Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8303 E. 2023/2711 K. 04.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8303
KARAR NO : 2023/2711
KARAR TARİHİ : 04.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/719 Esas, 2021/1284 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/832 E., 2020/707 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin dava dışı Eltes Enerji Müh. Ltd. Şti. ile uzun yıllar ticari ilişki içinde bulunduğunu, dava dışı şirketin verdiği çeklerin karşılıksız çıktığını, dava dışı şirkete iflas erteleme davasında kayyım atandığını, müvekkilinin toplam 760.000,00 TL alacağı için iflas erteleme davasına müdahale talebinin kabulüne karar verildiğini, dava dışı şirketin kayyımları tarafından dava dışı şirketin davalı şirketten olan alacağının 110.000,00 TL’sinin davacıya ödenmesi için muvafakatname verildiğini, bu muvafakatnamenin davalı şirket yetkilisine imza karşılığında ibraz edildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin söz konusu davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili şirketin dava dışı şirkete herhangi bir borcunun olmadığını, verilen muvafakatnamenin müvekkili açısından bağlayıcılığının bulunmadığını, dava dışı şirketin davalının yürüttüğü bazı projelerde taşeron olarak çalıştığını, iflas erteleme davasını haricen öğrenildiğini, daha sonra taşeron olarak çalıştığı iş sahalarını terk ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin dava dışı şirketle arasındaki sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin dava dışı şirketten alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesi istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin davalıdan olan alacağını 06.05.2014 tarihli temlikname ile davacıya temlik ettiği, 15.04.2014 tarihli borç mutabakat belgesinde yazılı 1.225.494,97 TL’nin davalının defter kayıtlarıyla uyumlu olduğu, “159-Verilen sipariş avansları” hesabında bulunan 180.333,48 TL’nin bu tutardan düşülmesi gerektiği, 31.03.2014 tarihi itibariyle bu tutar düşüldükten sonra kalan alacak tutarının 1.045.161,49 TL olduğu, davalının kayıtlarında “380 gelecek aylara ait gelirler” hesabını kullandığı, 09.04.2014 tarihli 8 adet, 01.05.2014 tarihli 2 adet muhasebe kayıt hareketlerinin 30.11.2014 tarihinde ters kayıtla kapatıldığından ve temlik belgesi tarihi olan 06.05.2014 tarihli hesap bakiyesini etkilediğinden hesaplamada dikkate alınmaması gerektiği, temlik tarihi itibariyle dava dışı şirketin davalıdan 751.997,65 TL alacaklı olduğu, temlikin iflasın açılmasından önce yapıldığı, müflisin tasarruf yetkisinin bulunduğu, dava dışı şirketin kayıtlarına göre dava dışı şirketin temlik tarihi itibariyle davalıdan 1.820.081,97 TL alacağı olduğu, her iki tarafın defterlerinde de temlik tutarı olan 110.000,00 TL’nin üzerinde davalının dava dışı şirkete borçlu olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, takibin aynen devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı şirketin defterlerinin kesin süreye rağmen davacı tarafından sunulamadığını, bu hali ile dava dışı şirketin defterlerindeki kayıtların delil değeri olmadığını, 06.05.2014 tarihli metnin muvafakatname niteliğinde olduğunu, temlikname olarak nitelendirilemeyeceğini, dava dışı şirket ile davalının yapmış olduğu sözleşmede temlik yasağı bulunduğunu, belgenin düzenlendiği tarih itibariyle müvekkilinin 812.984,78 TL alacaklı olduğunu, dava dışı firmanın borçlu olduğu halde olmayan alacağını temlik etmesinin mümkün olmadığını, dava dışı şirketin davalıya gönderdiği muvafakatname dahil tüm yazıların davalı tarafından reddedildiğini, tarafların ticari defterlerindeki alacakların değişkenlik göstermesi sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketinin ve davalı şirketin defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda her iki şirketin defterlerinde dava dışı şirketin davalı şirketten temlik tutarından daha fazla alacaklı olduğu, likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, dosyada birbiriyle çelişen bilirkişi raporları olmasına rağmen bu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu ayrıca istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler, ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının temlik tarihi itibariyle dava dışı şirkete borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.