Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8052 E. 2022/8844 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8052
KARAR NO : 2022/8844
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.07.2021 tarih ve 2021/197 E. – 2021/563 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile aralarındaki akdedilen bayilik sözleşmesi ile davalıya 23.05.2005 tarihli ve bir yıl süreli 50.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, Rekabet Kurulu kararı gereğince en son imzalanan 15.11.2006 tarihli bayilik sözleşmesinin 24.10.2011 tarihinde feshedildiğini, bayilik sözleşmesi gereği tüm yükümlülüklerin yerine getirildiği halde teminat mektubunun iade edilmediğini ve davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek teminat mektubundan dolayı borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında ilk önce 23.06.2003 tarihinde 3 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını ve davacıdan 23.05.2005 tarihli teminat mektubu alındığını, bayilik ilişkisi devamında taraflar arasında 15.11.2006 tarihinde bu kez 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzaladığını, davacının aynı tarihli asgari alım taahhüdü ve cezai şart anlaşması gereğince taahhütlerini yerine getirmediğini ve davalının cezai şart alacağının bulunduğunu, davacının bu sözleşmeyi 24.10.2011 tarihinde feshettiğini ve 15.11.2011 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzaladığını bu sözleşme gereği hiç alım yapılmadığından yapılan asgari alım taahhüdü ve cezai şart anlaşması gereği alacağının bulunduğunu, teminat mektubunun davacının sözleşmeden kaynaklı tüm borç ve cezai şartların teminatı olarak verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, teminat mektubu metninde tazmin talebinin mektubun geçerli olduğu süre içinde yapılması şart koşulduğu ve davalının da mektubun geçerli olduğu son gün 23.05.2012 tarihinde tazmin talebinde bulunduğu, taraflar arasında bayilik ilişkisinin 23.06.2003 tarihinde üç yıllık sözleşme ile başladığı ve teminat mektubunun da bu sözleşme kapsamında verildiği, taraflar arasında 15.11.2006 tarihli beş yıllık sözleşme imzalandığı ve 24.10.2011 tarihinde yenilenmeyeceği belirtilerek sözleşmenin feshedildiği, sonrasında 15.11.2011 tarihinde yeni bir sözleşme imzalandığı, davacının sözleşmelerin davalı tarafından hile ile imzalatıldığı iddiasını ispatlayamadığı, bilirkişi incelemesi ile davalının davacıdan cezai şart alacağının oluştuğu, başkaca bir alacağının olmadığı, sözleşmede yer alan asgari alım taahhüdü ihlaline bağlı cezai şart alacağının ifaya ekli bir cezai şart olduğu ve davalının ihtirazi kayıt koymaksızın akaryakıt satışına devam ettiği sürece önceki yıllara ait cezai şart talebinden vazgeçmiş sayıldığı, ayrıca 15.11.2011 tarihli yeni bayilik sözleşmesi imzalandığında, önceki 5 yıllık sözleşmenin son yılına ilişkin cezai şart alacağı saklı tutulmadığından davalının önceki sözleşmeden dolayı talep edebileceği cezai şart alacağının bulunmadığı, 15.11.2011 tarihli sözleşme için bir yıllık süre dolmadan 23.05.2012 tarihinde tazmin talebinde bulunduğu için tazmin tarihi itibariyle davalının ikinci sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir cezai şart alacağı olmadığı, davacının davalıya teminat mektubunun tazmin tarihi itibariyle hiç bir borcu olmadığı anlaşıldığından, davalının tazmin talebi haksız olmakla davanın kabulü ile Türkiye… Bankası…Şubesinin 23/05/2005 tarihli, Teminat Mektubu No: …, Muh. No: …olan 50.000,00 TL tutarındaki Kesin Teminat Mektubu nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.561,63 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.