YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7847
KARAR NO : 2023/1853
KARAR TARİHİ : 27.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/891 Esas, 2021/626 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/654 E., 2018/1185 K.
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi- alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının dava dışı Som Kuaförlük Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.’nin ortakları olduğunu, ancak taraflar arasında yaşanan sorunlar nedeniyle ortaklığın sona erdirilmesine karar verildiğini, müvekkilinin şirket ortağı olmasına rağmen bir ticari işletmenin ne şekilde tasfiye edileceği ve şirket ortaklığının sonlandırılması hususunda yeterli bilgiye sahip olmaması nedeniyle davalının sözleşme ile ortaklığın sona erdirilmesi istemini kabul ettiğini, davalı tarafından tek taraflı olarak müvekkilinin onay veya rızasının alınmadan ve davacının davalıya olan güveninden faydalanarak fesih talepli 07.12.2011 tarihli sözleşmenin davacıya imzalattırıldığını, müvekkilinin sözleşme hükümlerine göre davalıya 110.000,00 TL ödeyerek şirketteki payını davalının belirlediği üçüncü kişiye bedelsiz olarak devrettiğini, müvekkilinin şirket ortağı olmasına rağmen hukuki yorum yapabilme düşüncesinden yoksun ve deneyimsiz olduğundan sözleşmenin kendi aleyhine doğurabileceği sonuçları öngörmesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 30 ve 31 inci maddelerinde düzenlenen esaslı yanılma nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmede müvekkilinin bilgisizliğinden ve tecrübesizliğinden yararlanarak şirket borçlarından şahsen sorumlu olmamasına rağmen tüzel kişiliğe ait borçların müvekkilinden tahsili yoluna gidildiği gibi, henüz muaccel olmayan şirket borçlarının da müvekkilinden tahsil edildiğini, bir tarafın gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için iradesini açıklamasının da irade bozukluğu olarak kabul edilebileceğini, tarafların edimleri arasında aşrı oransızlık bulunması ve sözleşmenin aldatılma suretiyle imzalanması nedeniyle sözleşmenin hukuka aykırı olduğunu, 6098 sayılı Kanun’un 28 inci maddesi uyarınca edimler arasında aşrı oransızlık bulunması halinde bu oransızlığın diğer tarafın zor durumundan veya düşüncesizliğinden kaynaklanması halinde giderilmesi gerektiğini, sözleşmenin bütün maddelerinin 6098 sayılı Kanun’un 28 inci maddesinde belirlenen aşırı yararlanma, 30-31 inci maddelerinde belirlenen yanılma, 36 ncı maddesinde belirtilen aldatma hükümleri dikkate alındığında müvekkilinin gerçek iradesinin yansıtmaması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek, taraflar arasında imzalanan 07.12.2011 tarihli sözleşmenin feshine, davacı tarafından davalıya ödenen 110.000,00 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının aşırı yararlanma, yanılma ve aldatma sebeplerine dayanarak talepte bulunduğunu, birden fazla hukuki sebebe dayanılması halinde bu sebeplerin birbirleriyle çelişmemesi gerektiğini, üç durumun bir arada bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 04.06.2003 tarihinde tarafların % 40’ar, dava dışı Hakan Bayram’ın %20 ortak olarak Som Kuaförlük Hiz. Ltd. Şti. kurarak ve Capitol AVM’de 235 metrekarelik işyeri kiralayarak MOS Franchise markası ile kuaför salonu işlettiklerini, ortaklığın devamı süresinde davacının şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğunu, bu kapsamda davacının kira sözleşmeleri ile franchise sözleşmesini imzaladığını, müvekkilinin eşinin tarafların isteği ile önceki işinden ayrılarak bu iş yerinde sekiz yıl süreyle çalıştığını, davacının bizzat, şirket borçları ve markanın tükenmesi nedenlerinden dolayı ileri dönemde daha büyük bir sıkıntı ve yük altına girmek istemediğinden özgür iradesi ile ortaklığı sonlandırmak istediğini ve taraflar arasındaki ortaklık ilişkisini 01.12.2011 tarihi itibariyle sonlandırdığını, davacının bizzat ortaklık ilişkisinin son bulmasından bir hafta sonra, 07.12.2011 tarihinde, dava konusu sözleşmeyi akdetmek istediğini, anılan sözleşmenin tarafların özgür iradesiyle düzenlenerek imzalandığını, davacının işyerinin kâr etmemesi ve tahliye tehlikesi, yeni markanın tutmama endişesini fark edince farklı arayışlara geçerek kendi dükkanını açma iradesini belirttiğini, 30.12.2011 tarihinde sözleşme imzalayarak Bayram Bal ile ortak olduğunu, kendi müşterilerini de alarak davalıya yakın bir lokasyonda işyeri açtığını, eski çalışanların birlikte götürüldüğünü, davacının gerek 19.03.2012 tarih ve 09934 yevmiye numaralı ihtarnamesinde gerekse de bu davadaki beyanları ile bila bedel olarak hissesinin devredilmiş olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve taraflar arasında hiçbir sorun yaşanmadığını, ortaklığının davacının isteğiyle sona erdirildiğini, davacının yaklaşık 20 yıldır gerek tek başına gerekse de ortaklı olarak kuaför salonları işlettiğini, dava konusu sözleşmenin hukuken geçersizliğinin istenemeyeceğini, davacının aşırı yararlanma, yanılma ve aldatma olduğu iddiasının yerinde olmadığını, sözleşmeyle borç ve hakların ödenmesinden on gün sonra pay devrinin öngörüldüğünü, tarafların borçların 4 üncü maddede ayrıntılı şekilde gösterildiğini, işletme giderlerinin ne şekilde ödeneceğinin sözleşmede ayrıntılı olarak belirlendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında Som Kuaförlük Hizmetleri Ltd. Şti.’ndeki ortaklığın sona ermesi, davacı tarafından sahip olunan hisselerin davalıya devredilmesi ve bu sona erme sebebiyle şirketin borçların tasfiyesi karşılığında 110.000,00 TL bedelin davacı tarafından davalıya ödenmesi hususunda 07.11.2012 tarihli sözleşmenin kurulduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’un (6102 sayılı Kanun) 595 inci maddesi hükmünce limited şirket hisse devrine ilişkin sözleşmelerin yazılı olarak yapılması ve noterde onaylanması gerektiği, ancak dosya kapsamı itibariyle taraflarca bu hususta bir delilin dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla hisse devrine ilişkin hükümler açısından sözleşmenin geçersiz olduğu, ancak diğer hususlar kapsamında tarafların dayandıkları hukuki sebepler de dikkate alınarak dava konusu edilen talepler konusunda sözleşmenin ayakta olduğu, sözleşmede borçlara karşılık yapılacağı kararlaştırılan ödeme edimini davacının yerine getirdiği, bu hususun uyuşmazlık konusu olmadığı ancak davalı tarafından sözleşme ile istenen edimlerin yerine getirilmediği iddiasıyla birlikte ortaklığın sona ermesine yönelik sözleşmenin feshi ile ödenen bedelin iadesinin talep edildiği, davacının dilekçesinde hem hataya hemde aşırı yararlanama hukuki müesseselerine dayanılmışsa da iddiaların aşırı yararlanma temeline dayandığı, bu yönde sunduğu beyan dilekçesinde de sözleşmenin kurulması aşamasında objektif ve sübjektif aşırı orantısızlık bulunduğunu ve bunun müvekkilinin tecrübesizliğine ve deneyimsizliğinden faydalanılarak gerçekleştiğini belirttiği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında işletmenin aktifleri ve pasifleri yönünden yapılan değerlendirmede imza edilen sözleşme ile borç tutarının 336.324,39 TL olarak belirlendiği, davacının % 40 hissesini sözleşmeye göre bila bedel kaydıyla davalıya devretmesi ve vergi borçlarına ödenmesine karşılık olarak 110.000,00 TL ödemesinin kararlaştırılmış olması karşısında dava dışı şirketin mali tabloları üzerinde yapılan incelemede 31.12.2010 tarihinde 235.794,47 TL, sözleşme tarihinden sonraki ilk yıl sonu olan 31.12.2011 tarihinde ise 225.504,58 TL borçluluk durumunun tespit edildiği, sözleşmede belirlenen borç tutarıyla kayıtlar kapsamında tespit edilen borç tutarı kapsamında yaklaşık 110.000,00 TL farklılık bulunduğu, diğer yandan dava dışı şirketin öz kaynaklarının artıda olduğu ve şirket borçlarını karşıladığı, sözleşmede en yüksek borç kalemi olarak gösterilen vergi borçları yönünden Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğünün 15.11.2013 tarihli cevabi yazısında dava dışı Som Kuaförlük Hizmetleri Ltd. Şti.’nin 2011 ve 2012 yılları arsında borcunun bulunmadığı, 2013 yılına ait vadesi geçmiş 33.705,64 TL borcunun bulunduğu, bu kapsamda dosya kapsamı itibariyle sunulan deliller ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda sözleşmede belirlenen şartların hata veya gabin hukuki müesseseleri temelinde davacıya sözleşmenin feshi ve dolayısıyla ödenen bedelin iadesini talep etme hakkı doğurmayacağı kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının eksik ve çelişkili olduğunu mahkemece ortaklığa ait menkul mal ve peştemaliye bedellerinin tespiti için üç kişilik bilirkişi kurulunda alınan raporun eksik olduğunu, somut olayda aşırı yararlanmanın objektif ve subjektif şartlarının oluştuğunu, sözleşmenin 2 nci maddesi kapsamında müvekkilinin 182.000,00 TL değerindeki hissesinin bedelsiz olarak devrettiğini, ayrıca davalıya 110.000,00 TL nakit ödeme yaptığını, işletmenin menkul mallarının paylaşımına ilişkin değerleme yapılarak somut bir paylaşım yapılmadığını, davalının işletmedeki malları kullanarak gelir elde etmeye devam ettiğini, 29.01.2016 tarihli raporda 29.035,00 TL menkul malın bulunduğunun belirlendiğini, bilirkişi raporuyla peştemaliye değerinin 90.000,00 TL olduğunun belirlenmesine rağmen bu bedelin ödenmediğini, önemli bir AVM’de bulunan iş yerinin peştemaliye değerinin önem arz etmesine rağmen bu bedelin ödenmemesi nedeniyle objektif şartlarının oluştuğunu, müvekkilinin tecrübesizliği nedeniyle subjektif şartların oluştuğunu, müvekkilinin şirket müdürü olmasına rağmen tacir olmadığını, müdürlük görevini fiili olarak yerine getirmediğini, müdürlük görevinin kağıt üzerinde kaldığını, alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, müvekkilinin hak etmiş olduğu menkul mal değeri ve peştemaliye değeri hakkında karar verilmediğini, menkul malların yarısının değerinin işletmenin devir edilmiş olmasına rağmen belirlenerek tahsiline karar verilmediğini, bu talebin hiç dikkate alınmadığını, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının sözleşmedeki edimler arasında aşırı oransızlık bulunduğunu ve şirket müdürlüğü yapmasına rağmen ve tacir olmamasına rağmen davacıdan basiretli bir tacir davranışının beklenemeyeceğini, esasen şirkete ait olan vergi ve işletme giderlerinin davacının tecrübesizliğinden yararlanılarak davacıya yükletildiğini, işletmenin tahliyesi halinde demirbaşın satılarak yarısının bedelinin davacıya ödeneceğinin belirlenmesine rağmen her hangi bir süre öngörülmediğini belirterek sözleşmenin iptalini istediği, davacının menkul mal ve peştemaliye değeri talebinin incelenmesinde, davacının sözleşmenin gabin nedeniyle iptalini ve şirket borçları için ödediği miktarın istirdadını istediği, davadaki talepleri arasında peştemaliye bedeli veya demirbaş bedelinin tahsili isteminin bulunmadığı, tarafların ortağı oldukları şirketin borç ve alacaklarını bir bütün olarak değerlendirerek ortaklığı sözleşme ile tasfiye ettiği, sözleşme kapsamında davacının payını devir ederek sözleşmeyi ifa ettiğinin anlaşıldığı, nitekim sözleşmenin 3. maddesinde davacının tüm hak ve alacaklarını almış olması nedeniyle başka bir hak ve alacak talep etmeyeceğinin belirlendiği, bu durumda şirket pay devrinin içinde sermaye değeri yanında şirketin peştemaliye değerinin de bulunduğu açık olduğundan bu yöne ilişkin talebin yerinde olmadığı, diğer yandan sözleşmenin 9 uncu maddesinde kira sözleşmesinin feshi veya Capitol’de hizmet verilen dükkanın boşaltılması halinde sökülecek emtianın yarı değerinin davacıya ait olduğunun kabul edildiği, oysa, maddede belirtilen şartların oluşmadığı, işletmenin bir başka kişiye devir edilmesinin maddede yer almadığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf isteminin de yerinde görülmediği, davacının gabin hukuki nedenine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde, davacının devir edilen şirket dışında başka şirket ortaklıklarının bulunduğu ve uzun süre kuaför sektöründe çalıştığının anlaşıldığı, sözleşmede tarafların hak ve borçlarının ayrıntılı olarak belirlendiği, belirtildiği üzere davacının sözleşmenin 3. maddesinde şirkette bulunan alacaklarını aldığının kabul edildiği, bu durumda, kalan borçlar yönünden tarafların serbest iradeleriyle tasfiye anlaşması yapması ve alınan değerler dikkate alındığında sektörün içinde bulunan davacının kendi iradesiyle bir kısım borçları üstlenmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, sözleşmedeki edimler ve davacının iş tecrübesi dikkate alındığında gabinin objektif ve subjektif unsurunun gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, her sözleşmede bir edim dengesinin bulunmasının doğal olup, sözleşmenin 3. maddesi dikkate alınarak edimler arasında aşrı dengesizlik bulunduğu kabul edilemeyeceği gibi, davacının müzayaka halinde olduğu veya düşüncesizlik veya deneyimsiz olduğuna ilişkin hiç bir kanıt bulunmadığından, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının iradeyi sakatlayan diğer sebeplerin (hata, hile) varlığını da kanıtlayamadığından, ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi isabetli olup ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince taleplerinin eksik değerlendirildiğini, çoğun içinde azın da olması yani sözleşmenin feshi ve alacak talebinin sözleşmenin 9 uncu maddesinde yer alan demirbaşların paylaştırılması hususunu da kapsadığı gözönüne alındığında kararın hatalı olduğunu, kararın çelişki içerdiğini, gerekçede bir paragraf önce demirbaş bedelinin yarısının ödenmesinin talep edildiği belirtilmişken bir paragraf sonrasında böyle bir talebin olmadığının belirtildiğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında çoğun içinde az da olduğunun kabul edildiğini ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dava konusu sözleşmenin 9 uncu maddesinde “ SOM Kuaförlük Hizmetleri Tic Ltd şti nin …. Demirbaşlar ve Som kuaförlük hizmetleri Tic Ltd Ştinin söküp alma hakkına sahip olduğu eşyalar yada iş bu demirbaş ve/veya sair eşyalarının satışından elde edilecek bedel …/ … arasında yarı yarıya bölüşülecek ve taraflara teslim edilecektir” hükmünün yer aldığını, dava konusu kuaförün de davalı tarafından dava dışı kişilere devredildiğini ve satıldığını, dolayısıyla demirbaşların devir bedelinin bilirkişi marifetiyle tespit edilerek bu hususta karar verilmesi gerekirken bu hususta bir değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere talebin akdin feshi-alacak ve taraflar arasında imzalanmış olan 07.12.2011 tarihli sözleşmedeki muarazanın giderilmesi/ ve sözleşmenin feshi / ifasıı/ alacak talebi ile ilgili olduğu, dava dilekçesinde sözleşmenin 9 uncu maddesinden bahsedildiğini, sözleşmeye uygun olarak fesih yapılması gerektiğinden sözleşmenin 9 uncu maddesinde herhangi bir sebeple kira sözleşme feshedildiği / devir edildiği/ satıldığı takdirde demirbaşların da değerinin tespitinin yapılması ve bunların da sözleşme gereği yarısının müvekkile ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin feshi talebi reddedilse dahi bu hususta bir karar verilmesi gerektiğini, ancak İlk Derece Mahkemesi yada Bölge Adliye Mahkemesince bu hususa hiç değinilmediğini, ayrıca gerek yerel mahkeme tarafından gerekse de istinaf mahkemesi tarafından verilen sözleşmenin gabin, hata, hileye dayanmadığı yönündeki kararının da eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayandığını, dayanılan delillerde davacının her ne kadar müdür olarak görünse de kuaför olarak mesleğini icra ettiğini ve mali işlerden uzak durduğunu, bu yönüyle de müvekkilinin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığını, gabin yönünden yeteri kadar irdeleme yapılmadığını, somut olayda tecrübesizlik halinin bulunduğunu, davacının tacir olmadığını, bu nedenle tacir gibi davranmasının kendisinden beklenemeyeceğini, sözleşmede müvekkilinin bilgisizliği ve tecrübesizliğinden yararlanılmak suretiyle mağdur edildiğini, dosya kapsamı ile ilgili olarak tüm deliller toplanmadan karar verilmiş olup, dolayısıyla tüm deliller toplanmadan, tarafların göstermiş oldukları tanıklar dinlenmeden bilirkişi raporu alınması, alınan bilirkişi raporlarının eksik incelemeye neden olduğunu, gösterilen tanıklarının dinlenilmeden karar verildiğini, delil listesinde yemin deliline de başvurulmasına rağmen mahkemece yemin deliline başvurulup başvurulmayacağı hususunda tarafların beyanının alınmaksızın karar verildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, gabin hukuksal nedenine dayanılarak açılan sözleşmenin feshi ve alacak talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 21 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.