YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8154
KARAR NO : 2022/9313
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 15.09.2021 tarih ve 2021/241 E. – 2021/796 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; davacı …. Yapı Koop. Başkanlığı tarafından konut inşaatına başlandığını, diğer davacıların davacı kooperatifin yöneticileri olduğunu, davacı kooperatif tarafından yapılan inşaatta kullanılmak üzere demir malzemesi alımı hususunda davalı ile sözleşme yapıldığını, davalının alacaklarının temini için vade ve meblağ kısmı boş bırakılan kooperatifin mührünün ve yönetici sıfatıyla davacı … ile …’un imzalarının bulunduğu bononun davalıya verildiğini, bono üzerindeki imzaların kooperatifi temsilen yönetici olan gerçek kişi davacılar tarafından atıldığını, davacılardan … ve …’un bonoya aval vermedikleri gibi kefaletlerinin de bulunmadığını, inşaatın ihtiyacına binaen peyderpey davalıdan toplamda 135.715 kg demir alındığını, bunun karşılığı olarak davalıya 200.000,00 TL nakit, 101.388,00 TL kooperatif üyelerinden temin edilen senetlerle ödeme yapıldığını, kooperatif kayıtları uyarınca davalıya borcun bulunmamasına karşın davalının teminat olarak verilen bonoyu iade etmediğini, bononun anlaşmaya aykırı biçimde doldurularak ve bono üzerinde tahrifat yapılarak icra …’un avalist konumuna getirildiğini, davacı gerçek kişilerin kooperatif tüzel kişiliğini temsilen imza attıklarını, icra takibi öncesinde davalının temerrüt ihtarının bulunmadığını ileri sürerek, icra dosyasına konu alacak nedeniyle davacıların borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeniyle alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalı ile davacı arasında demir alımına ilişkin 16.06.2010 tarihli “Belge ve Taahhütnamedir” başlıklı sözleşme imzalandığını, aylık %7 vade uygulanacağının ve bir adet boş senet alındığının düzenlendiğini, davacıların sözleşme gereği tanzim edilen bonoyu özgür iradeleriyle doldurup 200.000,00 TL borcu kabul etmek suretiyle davalıya verdiklerini, söz konusu bononun vadesinde ödenmediğini, alınan mal bedellerinin ödendiğine ilişkin iddialarını senetle ispat yükümlülüğünün bulunduğunu savunarak, davanın reddiyle davacılar aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunmalar, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının Erzurum 5. İcra Müdürlüğünün 2014/9296 Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit talebinin yerinde olduğu, İİK’nın 72’nci maddesi uyarınca davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davacının borçlu olmadığının tespitine; yapılan icra takibinin iptaline, alacak likit olduğu için % 20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca vade farkı alınacağı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın, vade farkı alacağının oluşup oluşmadığı ve oluşmuşsa ne kadar olduğu hususunda olduğu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca düzenlenen faturalar nedeniyle toplam alacağın tespiti, söz konusu faturalardan borcun ödeme tarihleri ayrı ayrı tespit edilerek her bir fatura ile ilgili geç ödeme varsa aylık %7 vade farkının fatura bedelindeki KDV dahil miktara uygulanarak vade farklarının tespiti ve yine davalı tarafından yapılan ödemelerin de ödeme tarihlerine göre mevcut borçtan mahsup edilerek tespiti bakımından aldırılan yeni bilirkişi raporuna itibar edilerek; davalı şirketin davacı kooperatiften 202.351,28 TL tutarında fatura bedeli ve 114.549,46 TL tutarında vade farkı bedeli olmak üzere toplamda 316.900,74 TL alacağına karşılık, davacı kooperatifin davalı kooperatife 301.388,00 TL ödemesinin mevcut olduğu, yapılan ödemenin mahsubu ile davalı şirketin davacı kooperatiften 30.09.2014 tarihi ile 15.512,74 TL vade farkından kaynaklı bakiye alacağının bulunduğu gerekçesi ile, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davacıların davasının kısmen kabulü ile davacıların Erzurum 5.İcra Müdürlüğü’nün 2014/9296 Esas sayılı dosyası ile yürütülen takipten dolayı 202.496.85 TL borçlu bulunmadıklarının tespitine, dava konusu uyuşmazlığın çözümü yargılama yapılmasını gerektirdiğinden ve davalının icra takibi başlatmakta kötüniyetli olduğu yönünde delil bulunmadığından davacıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine, dava konusu icra takibinin durdurulmasına yönelik verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından davalı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nın 373/3. maddesi uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 10.374,42 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.