YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7442
KARAR NO : 2022/8294
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 19.03.2021 tarih ve 2021/12 E. – 2021/297 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davacı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, dava dışı asıl borçlu ve davalıya kat edilen hesap borcunun ödenmesi için başvurulduğunu, sonuç alınamayınca ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının asıl alacak, faiz ve diğer tüm ferilerine itiraz ettiğini ileri sürerek takibe haksız olarak yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacı bankanın dava dışı şirkete kullandırdığı krediden kefalet limitiyle sınırlı sorumluluğunun olduğunu, takip tutarının bu sınırı aştığını, faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davacı bankanın dava dışı şirkete kullandırdığı krediye müteselsil kefil olduğunu ve teminat olarak taşınmazını ipotek verdiğini, davalı bankanın davacıya karşı hem ilamsız takip hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, ancak sorumluluğunun kefalet limitiyle sınırlı olduğunu, takip tutarının bu sınırı aştığını, faizin fahiş olduğunu ileri sürerek her iki takipten dolayı şimdilik 10.000.-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, takibin ve faiz oranın geçerli olduğunu, aynı konuda açılmış itirazın iptali davası ile bu davanın birleştirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu ipotek resmi senedine göre ipotek tesis edilen taşınmazın asıl borçlunun da borcundan doğacak alacağın teminatı olarak verildiği, bu nedenle davalı olan müteselsil kefil hakkında da rehin paraya çevrilmeden takip yapılabileceği, asıl borçluya borcun ödenmesi için kat ihtarı çekildiği, takibe geçildiği ancak ihtar ve takibin sonuçsuz kaldığı, TBK’nın 586/1 maddesinde belirtildiği şekilde müteselsil kefil hakkında takip koşullarının oluştuğu, asıl dava bakımından açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün 2011/5677 Esas sayılı dosyasında yapılan tahsilatla tekerrür oluşturmaması kaydıyla; Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün 2011/8468 E sayılı dosyasında asıl alacak 70.265,00 TL, işlemiş faiz 51.094,64 TL, BSMV 2.554,73 TL, masraf 938,74 TL olmak üzere toplam 124.853,11 TL yönünden davalının itirazının iptalinin gerektiği, dava tarihinden sonra yapılan 113.582,35 TL’lik tahsilatın infaz sırasında dikkate alınacağı, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği, birleşen dava bakımından ise davanın reddinin gerektiği, banka kayıtlarına yansıyan 113.582,35 TL’nin dava tarihinden sonra yapılmış bir tahsilat olması sebebiyle infaz sırasında dikkate alınacağı, birleşen davanın açıldığı tarihte 113.582,35 TL’lik tahsilatın bulunmadığı, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceği kuralından hareketle birleşen davanın açıldığı tarihte alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısının borçlu olmadığının tespitini istediği miktar bakımından haklı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün 2011/5677 Esas sayılı dosyasında yapılan tahsilatla tekerrür oluşturmaması kaydıyla; Bakırköy 15.İcra Müdürlüğünün 2011/8468 E sayılı dosyasında asıl alacak 70.265,00 TL, işlemiş faiz 51.094,64 TL, BSMV 2.554,73 TL, masraf 938,74 TL olmak üzere toplam 124.853,11 TL yönünden davalının itirazın iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, 70.265,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 80 oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden % 5 gider vergisi alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, dava tarihinden sonra yapılan 113.582,35 TL’lik tahsilatın infaz sırasında dikkate alınmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Birleşen davada davalı vekilinin temyiz istemine gelince, birleşen davada harçlandırılan dava değeri 94.122 TL olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı aleyhine dava değeri üzerinden nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bu husus bozma sebebi ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK’nın 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen dosya yönünden hükmün 2. bendindeki “4.080,00 TL” ibaresi hükümden çıkartılarak, yerine “12.891,59 TL” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 8.550,11 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınmasına, 24.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.