YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7789
KARAR NO : 2022/8122
KARAR TARİHİ : 21.11.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 02.06.2021 tarih ve 2019/203 E. – 2021/130 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ise de 08.11.2021 tarihinde davalı SEDAŞ vekili tarafından verilen temyizden feragat dilekçesi de dikkate alınarak, temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından taahhütname, protokol ve yasal mevzuat hükümleri gereği ödenmesi gereken İkramiye Köyü Enerji Nakil Hattına ait 1999-2009 yılları arasındaki arazi tahsis bedelleri ile gecikme zammı ve KDV’nin eksik ödendiğini ileri sürerek, arazi kullanım bedeli olan 65.806,44 TL ana para ve %18 KDV’si 11.845,16 TL olmak üzere toplam 77.651,60 TL’nin son ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Yasa gereğince işleyen aylık gecikme zammı ve KDV’si ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TEDAŞ vekili, husumetin TEDAŞ Genel Müdürlüğüne yöneltilmesinin yanlış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı SEDAŞ vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, SEDAŞ’ın 11.02.2009 tarihine kadar 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve şirket ana sözleşmesine göre sermayesinin tamamı TEDAŞ’a bağlı ortaklık konumundaki bir devlet kuruluşu iken %100 oranındaki hissesinin tamamının Akcez Enerji Yatırımları A.Ş.’ye satılarak özelleştirildiğini, bu özelleştirilme ile SEDAŞ’a ait enerji nakil hatları ve taşınmazların mülkiyetlerinin devredilmediğini, işletme hakkının süreli olarak devredildiğini, enerji nakil hatları ve taşınmazların mülkiyetinin TEDAŞ’da kaldığını, davacı idare vekilinin talep ettiği orman izin bedeli farkının 1999-2008 yılları arasını kapsadığını, şirketin özelleştiği 11.02.2009 tarihinden öncesine ait olduğunu, şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın dayanağı olan 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17. maddesinin 3. fıkrasının Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile iptal edildiğini, 5192 sayılı Kanun ile yeniden bir düzenleme yapıldığını, bu alanlarda devletçe yapılan veya işletilenlerden bedel alınmaz hükmünün getirildiğini, SEDAŞ’ın bir devlet kuruluşu olduğunu, izin bedeli ve miktarının haksız ve çok fahiş olarak belirlendiğini, 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesine göre gecikme zammı talebinin mümkün olmadığını, miktarı belirlenmemiş bir bedel veya alacağın muaccel hale gelmesinin ancak bedelin hesaplanması ve hesaplanan bedelin davalı şirkete tebliğ edilmesiyle mümkün olacağını, davalıya herhangi bir ihtarname tebliğ edilmediğini, bu nedenle faiz ve KDV talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tahsil tarihine kadar 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince işleyecek aylık gecikme zammı ve gecikme zammı KDV’si ile birlikte davalı SEDAŞ’dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilahare, davalı SEDAŞ vekili, temyizden feragat ettiklerine dair beyan dilekçesi vermiştir. Davacı Orman Genel Müdürlüğü vekili de, 7326 sayılı Kanun kapsamında davalı SEDAŞ’ın dava konusu alacağı yapılandırarak ödediğinden bahisle davanın sonlandırılması talebinde bulunmuştur.
1- Mahkemece verilen karar, davalı SEDAŞ vekilince temyiz edilmiş ise de, davalı vekili tarafından ibraz edilen 08.11.2021 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat edilmiştir. Dosyada mevcut vekaletname örneği incelendiğinde davalı vekiline HMK’nın 74. maddesi gereği temyizden feragat yetkisinin tanınmış olduğu görülmüştür. HMK’nın 307. maddesine göre feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. Bu itibarla, davalı SEDAŞ vekilinin temyiz isteminin usulüne uygun bulunan feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı TEDAŞ vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olup, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden müktesep hak oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06..2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Yerel Mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olup, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirmiştir.
6098 sayılı T.B.K 131 maddesi gereğince “ifa” borcu sona erdiren sebeplerden olup, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı SEDAŞ vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı TEDAŞ vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davalı TEDAŞ lehine BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, dava dosyasının mahal mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 21.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.