YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7538
KARAR NO : 2022/8408
KARAR TARİHİ : 28.11.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01.09.2015 tarih ve 2013/473 E. – 2015/936 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin en son genel kurulunun 17.06.2006 tarihinde yapıldığını, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin 3 yıllığına seçildiğini, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin 2009 yılında dolduğunu ve TTK’nın 435 ve devamı maddeleri uyarınca şirketin organsız kaldığını, görev süreleri sona eren yönetim kurulu üyelerinin genel kurulu toplantıya çağırma yetkileri bulunmadığını ileri sürerek, 30.09.2011 tarihinde yapılacak olan genel kurul toplantısının tedbiren durdurulmasını, şirketin zorunlu organlarının vasfını kaybettiğinin tespiti ile şirkete tedbiren kayyım atanmasını, zorunlu organların seçilememesi halinde şirketin TTK’nın 435. maddesi gereğince feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, 30.09.2011 tarihli genel kurula çağrının yetkili olmayan organlar tarafından yapıldığını, görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin çağrı yapamayacağını, kar zarar raporu ile bilançonun usulüne uygun hazırlanmadığını ve 15 gün önceden ilan edilmediğini, toplantıya katılanların ortak olup olmadıklarının dahi belli olmadığını, şirketin hisse senedi bastırmadığını, ibraz edilen hisse senedi kupürlerinin geçersiz olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıklarını, müvekkilinin haksız olarak genel kurula alınmadığını, Yeşilyurt Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/150 E. sayılı davasına müdahil olunması kararının yasa ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, bu davada … ve kızı … davalı olduğu için müdahil olunma kararında oy kullanmalarının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 30.09.2011 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, görev süreleri dolan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yerine yenileri seçilinceye kadar görevlerinin devam ettiğini, şirketin organsız kalmadığını, müvekkilin nama yazılı senedi bulunmadığından pay defteri de olmadığını, genel kurula çağrının, ilanların ve diğer işlemlerin usulüne uygun olduğunu savunarak, asıl davanın ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının davasını takip etmemesi nedeni ile dosyanın işlemden kaldırıldığı, aradan 3 aydan fazla zaman geçmesine rağmen davacının davasını yenilemediği gerekçesiyle HMK’nun 150/5 maddesi gereğince davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK 331/3 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir. Mahkemece, davalının yapmış olduğu yargılama giderleri hesap edilerek davalı lehine bu yönde hüküm kurulması ve davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7.maddesi gereğince lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu hususlar yönünden hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.