YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7916
KARAR NO : 2023/2072
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1617 Esas, 2021/972 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2017/901 E., 2018/729 K.
Taraflar tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ve davalı vekili Avukat…….dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket yetkilileriyle görüşerek Forex piyasasında işlem yapmak üzere hesap açtırdığını, bir süre davalı şirketle işlem yaptıktan sonra parasının yine değer kaybetmeye başladığını farkettiğini, şirket yetkililerinin 2014 yılı Ocak ayı itibariyle parasını hisse senedine yatırmasını tavsiye ettiklerini, birkaç ay sonra yatırım danışmanının tavsiyesiyle kendisine ilave kredi açıldığını, ancak davacının birikiminin sürekli eridiğini 11.06.2014 tarihinde borsanın hızla değer kaybetmesi neticesinde davacının tüm birikimini kaybettiğini, bu gelişmelerden davalı şirketin sorumlu olduğunu, davalı şirketin özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek müvekkilini doğru şekilde yönlendiremediğini, olaylar nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00 TL’nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurumun 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 43 ila 46 maddeleri uyarınca kurularak faaliyet gösteren bir aracı kurum olduğunu, aracı kurumların müşteri ile olan iş ve çerçevesinin ikincil mevzuat olan Sermaye Piyasası Kurulu tebliğleri ile düzenlendiğini, davacının sermaye piyasası işlemlerini alım ve satımlarını bizzat kendisinin yaptığını, yatırımcının yatırım kararı alırken iş yatırım tarafından verilen tavsiyelere uyup uymamak konusunda tamamen serbest olduğu, yatırımcının kendi yaptığı yatırımlardan herhangi bir şekilde zarar etmesinden müvekkili iş yatırımın sorumlu tutulamayacağının savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kendi özgür iradesiyle davalı ile yatırıma aracılık edilmesi konusunda sözleşme düzenlediği, düzenlenen sözleşmenin 6362 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatına uygun olduğu, davacının risk bildirim formlarını imzaladığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve formlara göre davalı şirketin davacıya kar garantisi vermediği gibi, zarar etmeyeceği yönünde de herhangi bir taahhüdünün bulunmadığı, bilirkişi raporuna göre de davalı aracı şirketin davacıya vermiş olduğu hizmetin ayıplı ve eksik bir hizmet olduğunu gösteren herhangi bir somut veri bulunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait borcunu karşılar tutarda malvarlığı ve ödeme gücü olduğuna dair tesvik edici bir belge olmadığı ve davalıya sunulmadığı halde Seri V no:65 sayılı Tebliğin 9 uncu maddesinde yer alan teşvik edici belge olmaksızın verilen kararın sermaye piyasası mevzuatına aykırılık oluşturduğunu ve bu hususun sermaye piyasası aracılık faaliyetleri dairesi tarafından da tespit edildiğini, aracı kurum tarafından 13.5.2014 tarih 1409 nolu ve 27.5.2014 tarihli ve 1414 sayılı Yönetim Kurulu Kararları ile yatırımcının %20 oranında net varlık bulundurma zorunluluğunun davacı için %0’a indirilmesinin sermaye piyasası mevzuatının aracı kurumlara tanıdığı yetki kapsamında olduğu yolundaki mahkeme kararının gerekçesine itibar edilemeyeceğini, bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olmadığını, sermaye piyasası mevzuatı ile tüketicinin korunması hakkındaki mevzuatın yüklediği sorumluluğa aykırı şekilde özen ve sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davalının zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, mahkeme kararından sonra alındığı belirtilen Sermaye Piyasası Kurumu Aracılık Faaliyetleri Dairesinin 11.2.2019 tarihli cevabi yazısının istinaf incelenmesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aracılık ve danışmanlık hizmetinin özensiz ve kusurlu olduğu iddiasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.