YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8652
KARAR NO : 2023/2484
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1016 Esas, 2021/1105 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECEMAHKEMESİ : Amasya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/329 E., 2021/226 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlunun elden borç almasına binaen müvekkiline 25.05.2014 tanzim ve 25.06.2014 vade tarihli 80.000,00 TL meblağlı, yine 25.05.2014 tanzim ve 25.07.2014 vade tarihli 80.000,00 TL meblağlı olmak üzere toplamda 160.000,00 TL miktarlı iki adet kambiyo senedini keşide ederek verdiğini, senetlerin vade tarihi üzerinden üç yıl geçmesi nedeniyle ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafından borca ve fer’ilerine itiraz edildiğini, senetlerin içeriği ve imzaya itiraz edilmediğini ileri sürerek, davalının haksız itirazının iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra dairesince 21.06.2019 tarihinde icra takibinin durdurulduğu tarihten sonra davacı alacaklı ve vekili tarafından 15.09.2020 tarihine kadar icra dosyasında hiçbir takip işlemi yapılmadığını, ödeme emrine itiraz tarihi olan 20.06.2019 tarihinden bir yıllık icra dosyasında haciz isteme için işlem yapmak üzere müracaat tarihinin sona erdiği 20.06.2020 tarihine kadar işlem yapılmak üzere icra dosyasına talep açılmadığı ve bu tarihten itibaren 2004 sayılı Kanun’un 67 nci maddesi uyarınca bir yıllık itirazın iptali davası açma süresinin 21.06.2020 tarihinde sona erdiği, davanın ise 07.10.2020 tarihinde açıldığını, davacı ve vekilinin takibin durma kararından haberdar olduğunu, davacı vekili adına UYAP loglama sisteminden yapılacak olan araştırma ile de bahsi geçen icra dosyasına hangi tarihlerde girdiğinin tespiti yapılabileceğini savunarak süresinden sonra açılan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe dayanak yapılan bononun kambiyo senedi niteliğini yitirdiği ve bu senedin tek başına alacağın varlığını ispat açısından yeterli bir belge olarak kabul edilmeyeceği, davalının imzasını taşıyan ve inkar edilmeyen bu belgenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 202 nci maddesi hükmü gereğince yazılı delil başlangıcı sayılacağı, davacı alacaklının iddiasını temel ilişkiye dayalı olarak diğer yan deliller ile ispatlayabileceği, ancak davacı yanca 25.06.2014 vade tarihli ve 25.05.2014 keşide tarihli bononun ve başkaca delilin yargılamanın devamında dosyamıza ibraz edilmediği, davacı yanın yemin deliline dayandığı ve yemin metnini sundukları, davalı yanın kesin delil mahiyetindeki yemin ile birlikte davacının davasını ispatlayamamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hazırladığı yemin metnine göre davalının parayı aldım ve ödedim şeklinde beyanda bulunarak paranın ödendiğini ileri sürmesine göre paranın ödendiğine ilişkin ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, bu nedenle mahkemece verilen ret kararının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kıymetli evrak özelliğini yitiren bononun yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiği, davacının başkaca delili olmadığı bildirilerek sadece yemin deliline dayanması davalının da yemin metnine uygun şekilde yemin etmesi, borçlu olmadığına dair yemin beyanında bulunması karşısında, mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının yemininde hukuki ilişkiyi ve borcunu kabul ve ikrar ettiğini ancak ödeme savında bulunduğunu, bu haliyle ödeme konusunda ispat külfetinin davalı üzerinde bulunduğunu ve ödemeye dair yazılı delil ve belge sunmamasına rağmen salt soyut ödedim beyanıyla sübut bulan haklı davanın reddinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, senet asıllarının dosyaya getirtilmediğini, ayrıca davalının ödedim ikrarı ile alacağın varlığının sabit olduğunu ve davalının bu zamana değin ödedim ikrarını ispatlayan delil ve makbuz sunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun’un 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı vekilince hazırlanan ve Mahkemece de uygun bulunarak davalı asile tebliğ edilen 02.03.2021 tarihli yemin metni 25.03.2021 tarihli oturumda davalı tarafından eda edilmekle birlikte davalı yemininde aynı zamanda, “dava konusu bonoları tanzim ederek davacıya teslim ettiği ve bedellerini de ödediği, davacıya hiçbir şekilde borcunun kalmadığı”nı beyan etmek suretiyle yeminini çelişkili olarak eda etmiş, Mahkemece davalı yeminindeki çelişki giderilmemiştir.
Hazır bulunan davalı vekili de senet bedellerinin müvekkilince ödendiğini, ancak davacının senetleri iade etmediğini bildirmiştir.
6100 sayılı HMK 238 maddesinde “Hakimin, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçireceği ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okuyarak, beyanında ısrar edip etmediğini soracağı ve verilen cevabı tutanağa kaydedeceği” düzenlenmiştir.
25.03.2021 tarihli duruşma tutanağının incelenmesinde Mahkemece HMK 238 maddesine aykırı davranıldığı görülmektedir.
Bu halde HMK 238 maddesine aykırı davranılması davalının eda ettiği yemin içerisindeki çelişki giderilmeden yazılı şekilde yeminin usulüne uygun eda ettirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temyiz isteminin reddi doğru olmadığından sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.