Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8020 E. 2022/70 K. 10.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8020
KARAR NO : 2022/70
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.03.2018 tarih ve 2018/58 E. – 2018/302 K. sayılı direnme kararının Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin muris …’in eşi ve iki çocuğu olduğunu, davalının ise murisin kardeşi olduğunu, davalı tarafça müvekkilleri hakkında icra takibine konu edilen 01.01.2006 düzenleme tarihli senedin muris muvazaası nedeniyle bedelsiz olduğunu, muris …’in 29.12.2006 tarihinde vefatı sonrasında … İlçesi 38 parseldeki taşınmaz hissesini dava dışı ablasına sattığını öğrendiklerini, bu nedenle açılan muris muvazaası nedeniyle tapu iptal tescil davasının müvekkilleri lehine sonuçlandığını, anılan kararın Yargıtay’dan onanarak kesinleştiğini, müvekkillerini miras haklarından mahrum bırakmak amacını taşıyan davalının bu defa elindeki senede dayalı olarak icra takibi yaptığını, müvekkillerinin murisi …’in ağabeyi olan davalı ile bu denli yüksek meblağlı ticari bir ilişkisinin bulunmadığını, böyle bir durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkillerinin miras haklarının önüne geçilmek amacıyla verilen bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline, bu takip nedeniyle yapılan ödemelerin istirdatına ve davalının alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacıların murisin hayatta iken yaptığı borçlandırıcı işlemleri ve ticari faaliyetlerinin kötü olduğunu bildiğini, davacının bu dosyayı ilişkilendirmeye çalıştığı dosyanın taraflarının … ve … olduğunu, müvekkili …in o davada taraf olmadığını, davacı tarafın tarafları bile aynı olmayan bir davaya dayanması nedeniyle kötüniyetli olduğunu, davacılar vekilinin senedin davacıları miras hakkından mahrum etmek için takibe konulduğu iddiasının gerçek olmadığını, davacıların iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın muvazaaya dayalı mal kaçırma kastıyla düzenlenen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti davası olduğu, davalı lehtar ile senedi düzenleyen murisin kardeş oldukları, davalı tarafın senedin gerçek bir alacağa istinaden düzenlendiği, murisin sağlığında borçlarının olduğu ve kendisi tarafından ödendiği, bu sebeple senedin alındığını savunarak bononun düzenlenme nedenini karz akdine dayandırdığı; menfi tespit davasında ispat yükünün davalı alacaklıya ait olduğu, ancak her ne kadar davalı alacaklı alacağına dayanak olarak takibe konu bonoyu göstermiş ise de, davanın mal kaçırma kastına dayalı muvazaa nedeniyle bedelsizlik istemi olması nazara alındığında bononun tek başına alacağı kanıtlayıcı vasfının bulunmadığı ve bononun düzenlenmesine neden teşkil eden temel ilişkinin başka bir ifadeyle davalının dayandığı karz akdinin ispatının gerektiği, 6100 sayılı HMK’nın 200. maddesi nazara alındığında davalı tarafın 800.000 USD bedelli bonoya dayalı karz akdini davaya dayanak bono dışında karz sözleşmesi ile ispat etmesi gerektiği, her ne kadar tarafların kardeş olması nedeniyle senetle ispat kuralının uygulanamayacağı ve tanık dinlenebileceği savunulsa da, bu yönde davalı tarafın tanık beyanlarına dayandığı, artık muris keşideci ile davalı lehtar arasında senet düzenlendiğinden ve güven unsuru ortadan kalkmış olmakla, bu miktardaki hukuki ilişkinin tanık ile ispat edilemeyeceği; davalı lehtarın keşideci muris …’in sağlığında borçlarını ödediğini senetle ispat edemediği gibi bu sebeple muris ile keşideci arasında dava konusu bononun düzenlenmesine sebep teşkil eden karz akdinin kurulduğunun da yazılı olarak kanıtlayamadığı, ayrıca … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/478 E. sayılı dosyada açılan muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davasının davanın davacı taraf lehine sonuçlanmasının akabinde dava konusu bononun takibe konu edilmesi ve bononun tanzim tarihi 01.01.2006 ile vade tarihi 01.10.2011 ve takip tarihleri nazara alındığında arada beş yılı aşkın bir süre olduğu, muris …’in 29.12.2006 tarihinde vefat ettiği dolayısıyla mevcut durumun hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının bu bono nedeniyle muristen ve dolayısıyla davacılardan alacaklı olmadığı sonuç ve vicdani kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/21507 sayılı takip dosyasına konu keşidecisi … lehtarı … olan 01.01.2006 tarihli 800.000 USD bedelli bono ve takip nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davacılar tarafından ödenen toplam 121.190,74 TL’nin her bir ödeme tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, davalının alacağın %20’sine tekabül eden 309.232,35 TL kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerinde Yargıtay (Kapatılan) 19. H.D.’nin 31.10.2017 tarih 2017/2383-2017/7468 sayılı kararıyla kararın bozulmasına karar verilmesi sonrasında mahkemece 29.03.2018 tarih 2018/58 E. 2018/302 K. sayılı kararı ile önceki kararda direnilmesine, davanın kabulü ile İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/21507 sayılı takip dosyasına konu keşidecisi … lehtarı … olan 01.01.2006 tarihli 800.000 USD bedelli bono ve takip nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davacılar tarafından ödenen toplam 121.190,74 TL’nin her bir ödeme tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, davalının alacağın %20’sine tekabül eden 309.232,35 TL kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Direnme kararının, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. H.D.’nin 15.10.2018 tarih 2018/2541-2018/4948 sayılı kararı ile bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.02.2021 tarih 2018/(19)11-1013 E. 2021/105 K. sayılı kararıyla, mahkemenin direnme kararının uygun olup, davalı vekilinin uyuşmazlık noktasına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 105.618,30 TL temyiz ilam harcı ile 397,80 TL temyiz başvuru harcının HMK 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davalıdan alınmasına, 10/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.