YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8370
KARAR NO : 2023/2122
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/432 Esas, 2021/1066 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/268 E., 2021/1066 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, davalı aleyhine hükmedilen meblağ 117.960,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında, 15.09.2009 tarihinde 5 yıl süreli tüplü lpg bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile davalının davacının bayiliğini üstlendiğini, davalıya 820 adet 2 Kg, 447 adet 12 Kg, 15 adet 45 Kg ve 23 adet propan tüp teslim edildiğini, davacı ile arasındaki sözleşmenin süresi sonunda sona ermesine rağmen davalının davacıya ait tüpleri iade etmediğini, davalıya ihtarname ile davacıya ait tüpleri teslim etmesinin aksi halde tüplerin rayiç bedelleri ile birlikte sözleşmenin 22. 1 inci maddesi gereğince 15.000,00 USD tazminatın talep edilebileceğini ihtar ettiğini, davalının ihtarname ile verilen sürede yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek tüplerin imalat bedeli alacağı ile sözleşmenin 22.1 inci maddesinden kaynaklanan alacak nedeniyle şimdilik 40.000,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile talep etmiştir.
Davacı vekili 09.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 42.461,00 TL arttırarak 46.917,00 TL tüp imalat bedeli ve 35.544,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile davacı şirket arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin tarafların karşılıklı mutabakatları ile yenilenmediğini, davacının ilgili bölgede yeni bayi oluşturuluncaya kadar davalıdan bayiliğe devam etmesinin talep ettiğini, davalı tarafından bu teklifin kabul edildiğini, davalı ile davacı arasındaki sözleşmenin resmi olarak sonlandırılması nedeniyle davacının onayı ile bilgisi dahilinde satılacak tüplerin doğrudan davacıdan değil davacının Sakarya bayisi olan …’tan temin edilerek satışının yapıldığını, 31.03.2015 tarihli devir taahhütnamesi ile davalı kendisinde bulanan tüplerin tamamının davacı şirketin bilgisi, rızası ve onayı ile yine davacı şirketin bayisi olan …’a teslim ettiğini, davacının sözleşme nedeniyle talep edebileceği alacak ve cezai şartın bulunmadığını, cezai şartın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile seçimlik cezai şartın, borçlunun edimini yerine getirmemesi veya eksik olarak yerine getirmesi hali için öngörülen ve aksi yönde sözleşmede hüküm olmadığı sürece, alacaklısına ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteme hakkı veren bir edim olması nedeniyle ancak sözleşmedeki asıl edimin yerine istenilebileceği, somut uyuşmazlıkta davacının, fesih tarihinden sonraki dönem için sözleşmenin 22 nci maddesinde kararlaştırılan cezai şartın geçersiz olduğu, 15.09.2009 tarihli sözleşme kapsamında davalıya teslim edilen 820 adet 2 Kg, 447 adet 12 Kg, 15 adet 45 Kg ve 23 adet propan tüplerin davacının rızası ile dava dışı bayiye teslim edildiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği, bayilik sözleşmesinin 21.1 maddesi kapsamında iade edilmeyen tüplerin imalat bedellerinin davalıdan tahsiline gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 46.917,00 TL’nin davalıdan 17.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının bayilik sözleşmesi sona erdikten sonra davacının talebi ile bir süre bayiliğe devam ettiğini, davacının başka bir bayi ile sözleşme imzalaması üzerine 31.03.2015 tarihli devir taahhütnamesine istinaden davaya konu tüplerin davacı bayisi …’a teslim edildiğini, bu devir taahhütnamesinin davacının Marmara Bölge Müdürünün bilgisi ve onayı ile düzenlendiğini, buna göre davalının temerrütünün ve sözleşmeye aykırı davranışının söz konusu olmadığını, dava konusu tüplerin davacının diğer bayisine teslim edildiğini kabul etmemenin davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, 10.03.2015 tarihinde davanın açıldığını, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden 31.03.2015 tarihinde yeni bayi oluşturularak davaya konu tüplerin davacının Marmara Bölge Müdürü tarafından yapılan sözleşme ile davacı şirketin bayisine teslim edildiğini, davanın konusunun kalmadığını, tüplerin davacının hükmen zilyetliğinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
2.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin 21 inci maddesi uyarınca iade şartları oluştuğu halde bu kurala riayet etmeyen taraf hakkında cezai şarta hükmedilmesinin gerektiğini, zira cezai şart düzenlenmesinin sözleşmeye aykırı davranışın sübut bulması halinde sözleşme süreleri ile bağlı olmaksızın kendiliğinden ortaya çıkan bir durum olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bayilik sözleşmesi sona erdikten sonra davaya konu tüplerin davalı uhdesinde kaldığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalı bu tüplerin davacının bilgisi ve onayı ile diğer bayiye teslim edildiğini savunmuş ise de bu devire ilişkin davacının bilgisi ve onayı olduğu hususunu ispat edemediği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için cezai şart kararlaştırılması halinde alacaklı hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemeye göre hem ceza bedelinin hem de asıl borcun birlikte istenmesinin mümkün olduğu, bayilik sözleşmesinin 22.1. maddesi gereği, bayilik sözleşmesi sona erdikten sonra davaya konu tüpler davanın açıldığı tarih itibariyle yapılan ihtara rağmen davacıya iade edilmediğine göre, sözleşme sona erdikten sonra tüplerin iade edilmemesi halinde 15.000,00 USD tazminat ödeneceğine ilişkin sözleşme hükmü gereğince cezai şartın koşullarının oluştuğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 46.917,00 TL tüp bedeli, 35.544,00 TL cezai şart alacağının 17.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle ve ayrıca davalının sözleşmenin ana edimini ifa etmede direngen olmadığını, davalının ekonomik yönden mahvına sebep olabilecek nitelikteki cezai şartta indirim yapılması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının iade edilmeyen tüp bedellerinden sorumlu olup olmadığı, tüpleri davacının onayı dahilinde dava dışı 3 üncü kişiye teslim edip etmediği, davalıdan tüp bedelleriyle birlikte cezai şart istenip istenemeyeceği ve cezai şart miktarından indirip yapılması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6098 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesine göre sözleşmenin tarafları sözleşme içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir. Bu itibarla Mahkemece bu davada talep edilen ve hüküm altına alınan cezai şartın ekonomik yönden davalının yıkımına sebep olup olmayacağı yönünden davalının mali durumları gözetilerek ticari defter kayıtları ve bilançoları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılıp ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.