YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8226
KARAR NO : 2023/2357
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1039 Esas, 2021/1145 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/882 E., 2021/104 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 28.08.2008 tarihli 3380 numaralı satın alım sözleşmesi ile teslimatları 2013 ve 2014 yılları olan iki adet B737-800 tipi uçağın alımına ilişkin sözleşme yapıldığını, müvekkilinin sözleşme gereğince, 2010 yılı ortasına kadar davalıya 3.502.000,00 USD avans ödemesi yaptığını, ancak müvekkilinin ekonomik krizden etkilenerek ödemelerini yapamayacağını davalıya bildirdiğini, genel satış anlaşmasının 10.1 maddesi gereği sözleşmenin feshini ve sözleşmenin 10.2 maddesi gereği avansın geri ödenmesini talep ettiğini, davalının feshi kabul ederek, avans olarak ödenen paradan 900.000,00 USD tutarındaki meblağı kendi hesaplarında tutma koşuluyla feshi kabul edeceklerini aksi halde avans ödemesinin iade edilmeyeceğini bildirmeleri üzerine müvekkilinin zor durumda olması nedeniyle fesih anlaşmasını imzalamak zorunda kaldığını, 2.580.142,00 USD’nin iade edilmesine rağmen bakiye miktarın müvekkilin müzayaka halinden yararlanarak elde tutulmasının kanuna aykırı olduğunu, davalı uhdesinde tutulan 900.000,00 USD’nin iadesi için ihtar keşide edildiğini, ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 USD’nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin ayrılmaz parçasını teşkil eden genel hükümlerin 12.3 maddesi uyarınca ABD Washington Eyaleti’nin maddi hukukuna tabi olunduğunu, bu durumda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi gereğince kararlaştırılan hukukun uygulanması gerektiğini, aynı Kanun’un 40 ıncı maddesi gereğince Türk Mahkemelerinin milletler arası yargı yetkisinin sözleşme açısından bulunmadığını, uçak imal ve teslim ediminin ve para ediminin ABD’de ifa edileceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle Türk mahkemelerinin yetkili olmadığını, genel hükümlerin 6.2 nci maddesinde de teslimat yerinin Washington Eyaleti olduğunun kararlaştırıldığını, müvekkilinin yerleşim yeri, merkezi, şubesi veya mal varlığının da Türkiye de bulunmadığı dikkate alındığında Türk Mahkemelerin yargı yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fesih protokolünün geçerli olup olmadığı, gabin halinde imzalanıp imzalanmadığı veya alacak hakkının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konularının Washington Eyalet hukukuna tabi olduğu, somut olayda 3380 sayılı Sözleşmenin mali durumu bozulan davacı tarafından tek taraflı feshinin Genel Hükümlerin 10 uncu maddesindeki şartlar sağlanmadığından mümkün olmadığı, zira bu maddeye göre mali durumu kötüleşen tarafın değil diğer tarafın sözleşmeyi feshedebileceğinin belirtildiği, davacının Fesih Protokolü’nü Boeing’in kurmuş olduğu baskı ve tehdit sonucu imzalamış olduğu iddiasını destekleyen somut bir delile ulaşılamadığı, zamanaşımının maddi hukuka ilişkin bir müessese olduğu, davacının açmış olduğu davada zamanaşımı konusuna Washington Eyaleti’nin maddi hukuku hükümlerinin uygulanacağı, bu hukukun ilgili hükümleri uyarınca sözleşmeden doğan taleplerin altı senelik bir zamanaşımına tabi olduğu, Fesih Protokolü’nün tarihi esas alındığında davacının talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; fesih protokolünde uygulanacak hukuk seçiminin bulunmadığını, bu nedenle Türk Hukuku’nun uygulanmasının gerektiğini, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, raporun hükme esas alınamayacağını, Washington Eyalet Hukuku’na göre zamanaşımı irdelemesinin yapılmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 28.08.2008 tarihli 3380 sayılı satış sözleşmesinin 12 inci maddesinin üçüncü fıkrasında uygulanacak hukuk seçimi yapıldığı, davaya konu 14.07.2011 tarihli fesih sözleşmesinde ayrık bir düzenleme yapılmadığından ve fesih sözleşmesi esas sözleşmeye bağlı olduğundan taraflar arasındaki uyuşmazlığa uygulanacak hukukun 3380 sayılı sözleşme ile kararlaştırılan hukuk olduğu, kaldı ki bir an için uyuşmazlığa Türk Hukukunun uygulanacağının kabulü halinde de davanın zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığı, esas sözleşmeye ve dolayısı ile fesih sözleşmesine uygulanacak olan Washington hukukunda ise dosyaya davalı tarafça sunulan hukuki mütalaya göre 6 yıllık zaman aşımı süresinin mevcut olduğu, bu sürenin de fesih sözleşmesinin imza tarihinden itibaren dava tarihi itibarıyla dolduğu, davacı tarafın uygulanacak olan Washington hukukunda zaman aşımı süresinin daha uzun olduğuna veya zaman aşımını kesen sürelerin olayda gerçekleştiğine dair bir iddia ve delil sunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafın alacak talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
5718 sayılı Kanun’un ikinci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.