Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6669 E. 2022/7610 K. 31.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6669
KARAR NO : 2022/7610
KARAR TARİHİ : 31.10.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.12.2019 tarih ve 2019/274 E. – 2019/675 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun kararı ile tüm aktif ve pasifleri ile müvekkili bankanın bünyesinde birleştirilmiş olan Kent Bank A.Ş. İzmir Şubesinden davalı tarafın kefaleti ile kullanılan kredilerden doğan alacağın tahsili için davalı hakkında yaptıkları icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, zamanaşımının dolduğunu, istenen faiz oranlarının çok fahiş olduğunu, likit olmayan ve nakte çevrilmemiş teminat mektubundan dolayı takip yapılamayacağını, bundan dolayı müvekkilinin kefaleti dahi olmadığını, kredi borcundan dolayı ise kefalet limitinin aşılamayacağını belirterek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ve dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 21.1. maddesinde “..Bu sözleşmenin sonunda imzası bulunan kefil veya kefiller, bankaya müşterinin bu kredi sözleşmesinden ötürü veya her ne sebeple olursa olsun gerek yalnız olarak gerek diğer kişilerle birlikte borçlandığı ve borçlanacağı tutarları bankanın müşteri lehine verdiği teminat mektubu veya diğer gayrinakdi kredileri aşağıda imza bölümünde belirtilen miktara müteselsil kefil olarak tekeffül ederler. Kefalet miktarına ana paranın faizi ana para ve akdi faizler için hesaplanacak temerrüt faizi, komisyon her türlü masraflar ve vekalet ücreti ilave edilecek, kefilin sorumluluğu bütün bu hususları kapsayacaktır.” denildiği, davalı müşterek borçlu müteselsil kefilin kefalet limitinin 11/06/1997 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 6.000,00, 07/01/1998 tarihli ek kredi sözleşmesi ile 2.500,00 TL 13/02/1998 tarihli ek kredi sözleşmesi ile 1.500,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL + işlemiş /işleyecek akdi ve temerrüt faizleri ile diğer tüm fer’ileri kadar olduğu, davacı bankanın dava dışı kredi müşterisi lehine verdiği 5.300,00 TL bedelli teminat mektubundan dolayı bankada müşterisi adına açacağı hesapta faizsiz olarak depo edilmek üzere davalı kefilden limit dahilinde olan 1.015,64 TL’sini teminat ana parası namı ile, 229,67 TL’sini mektubun işlemiş komisyon ücreti ve komisyon ücretinin gecikme faizi ve ücret ile faizin %5’i oranındaki BSMV namı ile davalıdan talep edebileceği yönündeki kararının Yargıtay ilamı ile bozulduğu, bozma sonrası ek rapor alındığı, davalının asıl sözleşmeye ek olarak limit arttırım sözleşmelerine de imza attığı gözetilerek sorumluluk miktarının 11/06/1997 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 6.000,00, 07/01/1998 tarihli ek kredi sözleşmesi ile 2.500,00 TL 13/02/1998 tarihli ek kredi sözleşmesi ile 1.500,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunduğundan alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğu gerekçesi ile itirazın kısmen iptaline, takibin nakdi kredi için 4.984,36 TL asıl alacak için 30/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari akdi temerrüt faizi ile birlikte, 17.987,58 TL akdi ve temerrüt faizinin faizsiz olarak, gayrinakdi kredi için 1.015,64 TL’nin teminat mektubu ana parasından davalının kefalet limitinde kalan anapara namı ile faizsiz olarak, 229,67 TL BSMV’nin takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte olmak üzere toplam 24.217,25 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin faize yönelik temyiz itirazları dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraf vekillerinin faize yönelik itirazlarına gelince, dava genel kredi sözleşmesine dayalı kefaletten kaynaklanan kredi alacağının tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali ve teminat mektubu bedelinin depo edilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gereği yerine getirilmemiştir.
Bozma ilamında, somut olayda akdi ve temerrüt faizi konusunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 88. ve 120. maddelerinin uygulanmaması gerektiği belirtilmiş olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 8. maddesine göre ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirleneceğinden, temerrüt ve akdi faiz ile ilgili olarak genel kredi sözleşmesinde belirtilen hükümler ile bankanın söz konusu krediler nedeniyle TCMB’ye bildirmiş olduğu akdi ve temerrüt faiz oranları ve bankanın aynı dönem için aynı tür krediler ile ilgili fiilen uyguladığı akdi ve temerrüt faiz oranları ayrı ayrı tespit ettirilmek ve düşük olan oran hangisi ise o oran dikkate alınarak karar verilmesi gerekir. Hiçbir akdi ve temerrüt faiz oranı belirtilmeksizin yalnız icra takip talebindeki davacı talebi dikkate alınarak nasıl hesaplandığı denetlenemeyecek şekilde yapılan hesap doğrultusunda hazırlanan dosya içeriğine uygun olmayan rapor bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar gözönüne alınarak uzman bankacı bilirkişi tarafından banka kayıt ve defterleri de yerinde incelettirilerek rapor alınması gerekirken bankacılık konusunda uzman olmayan bilirkişiden rapor alınarak yetersiz bu rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı ve davalı yararına BOZULMASINA, dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 31/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.