkilinin istediği şekilde ödeme planı yapılmadığını, davacın bankanın haksız ve sözleşmeye dayanarak tek tarafları olarak feshettiğini, kredi borcunu tahsil edilen çeklerden ödeme yapıldığını ve halihazırda günü gelmemiş kambiyo senedini yedinde muhafaza ettiğini, bu nedenlerle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
İstinaf mahkemesince, davacıya ek rapor tebliğ edildiği ve davacı yanın itiraz etmediği, son celse beyanında “bilirkişi raporuna bir diyeceğimiz yoktur” şeklinde raporu benimseyen beyanı bulunmakla artık aleyhe olan hususlar da kabulünde olduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda verilen karara sırf bu nedenle itiraz ve istinaf etme hakkı bulunmadığı, ancak kötüniyet tazminatı ile ilgili olarak kurulan hüküm ve gerekçesine göre
icra inkar tazminatı için takibe itirazın haksızlığı ve alacağın likit bulunması yeterli olmakla birlikte kötüniyet tazminatı için takibin haksızlığı tek başına yeterli olmadığı, raporda reddedilen alacak kaleminin büyük bölümünün faizin başlangıç tarihinin hatalı kabul edilmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle kötüniyetin varlığı kanıtlanmadığından hüküm bu açıdan hatalı olmakla davacı yanın istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş,
Kararı davacı ve davalı kefil … temyiz etmiştir.
1- Davalı … tarafından temyiz kanun yolu aşamasında adli yardım talebinde bulunulmuş olup HMK’nın 337/1. maddesi çerçevesinde incelemenin evrak üzerinde yapılması gerekli görülmekle dosya kapsamı, talep dilekçesi içeriği ve mümeyyiz davalının sosyal ve ekonomik durumunu gösterir dosya içerisinde bulunan belgeler ve harcın tutarı gözetilerek, davalı …’ın kanun yolu harç ve giderleri bakımından adli yardımdan yararlandırılmasına ve İstinaf Mahkemesi’nin 08/02/2021 tarihili ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, davacı vekili ve davalı …’ın temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir.
2- İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekili ve davalı …’ın bütün temyiz itirazlarını yerinde görülmemiş, usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı …’ın adli yardım talebinin kabulü ile temyiz itirazlarının incelenmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı …’ın temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 106.587,81 TL temyiz ilam harcı ile 397,80 TL temyiz başvuru harcının HMK 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davalı …’dan alınmasına, davacı …A.O. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı …A.O.’ya iadesine, 26.10.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.