YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/678
KARAR NO : 2022/6706
KARAR TARİHİ : 06.10.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.09.2020 tarih ve 2018/936 E. – 2020/321 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 21.05.2012 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, acentelik hizmetinin 30.08.2014 tarihi itibariyle sona erdiğini, sözleşmenin 4. maddesine göre acenteye ödenecek masrafların kalem kalem dökümü yapıldığını, masraf kalemlerinin 6 ayda bir gözden geçirileceği ve bunların davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, acentenin davacı tarafça devir tarihinde masraf kalemlerinin 19.775,00 TL+KDV (23.334,50 TL) olarak belirlendiğini, ancak acentelik ilişkisinin başladığı tarihten sona erdiği tarihe kadar davalı tarafça ödenecek masraf kalemlerinin güncellenmediğini, davalı tarafça ilk belirlenen rakam kadar ödenmeye devam edildiğini, geri kalan kısmın davalı tarafından ödenmesi gerekmesine rağmen davacının cirodan elde ettiği kârdan mahsup edildiğini, dolayısıyla ciro artışıyla sağladığı kârın güncellenmeyen masraflara mahsup edildiğini, davalının söz konusu güncellemeyi yapmadığı gibi davalı tarafından ödenmesi gereken işçi kıdem tazminatları alacağı ile araç bakım masraflarının davacıya yükletildiğini, bu şekilde davacının borçlu çıkarıldığını, icra takibi yoluyla verilen teminat mektubunu icraya koyması neticesinde davacının icra dosyasına 5.000,00 TL ödeme yaptığını iddia ederek davacının masraf kalemlerindeki artış zamanında güncellenseydi hak edeceği alacak ile sözleşme hükümlerinin aksine kendisinden kesilmemesi gereken masrafların kesilmesi sonucu davalıdan geri alması gereken alacağın bir bütün olarak tespiti ile icraya ödenen paranın da bu alacaklarına eklenerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin feshini gerektiren bir durum olmamasına rağmen davacının sözleşmeyi feshettiğini, fesih nedeniyle oluşan alacak için takip yapıldığını, masraf güncellemelerinin sözleşmeye uygun olarak yapıldığını, kesintilerin sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, alınan bilirkişi ek raporunda yapılan tespitlerin dikkate alındığı, başlangıçta belirlenen masrafların zaman içerisinde arttığı, artan masraflara ilişkin güncelleme yapılmadığı, güncelleme yapılmadığından bu masrafların davalı tarafından davacıya ödenmediği, zaman içerisinde artan masraflara ilişkin güncellenen gider toplamının 110.585,95 TL olduğu, 21.05.2012 tarihli sözleşmenin 24. maddesinde araç bakım ve onarım masraflarının davacıya ait olduğuna ilişkin hüküm bulunmadığı gibi sözleşmenin eki olan protokolün 4. maddesinde araçların ve demirbaşların bakım ve onarım giderlerinin davalı kargo şirketine ait olduğunun düzenlendiği, davacının ıslah dilekçesi ile araç bakım onarım gideri adı alında 8.926,70 TL talep ettiği, bozma öncesi alınan bilirkişi kök raporunda davalı şirketin kayıtlarında yapılan incelemelerde davacının alacağından 01.10.2014 tarihinde 7.565,00 TL tutarlı araç bakım masrafı bedeli kesildiğinin belirlendiği, dava dilekçesi ekinde yer alan … 6. Noterliği’nin 06.11.2014 tarihli ihtarnamesinde, talep edilen alacak miktarının yazılı olmadığı, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen 10.000,00 TL yönünden dava tarihinden, bakiye 108.150,95 TL yönünden de ıslah tarihinden itibaren taleple bağlı olarak reeskont faizi işletilmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, güncellenmeyen gider farkı tutarı 110.585,95 TL ve araç bakım masraf bedeli 7.565,00 TL olmak üzere toplam 118.150,95 TL alacağın, 10.000,00 TL’sinin dava tarihi olan 18.03.2015 tarihinden itibaren, bakiye 108.150,95 TL’sinin ıslah tarihi olan 14.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, temyiz harcı davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06.10.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, davalı kargo şirketi ile akdedilen sözleşmenin 4. maddesine göre bir takım masrafların 6 ayda bir güncellenerek davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, acente masraflarının zaman içerisinde arttığını, davalının artan masraflar nedeniyle güncelleme yaparak kendisine ödemesi gerekirken ödeme yapmadığını, bu suretle alacaklı olduğunu bildirerek dava dilekçesinde şimdilik kaydı ile 10.000.00 TL değer göstermek suretiyle mahkemece tesbit edilecek alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Dava 18.03.2015 tarihinde açılmış olup, 11.04.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6644 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile yürürlükten kaldırılan HMK 109/2 maddesi gereğince dava tarihi itibariyle kısmi dava yasağı bulunduğundan eldeki davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Kaldıki HMK 107/1 maddesi ile “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği” hükmü getirilmiş olup, somut uyuşmazlıkta taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4. maddesine göre davalının yapacağı güncellemelere göre davalının ödeme yapacağı kararlaştırılmıştır.
Yargılama sırasında, davacı alacağı bilirkişi tarafından güncelleme yapılmak suretiyle belirlenmiş olup, dava dilekçesi içeriğine, uyuşmazlığın niteliğine, HMK 107/1 maddesinde ifade edildiği şekilde davacının dava tarihi itibariyle alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilecek durumda bulunmamasına göre eldeki dava belirsiz alacak davasıdır.
YHGK 28.02.2018 tarih ve 2015/9-3136 esas, 2018/347 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, dava tarihinden önce gerçekleşen bir temerrüt olgusunun bulunmadığı durumlarda, belirsiz alacak davasında yargılama sonucunda miktarı tam ve kesin olarak belirlenen alacağın tümü için temerrüt, davanın açıldığı tarihte gerçekleşeceğinden faize de dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla davacının faiz başlangıcı yönünden temyiz isteminin kabulü ile alacağın tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken bu husustaki davacının temyiz isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.