YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7890
KARAR NO : 2023/1961
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/3028 Esas, 2021/1279 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/2092 E., 2018/616 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların müteveffa …’nın mirasçıları olduğunu, murisinin 31.05.2013 tarihinde vefat ettiğini, murisin okur yazar olmadığını, murisin oğlu …’nın sağlığında annesinden alamadığı malları, annesinin vefatından sonra … üzerinden almayı planladığını, murisi aldatarak 750.000,00 TL tutarlı bonoya aval verdirdiğini, dava konusu takibin, davacılardan mal kaçırma kastıyla davalı ve dava dışı … arasındaki muvazaalı ve kötüniyetli anlaşma sonucu başlatıldığını, dava konusu bononun muris …’nın avalinin geçersiz olduğunu, mütevaffa …’nın bonoya parmak izini bastığını ileri sürerek, icra takibi nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının dava dışı …’nın maliki olduğu taşınmazı çocukları adına satın aldığını, taşınmaz karşılığında 635.000,00 TL’yi dava dışı …’ya nakit olarak ödediğini, kalanı için konut kredisi borcunu üstlendiğini, satın alınan taşınmazın banka tarafından icraen satıldığını, dava dışı …’dan bu borç nedeniyle dava konusu bonoyu keşide ettiğini, davalının davacıların murisini tanımadığını, bononun kambiyo vasfı taşımadığı iddiasının süresinde ileri sürülmediğini, menfi tespit davasının yasal sürede açılmadığını, davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, bononun bedelsiz olduğuna ilişkin itirazların gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonoya verilen avalin mutlaka el yazısı imza ile verilmesi gerekeceği, okuma yazması olmayan kişiler açısından bir an için parmak basmak suretiyle aval verilebileceği kabul edilse bile bu durumda imza atamayanlar ve okuma yazma bilmeyenler için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 206 ncı maddesi uyarınca noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve icra takibinin derhal durdurularak karar kesinleştiğinde icranın kısmen ya da tamamen eski hale iadesine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının senet borçlusu dava dışı …’dan çocukları adına bir ev satın aldığını ve bedelin 635.000,00 TL’sini banka havalesi ile nakit ödediğini, konut … tarafından kredi ile alındığından bakiye 358.878,00 TL banka borcunu da ödemeyi kabul ettiğini, taşınmazı satın aldıktan sonra ilk 3 taksidi ödediğini, evi satın alacağı zaman ev üzerinde sadece konut kredisinden dolayı ipotek olduğunu ve bu kredi borcundan dolayı da sadece 358.878,00 TL kaldığını öğrendiğini ancak …’nın bankaya olan diğer borçları nedeni ile grup kredi diyerek icradan sattıklarını, bunun üzerine …’dan bono aldığını, işleme koyduğunu ancak tahsilat yapamadığını, … ve …’nın eşi … ve kızı hakkında icra ceza ve ceza mahkemelerine suç duyurusunda bulunduğunu, borçlu … yapılan bu suç duyurularının geri çekilmesi karşılığında annesinin borcuna kefil olacağını beyan ederek davaya konu senedi 2 tanık huzurunda düzenleyerek davalıya verdiğini ve borcunu en kısa zamanda ödeyeceğini taahhüt ettiğini, bu senedin verilmesine takiben müvekkilin de borçlu …, karısı ve kızı hakkında yaptığı suç duyurularını geri çektiğini, müvekkilinin amacının sadece alacağını tahsil etmek olduğunu, kötü niyetli olmadığını, dava konusu senedin vadesinde ödenmediğini, alacaklı müvekkili tarafından icraya konu edildiğini ve borçlu tarafından senet içeriğinin kabul edildiğini, borçlu …’nın mirasçıları murisleri tarafından kabul edilen borcu ve borcun parmak iziyle tasdikini geçersiz kılmaya çalıştığını, mirasçılarının murisin borcundan dolayı mirasçılık yükümlülüklerinden kaçmak adına kötüniyetle davayı ikame ettiğini, aval veren …’nın malvarlığına karşı icra takibi başlatıldığını ancak icra işlemleri devam ederken …’nın vefat ettiğini, davacı tarafından bononun geçersizliğinin ileri sürülmediğini, inkar edilmeyen parmak izinin senedi geçerli kıldığını, uygulamanın ve yargı içtihatlarının da bu yönde olduğu açık olduğunu, davaya konu senedin borçlusunun … olduğunu ve borçlu sıfatının da kesin olup yargılama konusu olmadığını, borçlu … davacıların kardeşi ve aval veren muris …’nın davacılarla birlikte mirasçısı olduğunu, borçlu … da davacılarla birlikte hareket ederek müvekkilin alacağını ödememek için kötüniyetli bir çaba içinde olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesinin ikinci fıkrası maddesi uyarınca poliçe hakkındaki avale ilişkin hükümlerin bonolar hakkında da uygulanacağının düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun’un 701 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval şerhinin aval veren kişi tarafından imzalanmasının gerektiğinin düzenlendiği, bu anlamda aval şerhinin aval veren tarafından mutlaka el ile imzalanmış olmasının aranacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekilince temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların murisinin parmak basmak suretiyle bonoda avalist olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun’un 778 inci maddesinin ikinci fıkrası, 701 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.