Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7389 E. 2023/1968 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7389
KARAR NO : 2023/1968
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/428 Esas, 2021/218 Karar
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.03.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalı vekili Av. .. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı şirket arasında yapılan 22.04.2011 tarihli protokol gereğince İş Bankası A.Ş’den davalıya temlik edilen nakit ve nakde dönüşmüş gayrınakit borçlarından müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak müvekkillerinin sorumlu oldukları borç miktarının 407.000,00 TL olarak tespit edildiğini, bu bedel sözleşmede belirtilen ödeme planına uygun olarak ödendiği takdirde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak müvekkillerinin işbu protokole konu tüm nakit borçlarının sona ermiş sayılacağının kararlaştırıldığını, yapılan protokol uyarınca müvekkil davacıların işbu anlaşmadan doğan tüm yükümlülüklerini ve ödemelerini tam ve eksiksiz yerine getirmesi halinde davalı LBT Varlık Yönetimi Anonim Şirketi tarafından protokolde belirtilen taşınmazların müvekkillerine devir edeceğini, ancak müvekkillerinin edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının edimini yerine getirmediğini, müvekkilleri tarafından yapılan harici araştırmada taşınmazların üçüncü şahıslara devredildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek 22.04.2011 tarihli protokol gereği müvekkillerine veya gösterecekleri kişilere devri yapılması gerekirken davalı tarafından müvekkillerinin bilgisi ve muvafakati dışında 3 üncü kişilere devri yapıldığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL alacağın, temerrüt tarihi olan 07.06.2012 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile 1.185.000,00 TL’nin temerrüt tarihi 07.06.2012 tarihinden itibaren faizi ile tahsilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 22.04.2011 tarihli müvekkili şirket ile davacı asiller arasında imzalanan protokolde, taşınmazların kendilerine veya gösterecekleri 3 üncü şahsa devredileceğinin davacılar adına vekaleten … arasında düzenlenen bu protokole göre kararlaştırıldığını, bu protokolde taşınmazların yalnızca davacılara devri şartını taşıdığını, ödemelerin tamamlanmasının ardından davacıların bu konuda taleplerinin olmadığını, davacıların vekil olarak tayin ettikleri …’la yapılan görüşmeler neticesinde ilgili taşınmazların …….’a protokol gereği devredildiğini, …’ın taşınmazların tapuda devrinin yapılması sırasında bizzat iştirak ettiğini, davacılarla bu konunun telefonda görüşüldüğünü, davacıların vekil tayin ettikleri şahsın yetkisini kötüye kullandığı iddiasında iseler bu durumun şirketlerini bağlamayacağını, taşınmazların davacıların bildirdiği kişilere devredildiğini, bu kişilerden ücret alınmadığını, davacıların borcuna mahsup edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 13.02.2014 tarih, 2012/349 E. ve 2014/57 K. sayılı kararı ile davalı şirketin, protokolde belirtilen gayrimenkulleri davacıların vekil olarak tayin ettikleri … ile göstermiş oldukları kişilere devrettiklerini, bu sebeple sorumluluklarının bulunmadığını savunmuş iseler de, davacıların …’ı protokolde belirtilen gayrimenkullerle ilgili, protokol gereği 3 üncü kişilere devri konusunda yetkilendirdiğine ilişkin dosyaya delil sunamadıkları, protokolü … davacılar yerine vekaleten imzalamış ise de, protokol gereği diğer işlemlerin yapılacağı hususunda …’ın yetkilendirildiğine ilişkin delil olmadığı, bu durumda davalı şirket gayrimenkulleri protokol gereği davacılara devretmediğinden, davacıların gayrimenkullerin dava tarihindeki bedelini tazminat olarak davalıdan talep edebilecekleri gerekçesiyle davacının açtığı davanın ıslah edilmiş haliyle kabulü ile gayrimenkullerin dava tarihindeki bedeli olan 1.185.000,00 TL’nin temerrüt tarihi olan 15.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekili temyiz etmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 12.03.2015 tarih, 2014/10420 E. ve 2015/3455 K. sayılı kararıyla davacıların vekaletname ile yetkili kıldıkları …’ın protokol kapsamındaki taşınmazların devredileceği 3 üncü kişileri gösterme yetkisine sahip olduğu kabul edilerek, …’ın davalının savunmasında belirttiği gibi taşınmazların satılacağı 3 üncü kişileri davalıya bildirme yetkisini kullanıp kullanmadığı yönündeki delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile …’ın taşınmazların satılacağı 3 üncü kişileri davalıya bildirme yetkisini kullandığı ispatlanamadığından gayrimenkullerin dava tarihindeki bedelinin tazmini gerektiği kanaatiyle keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu hukuki ve teknik esaslara uygun tanzim edildiğinden rapora itibar edilmiş ve sonuç olarak davanın ıslah edilmiş haliyle kabulü ile 1.185.000,00 TL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün sonra temerrüt oluşacağından temerrüt tarihi olan 15.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların protokol gereği altı taksitte yapacağı ödemelerin üçünü yaptığını, ancak sonraki taksitler için teminat gösterilen taşınmazların satışını istediklerini, taşınmazların satılarak satış bedelinin taksit ödemesi olarak sayıldığını, taşınmazların satış bedellerinin protokol borcunu karşılamaması nedeniyle davacıların son olarak 5.028 TL ödeme yaptığını ve ibraname imzalandığını, ayrıca davacıların taraflar arasındaki protokol kapsamında temerrüde düşmüş olması sebebiyle müvekkil şirketin dava konusu taşınmazları herhangi bir üçüncü kişiye devretme hakkının bulunduğunu, mahkemece davacıların protokole aykırı hareket ettiklerine ilişkin araştırma yapılmadığını,
taraflar arasındaki ibranamenin davacıların söz konusu taşınmazların üçüncü kişilere satımından haberdar olduklarını tek başına kanıtlamaya yeterli olduğunu, faks numarasına ilişkin yazılan müzekkerelere yeterli bir cevap verilmemiş olması, yazılı delil olarak dosyada bulunan faks metinlerinin gerçekliğini ortadan kaldırmadığını, tanık beyanları ile …’ın göstermiş olduğu kişilere satış yapıldığının kanıtlandığını, delillerinin toplanmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 22.04.2011 tarihli protokole dayalı tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 26 ncı maddesi.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

Davalı …Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davalı …Ş.’ye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Taraflar arasında düzenlenen 22.04.2011 tarihli protokol ile davacıların, protokol ödeme planında düzenlenen ve toplam 407.000,00 TL olan tutarı, protokolde öngörülen şartlarda ödemeleri durumunda, yine protokolde belirtilen 4 adet taşınmazın davalı tarafından davacılara veya gösterecekleri üçüncü kişilere devredileceği kararlaştırılmıştır.

Davacılar, protokolden doğan tüm edimlerin yerine getirilmesine, davalının kendilerini ibra etmesine rağmen taşınmazları kendi istekleri dışında 3. kişilere devrettiğini iddia ederek taşınmazların bedelinin tahsili istemi ile eldeki davayı açmışlardır.

Davalı ise, davacıların protokol gereğini yerine getirmediklerini, ödeme yapmadıklarını, temerrüde düştüklerini, bu nedenle 4 adet taşınmazın davacıların vekili …’ın muvafakatı ile 3. kişilere satılarak, satış bedellerinin davacıların borcundan mahsup edildiğini, davacıların gecikmeli olarak kısmî ödemeler yaptıklarını, ödemeler ve mahsuplaşmalardan sonra davacıların kalan 5.029,00 TL borcu ödemeleri üzerine, protokol nedeniyle davacıların ibra edildiğini, kaldı ki taşınmazların da davacılar vekilinin gösterdiği kişilere temlik edildiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacıların protokol gereğince tüm ödemeleri yapmalarına rağmen, davalının protokol hükümlerine aykırı davranarak taşınmazları 3. kişilere devrettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ancak Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm tesisine yeterli değildir.

Protokolde, davacıların ödeme miktarı, tarihi ve şekli belirlenmiş olup dosyaya birkısım ödeme makbuzları sunulmuş ancak davacıların ödemelerinin protokol hükümlerine uygun olup olmadığı, davacıların protokolden kaynaklanan edimlerini tam olarak yerine getirip getirmedikleri değerlendirilmemiştir.

Bu durumda, 22.04.2011 tarihli protokolün ifasına yönelik davacılar tarafından yapılan ödeme belgeleri, taşınmazların satışından elde edilen bedellerin kim tarafından kime ve ne şekilde ödendiğine ilişkin belgeler, taşınmazların bedellerinin protokol borcundan mahsup edilip edilmediği, davacıların protokolden kaynaklanan edimlerini eksiksiz olarak ifa edip etmedikleri hususunda, davalının itirazlarını da karşılar şekilde davalı ve gerekirse banka kayıtları üzerinde de bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken salt ibraname ile bağlı kalınarak eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru değildir.

Davalının temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde onanması isabetli olmadığından çoğunluk görüşüne karşıyım.