Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7231 E. 2023/1931 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7231
KARAR NO : 2023/1931
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/259 Esas, 2021/210 Karar
HÜKÜM : Kabul
TEMYİZ EDENLER : Davacının mirasçıları vekili
Asıl davada davalı … vekili

Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı … vekili, tarafından, davacının mirasçıları vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.03.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ve dahili davacılar vekili Avukat…. ile davalı … vekili Avukat ….. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalılardan …’in 22.200,00 TL tutarındaki bonoya dayalı olarak müvekkili aleyhine 37.983,26 TL üzerinden icra takibi başlattıktan sonra alacağı diğer davalı …’a temlik ettiğini, senede bakıldığında baştaki 2 rakamının sonradan ilave edildiğinin anlaşılacağını, aslında bu senedin müvekkilince 2.200,00 TL bedelle düzenlenip dava dışı Mevlüt Kutlak’a verildiğini, takip sonucunda müvekkillerinin taşınmazlarının haczedildiğini, satış aşamasına geldiğini ileri sürerek Nevşehir 1. İcra Müdürlüğünün 2007/1735 E. sayılı takibine konu borcun aslında 22.200,00 TL olmayıp 2.200,00 TL olduğunun tespitini, %40 oranındaki tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 01.02.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile senedin sahte olduğunu, imzanın müvekkilince atılmadığını ileri sürerek takip konusu senetten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, %40 oranından aşağı olmamak üzere tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, 05.12.2012 havale tarihli dilekçesi ile olmayan bir borçtan dolayı müvekkilinin taşınmazlarının satılmasının yok hükmünde olduğunu, satışa yapılan tapuların iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, diğer davalı, …’ın iyi niyetli sayılmasının yok sayılan işlemleri geçerli hale getirmeyeceğini, 50.000,00 TL de manevi tazminat talep ettiklerini beyan etmiştir.

2.Davacı vekili, birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin 2004 yılında davalıdan sulama borusu satın alma işine dava dışı Mevlüt Kutlak aracılık edince bakiye 2.200,00 TL borç için bir senet düzenleyip verdiğini, senet bedelinin patatesle ödenmesi üzerine müvekkilinin senet aslını geri aldığını ancak daha sonra Nevşehir 1. İcra Müdürlüğünün 2007/1735 E. sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine 22.200,00 TL bedelli senede dayanarak takip yapıldığını, müvekkilinin İcra Hukuk Mahkemesinin 2007/149 E. sayılı dosyası ile borca ve imzaya itiraz ettiğini, İcra Hukuk Mahkemesinin duruşmasında müvekkiline iade edilen senedin fotokopisi gösterilince müvekkilinin de senedin vadesine ve miktarına bakarak imzayı kabul ettiğinden İcra Hukuk Mahkemesinin davayı reddettiğini, müvekkilinin davalı tarafından iade edilen senedin aslını önce bulamadığını, bu sebeple senedin aslının davalıdan kaldığını düşündüğünü, böylece bunun 2.200,00 TL borçla ilgili olduğundan bahisle asıl davada menfi tespit davası açtığını, müvekkilinin senedin iade edildiğini düşünerek kafasının karıştığını, asıl davada ıslahla imza inkârına da gittiğini, sonuçta davalının müvekkiline sahte senet iade ettiğinin ve asıl senedi elinde tutup önüne 2 rakamını ilave etmek suretiyle 22.200,00 TL üzerinden takip yaptığının anlaşıldığını, her iki senedin davalının ortağı … tarafından yazıldığını da ortaya çıktığını, asıl davanın davalısı …’ı da kandırarak olmayan bir alacağı temlik ettiğini ileri sürerek 2.200,00 TL’lik senede ilişkin borcun ödendiğinin tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
a)Davalı … vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının İcra Hukuk Mahkemesinde senetteki imzanın kendisine ait olduğunu, oynama yapılmadığını ikrar ettiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

b)Davalı … vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; senette oynama yapıldığına dair bir ibarenin bulunmadığını, müvekkilinin İcra Hukuk Mahkemesi kararına güvenerek alacağı temlik aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

c)Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının senet tarihi itibariyle 22.200,00 TL müvekkiline borcunun bulunduğunu, davacının İcra Hukuk Mahkemesi duruşmasındaki senetteki imzayı ikrar ettiğini, müvekkilinin hiçbir zaman 2.200,00 TL bedelli bir senedin zilyedi olmadığını, elindeki tek senedin dava konusu 22.200,00 TL bedelli senet olduğunu, senede rakam eklenmediğini, ortada tek bir alacağın değil hem müvekkilinin 22.200,00 TL tutarındaki hem de …’ın 2.200,00 TL tutarındaki alacağının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemenin 02.06.2016 tarih, 2011/359 E. ve 2016/313 K. sayılı kararı ile asıl dava yönünden; davacının davalı … hakkındaki davasının reddine, davacının davalı …’e icra takibinden dolayı borçlu olmadığı tespit edilmekle dava sırasında taşınmazlarının satılması suretiyle ödeme yapılması nedeniyle menfi tespit davası istirdat davasına dönüştüğünden davacının istirdat davasının kabulü ile davacıya ait iken cebri icra ile ihale olunan 1247 parsel sayılı taşınmazın dava tarihindeki bedeli olan 81.990,00 TL ile 27 parsel sayılı taşınmazın muhammen bedeli olan 21.793,81 TL olmak üzere toplam 103.783,81 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra dosyasındaki asıl alacak üzerinden %40 oranında kötü niyet tazminatının davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; davacının davalı … hakkındaki menfi tespit talep ve davasının kabulü ile davacının 01.10.2004 vadeli 2.200,00 TL bedelli senede ilişkin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı
(Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.02.2018 tarih, 2016/15182 E. ve 2018/711 K. sayılı kararıyla davaya konu bonoda tahrifat yapıldığı, sahtecilik iddiası mutlak defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, davalı …’ın icra takibi dosyasındaki alacağı lehtardan temlik aldığı, alacağın temliki hükümlerine göre iyi niyet iddiasında bulunamayacağı, lehtara karşı ileri sürülebilen defilerin hamile karşı da ileri sürülebileceği, bu nedenle mahkemece 22.200,00 TL bedelli bononun tahrifat yapılmasında önceki bedel olan 2.200,00 TL yönünden geçerli, 20.000,00 TL yönünden geçersiz olduğu kabul edilerek usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında dava konusu borcun davacıya ait taşınmazların icra müdürlüğünce satılması üzerine davacının davasını istirdat davasına dönüştürdüğü, davacının su borusu alımı neticesinde bakiye kalan borcuna karşılık olarak 2.200,00 TL bedelli senet verdiği, senette tahrifat yapılmak suretiyle 2.200,00 TL bedelli senede 2 rakamı eklenerek 22.200,00 TL bedelle takibe konulduğu, davalı …’ın bu miktarda bir alacağının olmamasına rağmen senet miktarını değiştirip takip yaptığı, taşınmazların icra müdürlüğünce satıldığı, alıcının satışa güvenerek iyi niyetli olarak taşınmazları satın aldığı, taşınmazların temlik alan tarafından alacağa mahsuben değil ihaleye girmek suretiyle ve dosyaya para yatırmak suretiyle edinildiği, sahtecilik iddiasının mutlak defilerden olması, herkese karşı ileri sürülebilmesi gözetildiğinde, davacının davası her ne kadar istirdat davasına dönüşmüş olsa da davalı … tarafından taşınmazın alacağa karşı mahsuben alınmamış oluşu, icra dosyasına ihale sonucu ihale bedeli kadar ödemenin davalı tarafından yapılması gözetildiğinde davalı alacaklı Osman’ın davacı borçluya para iadesi ile yükümlü olduğu, davalılar arasında el ve işbirliği ile bu işlemlerin yapıldığının da ispatlanamadığı anlaşıldığından taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescili talebinin reddedildiği, birleşen dosya yönünden yapılan değerlendirmede; davacının 2.200,00 TL bedelli senet imzaladığını, bu borcu da ödediği beyan ettiği, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanları itibariyle bahse konu 2.200,00 TL bedelli senet borcunun davacı tarafça ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle asıl dava yönünden; davanın kabulüne, icra takibinden dolayı borçlu olmadığı tespit edilmekle dava sırasında taşınmazlarının satılması suretiyle ödeme yapılması nedeniyle menfi tespit davası istirdat davasına dönüştüğünden davacının istirdat davasının kabulü ile davacıya ait iken cebri icra ile ihale olunan 1247 parsel sayılı taşınmazın dava tarihindeki bedeli olan 81.990,00 TL ile 27 parsel sayılı taşınmazın muhammen bedeli olan 21.793,81 TL olmak üzere toplam 103.783,81 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak üzerinden %40 oranında kötü niyet tazminatının davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; davacının 01.10.2004 vadeli 2.200,00 TL bedelli senede ilişkin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı mirasçıları vekili ve asıl davada davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl ve birleşen davada davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; murisin hiçbir borcunun bulunmadığının karar ile sabit olduğu, olmayan borç sebebiyle taşınmazların satılamayacağını, davalıların kötüniyetli olduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında iyiniyetli üçüncü kişilerin belirtildiğini, davalı …’ın bu maddeden yararlanamayacağını, zaten bedeli ödemekle yükümlü tutulduğundan ihalede de iyiniyetli sayılamayacağını, ihalenin geçerli kabul edilemeyeceğini, mahkeme kararının çeliştiğini, tapu iptali ve tescili taleplerinin kabul edilmesi ya da takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Asıl davada davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın genişletilmesine muvafakatlarının bulunmadığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, senette değişiklik yapmadığını, bozma ilamında senedin 2.200,00 TL üzerinden geçerli olduğunun ve müvekkilinin kazanılmış haklarının gözetilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davacının hiç borcu yokmuş gibi düşünülemeyeceğini, kararla davacının sebepsiz zenginleşeceğini, taşınmazların muhammen bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesine karar verilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte ancak fazla ödenen tutarın istenebileceğini, müvekkilinin taşınmazlar için 49.800,00 TL ödediğini, ipotek bedeli ve kesintilerden sonra ancak 26.571,00 TL tahsil edebildiğini, böylece müvekkiline ödenenden kat kat fazlasına hükmedildiğini, ipotek ve vakıf bedeli olarak ödenen tutarların dikkate alınmadığını, ipotek bedelinin davacıya geçtiğini, ihalenin dava tarihinden sonra yapıldığını, davacının borçlu olmadığını tanıkla ispatlayamayacağını, müvekkilinin ödediği bedellerin kendisine iadesinin gerektiğini, sıra cetveline göre paranın davacılara değil ikinci sıradaki alacaklıya ödeneceğini, müvekkilinin tarafı olmadığı birleşen davanın aleyhe sonuç doğurmayacağını, temlikin birleşen davadan önce gerçekleştirildiğini, harçların davacı tarafından tamamlanmadığını, müvekkili aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini, birleşen davada müvekkili aleyhine vekâlet ücretine hükmedildiği gibi karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmesine, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacının tapu iptali ve tesciline yönelik temyiz itirazlarının Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.02.2018 tarih, 2016/15182 E. ve 2018/711 K. sayılı ilamı ile reddedilmesi nedeniyle bu hususun davalı … yararına usuli kazanılmış hak teşkil edecek olmasına göre, asıl ve birleşen davada davacı mirasçıları vekilinin tüm, asıl davada davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Asıl dava, İİK 72 maddesine dayalı menfi tespit-istirdat istemine ilişkindir

Nevşehir 1. İcra Müdürlüğünün 2007/1735 Esas sayılı dosyasında 22.200,00 TL bedelli bono nedeniyle davalı … tarafından davacı borçlu aleyhine icra takibi yapılmış, takip sırasında alacak …’a temlik edilmiştir.

Davacı borçlu tarafından, bonodaki 2 rakamının tahrifat yapılmak suretiyle bonoya eklendiği, bono bedelinin aslında 2.200,00 TL olduğu iddiasıyla takibe konu bonodaki 20.000,00 TL yönünden eldeki menfi tespit davası açılmıştır.

Adli tıp raporu ile “22.200,00 TL” olan bono bedelinden baştaki “2” rakamının tahrifat suretiyle sonradan bonoya eklendiği mütalaa edilmiştir.

Şu halde bonodaki tahrifat sabit olup, mutlak def’i niteliğindeki tahrifatın temlik alan …’a karşı da ileri sürülmesi mümkün olduğundan gerek lehdar ve gerekse temlik alan bonoda tahrifat nedeniyle birlikte sorumludurlar.

Yapılan icra takibi sırasında davacıya ait taşınmazlar davalı …’a ihale edilmiştir.

Yerel Mahkemece davalıya ihale edilen her iki taşınmazın dava tarihindeki toplam bedeli olan 103.783,81 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemenin kabulü isabetli değildir.

Bonodaki tahrifat nedeniyle davalıların iyi niyetli kabulü mümkün bulunmamaktadır.

Mahkemece yapılması gereken, davalı …’a ihale edilen davacı taşınmazlarının ihale tarihindeki raiç değerlerinin tespiti ile bulunacak bu değerden davalı …’ın bono bedelinden alacaklı olduğu icra dosyasındaki 2.200,00 TL ve tüm fer’ileri toplamının mahsubu, kalan bedelden de icra dosyasında ipotek bedeli, taviz bedeli olarak 3. kişilere ödenen bedellerin indirilmesi sonucu kalan miktara hükmedilmesidir.

Mahkemece yanılgılı şekilde hüküm tesis edildiğinden kararın mümeyyiz davalı … yararına bozulması gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl ve birleşen davada davacı mirasçıları vekilinin tüm, asıl davada davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl davada davacılardan alınıp, asıl davada davalı …’a verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl ve birleşen davada davacı mirasçılarına yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde asıl davada davalı …’a iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.