Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7524 E. 2022/8762 K. 07.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7524
KARAR NO : 2022/8762
KARAR TARİHİ : 07.12.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 17.06.2021 tarih ve 2020/42 E. – 2021/270 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı idare tarafından ihale edilen 8.500 ton kömür alım işinin davacı üzerinde kaldığını ve taraflar arasında 13/08/2012 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalı idarenin sözleşmeye ve mevzuata aykırı olarak gecikme cezası uyguladığını ve malın teslimine engel olup teslim edilemeyen mal yerine 3. kişiden alım yaparak oluşan ihale bedel farkını ve haksız olarak uyguladığı faizi davacıdan kesinti yaparak tahsil ettiğini, belirtilen kesintilerin tahsili için giriştiği icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı firmanın ihale sözleşmesine, şartname hükümlerine ve eki termin programına uymadığı için nam ve hesabına işlem yapılarak piyasadan temin edilen linyit kömürü ve oluşan cezalar ve faizler olmak üzere davacının davalıya borçlandığını, bu borcu nedeniyle davacının davalı nezdindeki alacaklarından mahsup yapıldığını, yapılan işlemlerin sözleşme ve eklerine uygun olduğunu, davacıya ihale sözleşmesine uygun olarak edimini yerine getirmesi ihtar edilmiş olmasına rağmen davacının edimini yerine getirmediğini, tacir olan davacının cari hesaptan dolayı hiç bir alacağı olmadığını bildiği halde takibe girişmekle kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini ve %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince davalı idarenin, davacı yükleniciden talep edebileceği tutarın 544.231,58 TL olduğunun belirtildiği, davacının 544.231,58 TL’yi talep etmesinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ile, davalının Erzincan İcra Müdürlüğünün 2013/4771 esas sayılı takip dosyasına yaptığı vaki itirazın iptali ile takibin 544.231,58 TL üzerinden devamına, bu alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak yargılama ve hukuki yorumlamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve davacı vekili temyiz etmiştir.
1- 6100 sayılı HMK’nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK’nın 297/2. ve 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da imkansız kılmaktadır.
Somut olayda, davacı vekili, dava dilekçesi ile icra takibine itiraz eden davalının itirazının iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Kararın gerekçe bölümünde davalı idarenin davacı yükleniciden talep edebileceği tutarın 544.231,58 TL olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında kendi içerisinde çelişki oluşturacak şekilde hem davanın kısmen kabulüne hem de davalının icra takip dosyasına yaptığı vaki itirazın iptali denilerek tüm borca itirazın kaldırılması anlamına gelecek şekilde davalının Erzincan İcra Müdürlüğünün 2013/4771 esas sayılı takip dosyasına yaptığı vaki itirazın iptali ile takibin 544.231,58 TL üzerinden devamına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekilerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 07.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.