YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7469
KARAR NO : 2023/1622
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/935 Esas, 2021/975 Karar
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/247 E., 2018/925 K.
Taraflar arasındaki şirketin bölünme işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı firma ile müvekkilleri arasında arsa payı karşılığı inşaat yapımı ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdedildiğini, müvekkillerin davalı yüklenici firmanın sözleşmeyle kararlaştırılan teminat mektubunu vermemesi, davalı ile akdettikleri sözleşmenin davalının işi bilinçli olarak geciktirmesi nedeniyle noter aracılığıyla feshedildiğini, davalı şirketin yayınladığı ilanlara göre bölünmeye gittiğini, bundan dolayı sermayenin azaltılması sonucunun doğacağını, alacakların ortak teminatlarını da azaltmış olacağını belirterek davalının bölünme işleminin iptaline, bu talebin kabul edilmemesi halinde taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen teminat miktarından az olmamak üzere teminat gösterilene kadar bölünme işleminin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sermaye değerinde bir değişiklik yapılmaksızın bölünme işlemlerini başlattığını ancak sözleşmenin diğer tarafının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, müvekkili şirketin ise bölünme işlemlerini durdurduğunu fakat bu durdurmanın huzurdaki davadan bağımsız olarak gerçekleştiğini belirterek açılan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin bölünme işlemlerinin gerçekleştirileceğinden bahisle Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan yaptırdığı, davacının bu ilan üzerine işbu davayı açtığı, yönetim kurulu kararından sonra 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 173 üncü maddesine göre genel kuruldan onama kararı alınması gerektiği ancak iptal edilecek genel kurulca alınmış bir bölünme kararının olmadığı, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, konusuz kalan davada, dava tarihi itibariyle davacıların, Ticaret Sicil Gazetesi’nde yapılan ilanları görerek dava açmasında haklı olduğu, davanın davalının bölünme işlemlerinden vazgeçmesi üzerine konusuz kaldığı gerekçesiyle davacı taraf lehine maktu vekâlet ücreti takdirine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar tarafından müvekkiline gönderilen teminat talebini içerir ihtarnameye verilen cevapta şirketin bölünme işleminin gerçekleştirilmesi halinde sermaye tutarında herhangi bir değişiklik yapılmayacağının bu nedenle de varsa alacaklıların zarara uğramayacağının davacılara bildirildiğini, davanın haksız olarak açıldığını, ayrıca alacaklıların tehlikeye düşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından müvekkili şirket tarafından teminat gösterme zorunluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un davacılara alacaklı sıfatıyla bölünme işleminin iptali ile ilgili dava açma hakkı tanınmadığı, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmaması nedeniyle davanın açıldığı an itibariyle davalı tarafın haklı olduğunu kabul etmek gerektiği, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı şirket lehine vekâlet ücreti takdirinin doğru olacağı, bu hususlar dikkate alınarak davalı şirket lehine vekâlet ücreti takdiri gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, davalı lehine 4.080,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava açma hakkı olmadığı belirtilmesine rağmen kararda konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, gerekçe ile hükmün çeliştiğini, davanın bölünmenin iptaline ilişkin olmadığını, aleyhine vekâlet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin bölünme kararının iptalinin talep edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.