Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7593 E. 2022/8247 K. 23.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7593
KARAR NO : 2022/8247
KARAR TARİHİ : 23.11.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.07.2018 tarih ve 2014/392 E. – 2018/737 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin %51 hissesinin 1997 yılında dava dışı Türkiye Kalkınma Bankası’na devredildiğini, daha sonra bu hisselerin 1998 yılında vekiledeni … tarafından satın alındığını, ancak bu satış nedeniyle taraflar arasında mahkemelere yansıyan anlaşmazlıklar doğduğunu, 2004 yılında taraflar arasında anlaşma yapıldığını ve şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin belirlendiğini, zaman içerisinde banka adına yönetimde görev alan kişilerin TTK hükümlerine aykırı olarak değiştirildiğini, banka adına yönetimde görev alan kişilerin 2007 yılından itibaren hukuksuz kararlar aldıklarını, 2007 yılında yapılan genel kurulda şirket sermayesinin artırılarak vekiledenlerinin şirketteki paylarının düşürüldüğünü, bu genel kurulda alınan kararların iptali için dava açıldığını, bu dava derdest olmasına rağmen böyle bir dava yokmuş gibi işbu davaya konu 17.11.2008 tarihli genel kurulun yapıldığını ve oy nisaplarının belirlendiğini, 17.11.2008 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile Türkiye Kalkınma Bankası’nı temsilen 3 kişinin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, ancak söz konusu tüzel kişinin yönetim kurulunda bir üye ile temsil edilmesinin gerektiğini, toplantının 8. maddesi ile anasözleşmenin 7. ve 9. maddelerinin değiştirildiğini, faaliyet raporu, yönetim ve denetim kurulunun ibrası raporlarının vekiledenlerine gönderilmediğini, yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin düşürüldüğünü beyanla, davalı şirketin 17.11.2008 tarihli genel kurul toplantısının tüm hükümlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 17.11.2008 tarihli genel kurulunun TTK hükümlerine ve usule uygun olduğunu, iptalini gerektirecek herhangi bir nedenin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; neticesi beklenen İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/197 esas sayılı dava dosyasında, mahkemece verilen 28.12.2011 tarihli kararla davalı şirketin 19.03.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan şirketin ana sözleşmesini değiştiren 11.gündem maddesinde, eski metinde olduğu üzere şirket sermayesinin 7.350.- YTL olup, tamamının ödendiği, sermaye artırımına ilişkin ve murakıp ve görevlerine ilişkin 6 ve 9.maddelerin tadili ile ilgili 11.maddenin yoklukla malül olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu durumda 7.350.- YTL pay değeri 294.000 pay adedinden 19.03.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısında 293.998 adet pay sahibinin genel kurula katıldığı, toplantıda ana sözleşme değişikliğine ilişkin 8 nolu karar yönünden Türkiye Kalkınma Bankası’nın 150.000 adet payına istinaden kabul oyu, davacıların toplam 143.998 adet payına istinaden de red oyu kullanıldığı, dolayısıyla ana sözleşme içeriğinin değişikliğine ilişkin kararın oy çoğunluğu ile kabul edildiği, oysa 3585 sayılı yasa ile değiştirilmeden evvel 6762 sayılı TTK’nın 388.maddesi son fıkrası uyarınca 2. 3. ve 4. fıkralara göre toplanan umumi heyetin kararları mevcut payların 2/3’si ile verilir hükmüne uyulmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 17/11/2008 tarihli genel kurul toplantısında alınan 8 nolu kararın mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine ve iptaline, genel kurul toplantısının sair maddeleri yönünden dava açma koşulları oluşmadığından davanın reddine ilişkin verilen 09/06/2009 tarihli ilk karar kesinleşmiş olmakla yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 23/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.