YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8417
KARAR NO : 2022/8430
KARAR TARİHİ : 28.11.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada … 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.03.2019 tarih ve 2018/687 E. – 2019/385 K. sayılı kararın asıl davada davalılar birleşen davada davacılar …, … ve … vekili ile davalı şirketi temsilen … tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.05.2021 tarih ve 2019/1076 E. – 2021/725 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar …, … ve … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, murisleri … … ile davalıların murisleri … …’un 14.01.1980 tarihinde “… Kollektif Şirketi … … ve Ortağı” adlı şirketi kurduklarını, aynı tarihli ve 47492 yevmiye no.lu kollektif şirket tadil mukavelenamesinin ek 1. maddesi ile şirkete ait İstanbul …… Köyü Hududu dahilinde … mevkiinde kain tapunun 4 pafta 8813 parsel numarasında kayıtlı bulunan gayrimenkulün şirket ortaklarından … …’in uhdesinde kalacağının kararlaştırıldığını, sözleşme tadilinin ticaret sicili gazetesinin 07.04.1980 tarihli nüshasında ilan edildiğini, tadil sözleşmesindeki ibareye göre gayrimenkulün mülkiyet hakkı baki kalmak üzere tasarruf hakkının şirkete devredildiğini, tarafların iradesi bu yönde olmakla birlikte gayrimenkulün ilk tescilinde kollektif ortaklık adına tescil edildiğinden o haliyle kaldığını, tescilin yolsuz olup düzeltilmesi gerektiğini, şirketin 31.02.1983 tarihinde tasfiye edildiğini ve tasfiye memurunun da aynı düşünceden hareketle gayrimenkulu tasfiye harici bıraktığını, davalı muris … … varislerinin de hak iddiasında bulunmadıklarını, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğini ancak gayrimenkul şirket üzerinde kayıtlı olduğu için menfaati bulunan davacıların şirketin ihyasını isteme zorunluluğu bulunduğunu, “gayrimenkul şirket şeriklerinden … … uhdesinde kalacak” ibaresinin tasfiyeden sonra uygulanacak bir hüküm olduğunu ileri sürerek şirketin terkin kaydının kaldırılarak ihyasına ve şirket adına kayıtlı gayrimenkulün tapu kaydının iptali ile veraset belgesine göre davacılar adına tesciline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalılardan davalı şirketi temsilen …, asıl davayı şirket adına kabul ettiğini beyan etmiştir.
Davacıların şirketin ihyasına yönelik talebi tefrik edilerek, … 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/430 esasına kaydedilmiş yapılan yargılama sonunda 15.01.2010 tarihli ve 2010/595 sayılı kararla ihyasına karar verilmiştir.
… 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/507 esasına kayden asıl davanın davacıları tarafından, uyuşmazlık konusu gayrimenkulün müvekkillerinin miras bırakanı … …’in mülkiyetinde olduğu hususunun karşı tarafça … 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/199 Esas – 2009/242 Karar sayılı dosyasında beyan edildiği, kolektif şirket tadil sözleşmesi gereği davalıların hisselerini davacılardan … …’e devrettikleri halde sonradan vazgeçtikleri, asıl davada davalılardan … Kollektif Şirketi … ve Ortaklı isimli şirkete tasfiye memuru atanması konusunda kendilerine mehil verildiğini ileri sürerek kollektif şirket tadil sözleşmesi ile davalıların davacılardan … …’e devrettikleri hisselerin devir işlemlerinin tamamlanması ve şirket adına kayıtlı taşınmazın şirket mal varlığından arıtılması için tasfiye memuru tayinine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, bu davaya davalılar tarafından verilen cevap dilekçesi ile karşı dava açılmış, tasfiye memurunun atanması talebi ile ilgili olarak 2013/507 sayılı dosyadan 09.5.2014 tarihli ve 2014/122 sayılı karar verilerek karşı dava tefrik edilerek … 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/712 esasına kaydedilmiştir.
Birleşen dosya davacıları vekili, taraflar arasında hiçbir zaman şirket hisselerinin devri için imza atılmadığını, … …’in müvekkillerine taşınmazdan elde ettiği gelirden pay vermediği gibi haksız ve hukuka aykırı yollara başvurup, kollektif şirket tadil sözleşmesi başlığı altında şirketi ihya etmiş gibi göstererek müvekkillerinin şirketteki tüm hisselerinin kendisine devrini gerçekleştirdiğini, … 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/430 esas, 595 karar sayılı dosyasında şirket ortaklarına tasfiye memuru olarak tasfiyeye girmemiş dava konusu taşınmaz hakkında ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere mehil verildiği halde müvekkillerinin iradeleri sakatlanıp, dürüstlük kuralına aykırı şekilde ve şirket ek tasfiye sürecinde iken hisse devrinin hukuken mümkün olmadığı hususuna riayet edilmeden kollektif şirket tadil sözleşmesi adı altında hisse devri sözleşmesi yapıldığını ileri sürerek taraflar arasında yapılan protokolün geçersizliğinin tespitine ve hisse devir işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, kollektif şirket sözleşmesindeki belirtilen “uhdesinde kalacaktır” ibaresinin Türk Medeni Kanunu ve Tapu Kanununda belirtilen resmi şeklin yerini alamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, şirketin ihyası ile ilgili karar verildiğinden bu davada karar verilmesine yer olmadığına, hakkındaki dava 12/01/2012 tarihli dilekçe ile atiye terk edilen 1, 2, 3 ve 4 nolu davalılar hakkında karar verilmesi yer olmadığına, asıl davada tapu iptali tescil talebinin reddine karar verildiğinden birleşen dosyada protokolün geçersizliğinin tespiti yönünde ayrıca değerlendirilmeye girilmesine ihtiyaç kalmadığından buna ilişkin talebin reddine, tasfiye memuru atanması talebinin kabulüne, tasarruf konusunun davacı tarafın muhtariyetinde olduğunun tasfiye memuruna bildirilmesine karar verilmiş kararın taraflraca istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, tasfiye memurlarına gerekli tebligatlar yapılmadan taraf teşkili sağlanmayarak yargılamaya devam edildiği ve dava değeri belirlenmeden davaya tek hakimle mi heyet halinde mi bakılacağıının değerlendirilmemesinin doğru olmadığı, ihyayla ilgili karar kesinleştiği halde sanki hiç dava açılmamış gibi bu konuda karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, birleşen davada karşı davacıların talepleri hakkında olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmediği gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yargılamanın yeniden yapılması için dosyanın gönderilmesine karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, 07/04/1980 tarihinde yapılan şirket sözleşmesi değişikliğinde … …’un şirkete ortak olarak alındığı, Ek madde 1’de dava konusu taşınmazın davacılar murisi … …’e bırakıldığının (uhdesinde kalacağı ibaresiyle) açıkça belirtildiği, 29 Mayıs 1986 tarihli ticaret sicil gazetesinde yer alan karara göre taşınmaz maliki olan şirketin rızaen fesih ve tasfiye edildiği, kayyım heyeti tarafından düzenlenen raporda taşınmaz sözleşme tadilatı kapsamında tasfiye dışı bırakıldığından tasfiyede dikkate alınmadığının belirtildiği, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/199 esasına kayden işbu davanın davacıları tarafından açılan tapu iptal tescil talepli dosyada, 21/02/2008 tarihli oturumda davalılardan … …’un kendi adına asaleten oğlu … yönünden velayeten aleyhlerine açılan davayı kabul ederek taşınmazın davacıların murisi olan … …’e ait olduğunu beyan ettiği, söz konusu dosyadaki davanın husumet nedeniyle reddedildiği, davalıların 17/05/2013 tarihli şirket toplantısında taşınmazın davacılara devrine ilişkin karar alındığı, 29 Mayıs 1986 tarihli ticaret sicil gazetesinde yer alan karara göre taşınmaz maliki olan şirketin rızaen fesih ve tasfiye edildiği, ortakların birbirini ibra ettiği, söz konusu kararda davalılar murisi … …’un imzasının bulunduğu, şirketin 1986 yılında feshedildiği davalılar murisi … …’un 1998 yılında vefat ettiği, vefat ettiği tarihe kadar taşınmaza yönelik herhangi bir talebi olmadığı, taşınmazın şirketin feshedildiği 1986 yılından itibaren … … mirasçıları tarafından tasarruf edildiği, davalı tarafın 30 yılı aşkın bir süredir davacı tarafın zilyetliğinde bulunan taşınmazla ilgili herhangi bir taleplerinin olmadığı, her ne kadar taşınmaz devri noter önünde satış vaadi sözleşmesi veya tapu sicil memuru önünde bizzat devir gibi resmi şekil şartına tabi ise de, ortaklar arasında şirketler hukukuna özgü bir biçimde bir tür tasfiyeyi içeren protokol hükümlerinin ilke olarak geçerli olduğu,dolayısıyla şirket adına kayıtlı dava konusu taşınmazın davacılar murisi … …’e ait olduğu ve bu irade ile şirketin fesih ve tasfiye edildiği, davalılar … … mirasçıları aleyhine açılan dava atiye terk edildiği, şirketin ihyasına yönelik taleple ilgili … 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2010/340-595 EK sayılı ilamıyla karar verildiği, birleşen dava yönünden ise; 18/01/2013 tarihli protokolün protokolün usulüne uygun olarak tarafların vekilleri tarafından imzalandığı ve iptalini gerektirir haklı ve yasal bir neden bulunmadığı, davalı şirkete tasfiye memuru atanmasına ilişkin olarak daha önce … 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından karar verildiği gerekçeleri asıl dava yönünden; davacılar … … mirasçıları tarafından davalı şirket aleyhine açmış olduğu tapu iptal ve tescil talebinin Kabulü ile dava konusu İstanbul ili Bahçelievler ilçesi … mahallesinde kain 73 ada 14 nolu parselin davalı şirket adına olan tapu kaydının iptaliyle taşınmazın … … mirasçıları …, …, …, … … adlarına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, davacılar tarafından davalılar … … mirasçıları aleyhine açılan dava atiye terk edildiğinden bu davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı şirketin ihyasına yönelik talebin iş bu konuda … 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2010/430 – 595 EK sayılı ilamıyla karar verildiğinden reddine, birleşen dava yönünden; davacılar … … mirasçıları tarafından davalılar aleyhine açılan 18/01/2013 tarihli protokolün geçersizliğinin tespiti ve iptali isteminin sübuta ermediğinden reddine, davalı şirkete tasfiye memuru atanması yönündeki talebin … 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/507 esas 2014/122 karar sayılı ve 10/06/2015 tarihli ek karar ile tasfiye memurları atandığından reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl ve birleşen davalar yönünden … …, … ve … vekilleri ve davalı şirketi temsilen … tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, Dairenin 13/06/2018 tarihli kararı ile taraf teşkilinin sağlanması, davanın tek hakimle görülmesi ve birleşen dava yönünden olumlu/olumsuz karar verilmemesi nedeniyle esasa etkili usuli eksiklikler nedeniyle usulüne uygun verilmiş bir karardan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırıldığı, davanın mahiyeti gereği heyetçe görülmesi gerektiği halde kararın tek hakimle verilmesi nedeniyle istinafa konu karar yok hükmünde olduğu, istinafa konu kararın tüm sonuçlarıyla ortadan kalktığı, ilk derece mahkemesince yeniden esas hakkında değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerektiği, önceki usule aykırı hüküm ve gerekçesine bağlı kalacağına dair yasal düzenleme bulunmadığından, birleşen dosya davacılarının önceki karardan farklı bir karar verilemeyeceği yönündeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, asıl davada davalılar- birleşen dosyada davacılar vekilinin asıl davaya yönelik yönelik istinaf sebeplerine gelince; davalı şirketin “… … ve Ortağı Kollektif Şirketi” ticaret unvanı ile 04.05.1978 tarihinde ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiği, şirketin ortaklarının … ve … olduğu, dava konusu taşınmazın 28.02.1979 tarihinde şirket adına satın alındığı, 01.01.1980 tarihinde … yerine …’in şirket ortağı olduğu, 14.01.1980 tarihinde ise …’in şirketten ayrılarak yerine davalıların murisi … …’un ortak olduğu, … 4. Noterliğinin 14.01.1980 gün ve 47492 yevmiye nolu kollektif şirket tadil mukavelenamesinde uyuşmazlık konusu taşınmazın … … uhdesinde kalacağının kararlaştırıldığı, ticaret siciline kaydettirildiği, … …’in 27.05.1980 tarihinde vefat ettiği, şirketin ortaklarının bu tarih itibariyle şirkete katılan davacılar …, Lütfı …, … ve … ile … … olduğu, şirketin ticaret unvanının “… Kollektif Şirketi … ve Ortakları” olarak tadil edildiği, 29.05.1986 tarihli ticaret sicil gazetesinde şirketin 31.05.1985 tarihinden itibaren rızaen fesih ve tasfiye edildiğinin, mezkûr şirketten dolayı ortakların birbirlerinden hak ve alacakları kalmadığının beyan edildiğinin tescil ve ilan edildiği, davacılar tarafından davalılar …,…ve … ile …’e karşı … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/199 esasına kayden açılan tapu iptali ve tescil istemli davanın yargılaması sırasında 21/02/2008 tarihli duruşmada davalı …’un ‘kendime asaleten velayetim altında bulunan oğlum … adına velayeten davayı kabul ediyorum,” şeklinde beyanda bulunup beyanını imzası ile tasdik ettiği, …’un da 23/06/2009 tarihli dilekçesi ile ‘Davacılar ile harici anlaştığımdan davayı kabul ediyorum, dava dilekçesindeki beyanları kabul ediyorum, bu davadan ötürü hiçbir hak ve alacak iddiam yoktur,” şeklinde beyanda bulunduğu, her ne kadar taşınmaz devri, noter önünde satış vaadi sözleşmesi veya tapu sicil memuru önünde bizzat devir gibi resmi şekil şartına tabi ise de, ortaklar arasında şirketler hukukuna özgü bir biçimde, bir tür tasfiyeyi içeren 7 Nisan 1980 tarihli tadilatla dava konusu taşınmazın davacılar murisi … …’e bırakıldığının (uhdesinde kalacağı ibaresiyle) açıkça belirtildiği, ayrıca … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/199 Esas sayılı dosyası ile açılan tapu iptali ve tescil istemli davada 13/05/2011 tarihli duruşmada dinlenilen davacı tarafın tanık ifadeleri ve İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller gözetilerek, davaya konu taşınmazı davacıların murisleri tarafından parası kendisi tarafından verilerek alındığı, şirket parası ile alındığına dair aksi yönde iddia sürülüp ispatlanamadığı, satın alındığı tarihten sonra da fiilen davacılar tarafından kullanıldığının tesbit edildiği, asıl davaya yönelik mahkeme gerekçesinin ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu, asıl davada davalılar- birleşen dosyada davacılar vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebepleri ilk derece mahkemesinin gerekçesi ve değerlendirilmesine göre yerinde görülmediği,
Asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf itirazlarına gelince; 18/01/2013 tarihli devir protokolünü müvekkilleri adına imzalayan Av. … …a ait vekaletnamede davayı kabul yetkisi olduğu, kabul beyanı doğrultusunda hisse devri sözleşmesi yapıldığı, hisse devir sözleşmesinin birleşen dosya davacıları tarafından asaleten yapıldığı, gabin ve hile iddialarının somut bir şekilde vakaya dayalı isbat edilemediği, asıl davada davalılar- birleşen dosyada davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf sebepleri ilk derece mahkemesinin gerekçesi ve değerlendirilmesine göre yerinde görülmediği gerekçesiyle asıl davada davalılar- birleşen dosyada davacılar vekilinin asıl dava ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, … …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar …, … ve … vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, asıl ve birleşen davada peşin harcın onama harcından mahsubu ile kalan 22.098.65 TL harcın istek halinde asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar …, … ve …’a iadesine 28/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.