Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7376 E. 2022/9238 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7376
KARAR NO : 2022/9238
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 27.04.2021 tarih ve 2014/735 E. – 2021/424 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin davalı şirkete fatura mukabili mal satıp teslim ettiğini, ancak davalının bu satıştan doğan bakiye borcunu ödemediğini, bunun üzerine başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan 16.04.2007 tarihli sözleşmede satış şeklinin konsinye olarak belirlendiği, bu nedenle satılamayan ürünlerin bedelinin istenemeyeceğini savunarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, icra takip tarihi itibariyle davaya konu edilen icra takip dayanağı faturalardan dolayı davacının davalıdan alacaklı olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Asıl ve birleşen davalar, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl davaya konu icra takibi 03.04.2007 tarihli 5 adet faturaya dayalı olarak, 14.08.2008 tarihinde, birleşen davaya konu icra takibi ise 03.04.2007, 07.06.2007 ve 30.08.2007 tarihli faturalara dayalı olarak 23.03.2012 tarihinde başlatılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeyle 90 günlük ödeme vadesi öngörülmüş olup gerek asıl gerekse de birleşen davaya konu takiplerin başlatıldığı tarihte takibe dayanak yapılan faturalar muacceldir. Ancak taraflar arasındaki ticari ilişki bu faturalardan ibaret olmayıp, açık hesap şeklinde gelişmiş, davacı tarafından davalıya 02.10.2007 tarihine kadar fatura kesilmiş, davalı tarafından ise 08.10.2009 tarihine kadar hangi faturaya istinaden yapıldığı belirtilmeksizin banka havalesi yoluyla kısım kısım ödemeler yapılmıştır. Davalı tarafından yapılan ödemelerin bir kısmının asıl davaya konu icra takibinin başlatıldığı tarihten önce yapıldığı görülmektedir. 6098 sayılı TBK’nın 102. maddesi ( 818 sayılı BK’nın 86. maddesi), “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.” hükmünü haizdir. Mahkemece, anılan Yasa hükmüne dayanılarak yapılan tüm ödemeler takibe konu edilmiş faturalardan mahsup edilmiş ise de ilk takibe konu edilen 03.04.2007 tarihli faturalardan daha önce muaccel hale gelmiş, 02.04.2007 tarihli 2 adet daha fatura bulunduğu gibi birleşen davaya konu icra takibine dayanak yapılan faturalardan daha önce muaccel hale gelmiş faturalar da bulunmaktadır. Bir kısım ödemelerin yapıldığı tarihte ise henüz hiçbir fatura takibe konu edilmemiştir. Bu durumda, anılan Yasa hükmüne göre, takipten sonra yapılan ödemelerin takibe konu edilen faturalara istinaden yapılmış olduğunun kabul edilmesi doğru ise de, takipten önce yapılan ödemelerin de takibe konu faturalardan mahsup edilmesi isabetli olmamıştır. Sözü geçen ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle henüz bir takip bulunmadığından mahsubun muacceliyet sırası gözetilerek başka bir deyişle, ilk önce vadesi gelmiş faturalardan başlayarak yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, davacının takibe konu faturalardan dolayı takip tarihi itibariyle tahsili gereken bir alacağı bulunup bulunmadığının yukarıda gösterildiği şekilde belirlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme hükmünün davacı yararına bozulmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.