Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8400 E. 2023/2447 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8400
KARAR NO : 2023/2447
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1645 Esas, 2021/1402 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/363 E., 2017/788 K.

Taraflar arasındaki sözleşmenin uyarlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının açtığı motorin alım ihalesinde alınacak motorinin müvekkilinin uhdesinde kalarak 24.07.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, daha sonra Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) 20.03.2014 tarihli, 4927 sayılı kararı ile herhangi bir somut gerekçe de gösterilmeksizin 2 ay süre ile rafineri çıkış fiyatı, akaryakıt dağıtım tavan fiyatı ve bayi tavan fiyatı belirleme esaslarını uygulamaya koyarak piyasaya müdahale ettiğini, bu müdahale sonucunda akaryakıt rafineri, dağıtım ve bayi fiyatlarının belirlenmesinde tavan fiyat uygulamasına gidildiğini, bu düzenleme sebebiyle müvekkilinin 21.03.2014 tarihinden itibaren davalıya teslimini yaptığı ve yapacağı her bir metreküp motorin başına zararının oluştuğunu, değişen koşullar sebebiyle ortaya çıkacak zararın büyük olacağını, sözleşmenin uyarlanmaması halinde müvekkilinin büyük bir zarara uğrayacağını ve davalı kurumun piyasa koşulları altında bir fiyatla motorin temin etmiş olacağını, davalının aleyhlerine sebepsiz olarak zenginleşmiş olacağını, EPDK’nın ilgili kararı ile piyasaya müdahale etmesi nedeniyle taraflar arasındaki mevcut dengenin bozulduğunu, bu müdahalenin beklenmeyen ve ön görülemeyen bir gelişme olduğunu, tavan fiyat uygulamasının piyasada bir şok yaşanmasına neden olduğunu, davalıya gönderilen ihtarnameye verilen cevapta talebin kabul edilmediğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 138 inci ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı) 2 inci maddesi gereğince dava konusu motorin mal alımına ait sözleşmenin değişen koşullar sebebiyle müvekkil şirket bakımından aşırı ifa güçlüğüne yol açtığını ileri sürerek taraf menfaatleri ve çıkar dengesi gözetilerek motorin bedelinin belirlenmesini ve sözleşme süresi sonuna kadar ayrıca bir fiyat farkı uygulaması yapılmamasına karar verilmesini, 6098 sayılı Kanun’un 138 inci maddesi gereğince sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını, bunun mümkün olmaması halinde sözleşmenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, EPDK’nın 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 10 uncu maddesi gereğince piyasaya herzaman müdahale edebileceğini, bu hususun sektörde faaliyet gösteren tüm firma, kurum ve kuruluşlarca da bilindiğini, zaman zaman EPDK’nın bu tür müdahalelerinin olduğunu, tavan fiyat uygulaması yaptığını, anılan bilgiye sahip olan davalının sözleşmeyi kendi özgür iradesi ile imzaladığını, davacının kastetmiş olduğu sözleşme hükümlerini tamamen kendi yorumu ve çıkarlarını gözeterek yorumladığını, haksız mesnetsiz birim fiyat artışı ve kazanç elde etmek istediğini, 6098 sayılı Kanun’un 138 inci maddesi koşullarının gerçekleşmediğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 4735 sayılı kamu ihale sözleşmeleri kanununa göre hazırlandığını, sözleşmenin 25.1 inci maddesinde mücbir sebeplerin düzenlendiğini, EPDK’nın tavan fiyat uygulamasının mücbir sebep olarak ön görülmediğini, fiyat farkının hangi alımlarla ilgili olarak uygulanacağı hususunun bakanlar kurulunun yetkisinde olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olan sözleşmeye uygulanacak 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 4 üncü maddesine göre bu kanuna göre düzenlenecek sözleşmelerde ihale dökümanında yer alan şartlara aykırı hükümlere yer verilemeyeceği, bu kanunda belirtilen haller dışında sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılamayacağı ve ek sözleşme düzenlenemeyeceği, 10 uncu maddesinde de mücbir sebep olarak kabul edilebilecek hallerin belirtilmiş olduğu, sözleşmenin 15 inci maddesinde ise, sözleşmede hangi hallerde değişiklik yapılabileceği hususunun düzenlendiği, taraflar arasında imzalanan 24.07.2013 tarihli sözleşmenin 6 ve 14 üncü maddesi ile diğer maddelerinin değerlendirilmesinde, EPDK’nın 21.03.014 tarihli 4927 sayılı kararının mücbir sebep olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca 4734 ve 4735 sayılı Kanun’larda hüküm bulunmaması halinde genel hükümlere göre hareket edileceği, Kamu İhale Kurulu’nun EPDK’nın piyasada oluşan petrol tavan fiyatlarına müdahalesinin mücbir sebep sayılmacayağına ilişkin kararlarının bulunduğu, 6098 sayılı Kanun’un 138 inci maddesinin uygulanmasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin ifa edilirken EPDK’nın 20.03.2014 tarihli kararı ile herhangi bir somut gerekçe göstermeden iki ay süre ile rafineri çıkış fiyatı, akaryakıt dağıtım tavan fiyatı ve bayi tavan fiyatı belirleme esaslarını uyguladığını, ülkede rafineri, dağıtım ve bayi fiyatları bakımından tavan fiyat uygulaması başladığını, motorin ve benzin için dağıtıcı şirket kar payı ile bayi kar payı toplamının litrede 37 kuruş olarak sınırlandırıldığını, dava konusu sözleşme uyarınca her bir ürün teslimi için güncel fiyatın belirlenmesinde uygulanan fiyat farkı formulüne birinci derecede etkili olan bayi satış fiyatlarının oluşumundaki dağıtıcı şirket ve bayi kar marjlarının önemli oranda daraltıldığını, sözleşme kapsamında nakliye bedelinin de müvekkili şirkete ait olması sebebiyle bu zararın daha da arttığını, bu durumun müvekkili şirketin beher metreküp motorinde 64,00 TL gayri safi kar elde etmek üzere yaptığı sözleşmede beher metreküpte 68,00 TL zarar eder hale gelmesi demek olduğunu, bu durumun ticari olarak sürdürülebilir olmadığını, EPDK’nın kararı neticesinde, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmenin yapıldığı tarihte karşılıklı edimler arasında dengenin bozulduğunu, işlem temelinin müvekkili aleyhine çöktüğünü, aşırı bir ifa güçlüğü başgösterdiğini, şartların değişmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 6 ncı, 14 üncü vs maddelerindeki fiyat belirleme esaslarının yerine fiyatlandırma esasının ya da mahkemece uygun görülecek adli fiyatlandırma esaslarının getirilmesi suretiyle sözleşmenin 21.03.2014 tarihinden geçerli olmak üzere koşullara uyarlanmasını aksi takdirde 6098 sayılı Kanun’un 138 inci maddesi gereğince sözleşmenin feshine karar verilmesinin talep edildiğini, yerel mahkemece ileri sürülen gerekçelerin yerinde olmadığını, davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece deliller toplanmadan eksik tahkikatla hüküm kurulduğunu, bilirkişi kurulunca hukuki konularda ve hatalı değerlendirmeler ile rapor düzenlendiğini, yerel mahkemenin eksik hatalı ve denetime elverişsiz raporla yetinilerek hüküm kurulması sonucu müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini beyan ederek istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, EPDK’nın 5015 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi uyarınca fiyat uygulaması yoluna gittiği, 6098 sayılı Kanun’un 138 inci maddesi uyarınca sözleşmenin uyarlanması talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmenin uyarlanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun’un 138 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.