Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8080 E. 2022/9020 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8080
KARAR NO : 2022/9020
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.06.2021 tarih ve 2019/421 E. – 2021/487 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 44.020.- TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 25.10.2007 başlangıç tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın sözleşmeyi hiçbir haklı gerekçe göstermeden ve süresi bitmeden sona erdirerek akdin ifasını imkansız hale getirdiğini, müvekkili şirketin bu sözleşmenin uygulanması halinde elde edeceği gelirleri ve doğacak karları elde edemediğini, Rekabet Kurumu tarafından dava konusu Bayilik Sözleşmesinin 25/10/2012 tarihine kadar grup muafiyetinden yararlandığını ve bu tarihe kadar geçerli olduğunun açıkça ve yazılı olarak belirtildiğini, davaya konu bayilik sözleşmesi ve intifa hakkının 25/10/2007 tarihinden itibaren 5 yılık süre için grup muafiyeti kapsamına girdiğini, bu nedenle de bayilik sözleşmesinin 25/10/2012 tarihine kadar geçerli olduğunu ileri sürerek … Bankası Döviz Satış Kuru üzerinden hesaplanacak 50.000.- (Ellibin) Amerikan Doları karşılığı Türk Lirası cezai şartın ve dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, 20.000.- TL mahrum kalınan karın bayilik sözleşmesi’nin fesih tarihi olan 18.09.2010 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin akaryakıt istasyonuna bayilik alabilmek için taşınmaz üzerine davalı şirket lehine bayilik sözleşmesinin teminatı olarak, 25.10.2007 tarihinde 15 yıl müddetle yeniden intifa sözleşmesi ve şerhi tesis edildiğini, bayilik ve bayiliğe bağlı intifanın 18.09.2010 tarihinde 4054 sayılı Kanunun Rekabet Kurulu kararları ve tebliğlerine göre geçersiz olduğu ve buna göre intifanın da tapudan fekki gerekeceğini, müvekkilinin davacının haksız ve hukuksuz tutum ve davranışları sebebi ile akaryakıt ve LPG istasyon işletmeciliği yapamayacak duruma düştüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; bozma ilamı kapsamında takdir edilecek cezai şartın davalının iktisaden mahvına yol açıp açmadığının tespiti açısından davalının ticari defterleri üzerinde talimat yolu ile inceleme yapılmasına karar verildiği, inceleme gün ve saatinde ticari defterler hazır edilmediği için inceleme yapılamadığı, bozmadan önce aldırılan bilirkişi raporunda da takdir edilecek cezai şartın davalının iktisaden mahvına sebep olacağı belirlenmediğinden cezai şart alacağı yönünden tenkis yapılmasına gerek bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi ve eki protokolde sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde kar mahrumiyeti istenebileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, kar mahrumiyeti müspet zarar kapsamında olmakla sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde aktin feshinden sonra talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kar mahrumiyeti talebinin reddine, 50.000,00 USD cezai şart tazminatının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4.401,51 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 14/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.