Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7206 E. 2023/1389 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7206
KARAR NO : 2023/1389
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış “zorlu” markalarının sahibi olduğunu, davalı tarafça internet üzerinde alınan “www.zorluges.com”, “www.zorlures.com”, “www.solarzorlu.com”, “www.zorluruzgar.com”,”www.zorluwind.com”, “www.zorlusolar.com” alan adları yoluyla müvekkilinin markalarının ihlal edildiğini, bu durumun aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait marka hakkına tecavüzünün tespitini, men’ini ve durdurulmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul Teknik Üniversitesinde “Türkiye’de rüzgar enerji santrallerinin arazi kullanımı ve arazi örtüsü değişiminin incelenmesi” konusu üzerine yüksek lisans yaptığını, 2006 yılından bu yana rüzgar ve güneş enerjisi ile ilgili eğitim gördüğünü ve bu konulara ilişkin projeler ürettiğini, müvekkilinin “www.zorlusolar.com” alan adını 2009 yılında, “www.zorluwind.com” alan adını 2011 yılında, “www.zorluruzgar.com” alan adını 2009 yılında aldığını, “zorlu” ibaresinin “güçlü, kuvvetli, şiddetli” anlamlarına gelen bir sıfat, diğer ibarelerin ise sektörel kavramlar olduğunu, müvekkilinin yapım aşamasında olduğu belirtilen ve “ileride blogumu sizlerle paylaşacağım” şeklindeki açıklamasının dikkate alınmadığını, müvekkilinin hiçbir kâr amacı gütmeden, akademik açıdan topluma katkıda bulunmayı hedeflediğini, müvekkilinin anılan web sayfalarında aktif kullanımının bulunmadığını, müvekkilinin bu alan adlarını almasının dürüstçe kullanım amacından öteye gitmediğini, davacının “zorlu” markalarının değil, “zorluteks” markalarının tanınmış olduğunu, 2009 yılında akademik çalışma yapan biri tarafından alınmış alan adlarına ilişkin 2016 yılında tescilli bir markaya dayalı açılmış davanın gerçekçiliğinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Fer’i Müdahiller vekili müdahale dilekçesinde; davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek davaya davacı yanında fer’i müdahil olarak kabullerini ve davanın kabulünü istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının “ZORLU” ibaresini münhasıran ya da esas unsur şeklinde ihtiva eden toplam 22 adet markasının tescilli olduğu, bunlardan 115724 ve 183218 sayılı markaların 23, 24, 25, 26, 27 nci sınıfta tekstil vb. ürünlerde tescilli bulunduğu, 2016/30099 ve 2016/30077 sayılı markalarının 7, 11, 39 ve 40 ıncı sınıflarda yer alan “enerji üretimi, temini ve dağıtımı ile ilgili hizmetler ve bunlarla ilgili makine ve cihazlarını” da ihtiva ettiği, davacı adına kayıtlı “Zorluteks” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) tanınmış marka listesinde T/00105 sayı ile yer aldığı, davalı adına tescilli ya da başvuru hâlinde herhangi bir marka kaydına rastlanmadığı, davacının enerji üretimi, temini ve dağıtımı ile ilgili hizmetler ve bunlarla ilgili makine ve cihazları yönünden 2016/30099 sayılı “zorlusolar” markasının 23.01.2017 tarihinde, 2016/30077 sayılı “zorlusolar” markasının ise 06.01.2017 tarihinde tescil edildiği, davalının alan adlarının ise 2009, 2010 ve 2011 yıllarında tahsis edildiği, bu durumda davacının bu markalara dayanarak men ve ref talebinde bulunamayacağı, diğer markalarının kapsamlarında ise güneş enerjisi veya rüzgar enerjisi ile ilgili herhangi bir tescilin bulunmadığı, “www.zorluges.com”, “www.solarzorlu.com”, “www.zorlusolar.com” isimli web sitelerindeki ekran görüntülerinden de tek bir içeriğe sahip olup içerikte sayfanın başlık kısmında ”Yapım Aşamasındadır” açıklamasının bulunduğu, projesi ile ilgili anı ve çalışmalara yer verileceği, tarımsal sulamada solar kullanımı, zorlukları ve avantajları, güneş santralleri ve dikkat edilmesi gerekli konuların paylaşılacağı bilgilerine, ayrıca güneş enerjisi ile çalışan otomobil prototipi ve güneş enerjisi panelleri gibi görsellere yer verildiği, alan adlarının herhangi bir ticari amaçla kullanılmadığı ve ticarete konu edilmediği, yapım aşamasında bulunduğu, yine “www.zorlures.com”, “www.zorluwind.com” ve “www.zorlurüzgar.com” isimli alan adlarının da yapım aşamasında olduğu ve yukarıdaki açıklamaya benzer açıklamaları içerdiği, bu alan adlarının da herhangi bir şekilde ticari alanda kullanılmadığı, davacının tescilli marka kapsamında kalan herhangi bir mal ve hizmetle ilişiğinin bulunmadığı, alan adlarının henüz kullanıma açılmadığından herhangi bir tecavüzden de bahsedilemeyeceği, ayrıca tecavüz fiilinin işlendiği iddia edilen internet sitelerinden “www.zorluwind.com” isimlinin sahipsiz durumda olduğu, “www.zorluruzgar.com” ve “www.zorlures.com” isimlilerin Zorlu Holding A.Ş. tarafından 24.05.2018 tarihinde, “www.solarzorlu.com” ve “www.zorluges.com” isimlilerin Zorlu Holding A.Ş. tarafından 23.05.2018 tarihinde alındığı, “www.zorlusolar.com” isimli alan adının ise “HugeDomains.com” tarafından alındığı ve hali hazırda “HugeDomains.com” tarafından satışa çıkarılmış olduğu, diğer bir deyişle yargılama sırasında dava konusu alan adlarının 4 (dört) adedinin davacı tarafından süresi dolduktan sonra alındığı, bir adedinin süresinin dolmuş olduğu ve diğerinin de yine davalı adına tahsis süresinin dolmuş bulunduğu, satışa çıkarıldığı, neticeten davalı tarafından internet sitelerinde davacı markalarını kullanmak suretiyle tecavüz eyleminin gerçekleşmediği, alan adları yapım aşamasında olup ticari amaçla, markaya tecavüz ve haksız rekabet yaratır kullanımlarının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece bilirkişiler tarafından hazırlanan kök ve ek raporlara itibar edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin ticaret unvanının esaslı unsurunu da oluşturan “ZORLU” ibaresinin, gerek kendisi gerekse de Zorlu Şirketler Grubu (Zorlu Holding) çatısı altındaki şirketler tarafından tescil edildikleri tarihten de önce kullanıldıklarının, birçok reklam, promosyon çalışmaları yapıldığının, yine sadece yurt içinde değil yurt dışındaki satışları ve ihracat rakamları ile tüketiciler nezdinde, davalının ilk tahsis aldığı 2009 yılından çok daha önce bir tanınmışlığa kavuştuğunun ve davalının sınırsız sayıda seçenek özgürlüğü olduğu hâlde, birden fazla alan adı için “ZORLU” ibaresini seçmenin kötü niyetli olduğunun dikkate alınmadığını, yine Mahkemece müvekkili şirkete ait 2016 tarihli markaların değil, mesnet olarak sunulan tüm markaların incelemede dikkate alınmasının gerektiğini, kullanılmayan bir markanın-alan adının alınmasının sebebinin, yedekleme yapmak ve ileride bir çıkar elde etmek olduğunu, dosyada mevcut bulunan ve davalı tarafın ilgili alan adlarını müvekkili şirkete satmak istemesine yönelik yazışmaların da davalının dava konusu alan adlarını kullanmaya niyetinin olmadığını açıkça gösterdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, sadece tescilli marka hakkına dayalı olarak talepte bulunulduğu, davanın ilerleyen aşamalarında da “Zorlu” esas unsurlu tüm markaların müvekkili adına tescilli olduğu için işbu davanın sadece müvekkili tarafından açıldığının bildirildiği, davalının dava konusu internet alan adlarının “enerji üretimi, temini ve dağıtımı ile ilgili hizmetler ve bunlarla ilgili makine ve cihazlar” mal ve hizmetlerinde kullanılacağının internet sitelerinin içeriğinden açıkça anlaşıldığı, davacının anılan hizmetlerde ise sadece 2016/30099 ve 2016/30077 sayılı “zorlusolar” ibareli markalarının bulunduğu, anılan markaların başvuru tarihlerinin de davalının dava konusu internet alan adlarını tahsis ettirdiği 2009, 2010 ve 2011 yıllarından sonraya tekabül ettiği, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için dava tarihi itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 9 uncu ve 61 inci maddesindeki hâllerden birinin gerçekleşmesinin gerektiği, davacının 2009, 2010 ve 2011 yıllarında “enerji üretimi, temini ve dağıtımı ile ilgili hizmetler ve bunlarla ilgili makine ve cihazlar” mal ve hizmetlerinde herhangi bir markası bulunmadığından, marka hakkına dayalı taleplerde bulunamayacağı, davacının 2009, 2010 ve 2011 yıllarında geçerli olan diğer markalarının ise 23, 24, 25, 26, 27 nci sınıfta tekstil vb. ürünlerde tescilli bulunduğu, bu markalara dayanarak aynı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tanınmış markaların koruma şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek tamamen ilgisiz olan enerji sektöründe, davalının “Zorlu” ibaresini kullanımına engel olamayacağı, davacının dava dilekçesinin sonuç kısmında haksız rekabete dayalı bir talepte de bulunmadığı, aksi kabul edilse bile grup şirketlerinin davacı sıfatıyla yer almadığı işbu davada davacının, ayrı bir tüzel kişiliği olan dava dışı grup şirketlerinin, “Zorlu” esas unsurunu enerji sektöründe, ticaret unvanı veya tescilsiz marka olarak kullanımına dayanarak talepte bulunamayacağı, sonuçta davacı tarafça yapılan bu usulü ve teknik hatalar karşısında Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlara ek olarak Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin aksine sadece marka hakkına dayalı olarak talepte bulunmadıklarını, dava dilekçesinden, tescilli ticaret unvanına ve haksız rekabet hükümlerine de dayandıklarının açıkça görülebileceğini, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince bu vakıalara ilişkin olarak değerlendirme yapılmadığını, müvekkili şirketin “Zorlu” ibareli markalarının davaya konu alan adlarının alındığı tarihte ulaştığı tanınmışlık düzeyinin, davaya konu alan adları bakımından da tescil engeli oluşturacak nitelikte olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıya ait alan adlarının davacının markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı KHK’nın 9 ve 61 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin 54 ve devam eden maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.