Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7725 E. 2023/1975 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7725
KARAR NO : 2023/1975
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1536 Esas, 2021/775 Karar
HÜKÜM : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/88 E., 2018/187 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin “ekol speedy”, “operatad by ekol”, “ekol healthcare”, “ekol 2012+şekil”, “ekol cargospeed+şekil”, “ekol logistics”, “ekol” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı tarafın ”ECOLINES” ibareli başvurusuna müvekkili tarafından YİDK nezdinde itirazda bulunulduğunu ancak itirazlarının reddedildiğini, dava konusu yapılan markada yer alan ayırt edici unsur ”ECOLINES” ibaresinin müvekkili şirketin tescilli markasında ”EKOL” esas unsuru ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ileri sürerek Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) YİDK’ nın 2017-M-983 sayılı kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı şirkete dava dilekçesi tebliğ edilememiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli başvuru standart karakterle yazılmış “ECOLINES” ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak markaların ise, standart karakterle yazılmış ” ekol speedy”, “operated by ekol”, “ekol healthcare”, “ekol 2012+şekil”, “ekol cargospeed+şekil”, “ekol cargofix”, “ekol cargoflex+şekil”, “ekol logistics”, “ekol” ibarelerinden oluştuğu, fonetik ve görsel açıdan taraf markalarının telaffuz edildiğinde birbirinin aynı veya devamı olduğu intibaını uyandırdığı ve benzer olduğu, davaya konu marka ile davacının tescilli markası arasında, sınıflar açısından aynı tür mal/hizmetler tespit edildiğinden davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davalı … yönünden açılan davanın Türkiye Cumhuriyeti devletinin davalı şirketin ikametgah adresinin bulunduğu ve menşei ülkesi olan Güney Kıbrıs’ı tanımaması nedeni ile tebligat işlemlerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti yasaları gereğince yapılmasının mümkün olmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın usulden reddine, davanın TPMK yönünden kabulü ile TPMK YİDK’nın 2017-M-983 sayılı kararının iptaline, 2015/110597 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markanın münhasıran kelime unsurundan oluştuğunu ve özgün bir yazı stilinde oluşturulduğunu, davacı markasında yer almayan unsurların davalı markasında esas unsur olarak kullanıldığını, bu durumun markaların sadece görsel olarak değil işitsel olarak da birbirine benzemekten uzaklaştırdığını, mevcut markaların birbirinin serisi olmadığının açık olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusunu yapan şirketin Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmayan Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin hukuk kurallarına göre tüzel kişilik kazanmış bulunduğundan, bu şirketin 6100 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi uyarınca taraf ehliyetine sahip olmayıp, ülkemizdeki bir yargılamada taraf olamayacağı gibi herhangi bir hukuki işlem de yapamayacağı o halde, İlk Derece Mahkemesince marka başvurusunu yapan şirket yönünden davanın taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, diğer davalı yönünden açılan davanın ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tabiyetinde olan şirketin hak ehliyeti bulunmadığı, marka başvurusu yapan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tabiyetinde olan davalı şirketin, hak ehliyetine sahip olmaması nedeniyle ülkemizde herhangi bir hukuki işlem yapamayacağı gibi marka başvurusunda da bulunamayacağından, yapılan marka başvurusunun sırf bu nedenle reddi gerekirken, davalı Kurum tarafından bu marka başvurusunun kabul edilerek ilana çıkarılmasının doğru olmadığı, dava konusu YİDK kararına konu olan marka başvurusunun baştan malul olması nedeni ile mahkemece dava konusu YİDK kararının bu nedenle tamamen iptali gerekirken yazılı şekilde esasa yönelik inceleme yapılarak hüküm kurulmasının doğru bulunmadığı, her ne kadar davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından bu hususta bir istinaf sebebi ileri sürülmemiş ve davacı tarafça da istinaf yoluna başvurulmamış ise de 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesinde Bölge Adliye Mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözeteceği düzenlendiğinden ve işbu hususun da Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu düzenini ilgilendiren bir husus olduğu kanaatine varıldığından, kamu düzenini ilgilendiren bu hususta resen inceleme yapıldığı, istinaf incelemesine konu edilmeyen hükümsüzlük davası yönünden de İlk Derece Mahkemesi gibi karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davalı … yönünden açılan davanın usulden reddine, davalı TPMK yönünden davanın kabulü ile YİDK’in 2017-M-983 sayılı kararının iptaline, 2015/110597 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün (WIPO) Madrid üyesi olarak geçerli saydığı bir ülke ofisinden gelen başvurunun ulusal bir başvuru gibi değerlendirileceğinden söz konusu başvurunun TPMK tarafından doğrudan reddedilmesinin söz konusu olmadığını, Güney Kıbrıs Rum Kesiminin WIPO kapsamında Madrid Birliği üyesi sıfatında olup üye ülke sıfatındaki Güney Kıbrıs Rum Kesiminin ofisinden gelen bir başvurunun uluslararası Sınai Mülkiyet Mevzuatı gereğince değerlendirmeye alınması gerektiğini, ulusal ve uluslararası bu hususlar dikkate alınarak değerlendirilen başvuru ile davacının itirazı neticesinde verilmiş olan kurum kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürerek ve resen gözönüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.04.2022 tarih, 2020/932 E. ve 2022/3114 K. sayılı ilamı

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı TPMK vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.