Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8664 E. 2023/2492 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8664
KARAR NO : 2023/2492
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/635 Esas, 2021/1267 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/124 E., 2019/781 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ……ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 04.01.2008 tarihli sözleşme ile davalının belli sayıda cep telefonunu müvekkiline temin ve tedarik ile teslimini, bu yükümüne aykırı davranması halinde sözleşme ve taahhütname doğrultusunda cezai şart ödemeyi üstlendiğini, davalının bu yükümüne aykırı davranması sonrası müvekkilinin 23.650.000,00 USD tutarındaki cezai şartı tahakkuk ettirdiğini, bu miktardan 10.000,00 USD’nin tahsili istemi ile açılan davada mahkemenin bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilinin cezai şart alacağının 16.800.000,00 USD olarak hesaplandığını, taleple bağlılık gereği 10.000,00 USD’nin tahsiline karar verildiğini, kararın onandığını, cezai şartın bakiye kısmı olan 16.790.000,00 USD’nin tahsili talebi ile başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin edimini sözleşmeye uygun ve süresinde ifa ettiğini, cezai şart talep hakkının doğmadığını, taahhütnamede kesin ve muhtemel olmak üzere iki tür sipariş kararlaştırıldığını, muhtemel siparişlerin nasıl kesin siparişe dönüşeceğinin uygulamaya göre belirlendiğini, buna göre de muhtemel siparişlerin bir sipariş mektubu ile kesin siparişe dönüştüğünü, tüm muhtemel siparişlerin sipariş mektubu müvekkiline ulaştığından itibaren süresi içinde davacıya teslim edildiğini, davacı ifa sırasında ihtirazi kayıt sürmediğinden cezai şart isteyemeyeceğini, kısmî davada sadece 10.000,00 USD tutarındaki sınırlı miktar üzerinden değerlendirme yapıldığını, cezai şartın miktar yönünden de değerlendirilmeye tabi tutulacağını, miktarın fazlalığı sebebiyle tümüyle ya da kısmen geçersiz sayılabildiğini, talep edilen cezai şartın fahiş miktarda olup ahlaka aykırılık taşıdığını, müvekkilinin mahvına sebebiyet verebileceğini, geçersiz sayılması gerektiğini, davacının sözleşmeden beklediği faydayı tamamen elde ettiğini, hiçbir zarara uğramadığını, cezai şartın bir işlevinin kalmadığını, talep edilen cezai şart ile müvekkilinin sözleşmeden sağladığı maddi menfaat kıyaslandığında müvekkilinin sağladığı faydayı neredeyse yok edeceğini savunarak davanın reddini, kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/138 E. sayılı dosyası üzerinden taraflar arasında konusu aynı olan kısmî dava neticesinde “Davalının edimini taahhütnamede belirtilen tarihler de davacıya teslim etmediği, davacının cezai şart talep hakkının mevcut olduğu, davacının talep edebileceği cezai şart tutarının 16.800.000,00 USD olarak hesaplandığı, davacı talebinin 10.000,00 USD olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, fazlaya ilişkin istem saklı kalmak koşulu ile 10.000 USD’nin USD faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilip kararın kesinleştiği, kararın tespite ilişkin bölümünün sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturduğu, taraflar açısından da bağlayıcı hale gelen kısmi davadaki rapor içeriğinin ve raporda tespit edilen miktarın hükme dayanak alınması gerektiği, kısmi davada hükme dayanak alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin gerek davacı gerek davalı yönünden kesinleşerek bağlayıcı hal aldığı, davacının hak kazandığı cezai şart miktarının 16.800.000,00 USD, bakiye alacak miktarının ise 16.790.000,00 USD olduğu, 31.12.2016, 31.12.2017 ve 31.12.2018 tarihleri itibari ile cezai şartın ödenmesi halinde davalı şirketin mahvına sebep olabileceği göz önünde bulundurularak taahhütnamede belirlenen cezai şart miktarının taraflar arasındaki ilişkiye uygun düşmeyecek ölçüde yüksek tutulup açıkça hakkaniyete aykırı ve davalı tarafın mahvına sebebiyet verecek fahiş miktarda olduğu, cezai şartın yarısı olan 8.400.000,00 USD ödenmesinin hakkaniyete uygun düşeceği, cezai şart miktarının likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 8.390.000,00 USD açısından iptaline, takip tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar devlet bankalarının USD ile açılmış bulunan 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranından faiz yürütülmesine, icra takibinin bu şartlarla devamına, fazla istemin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; önceki davadaki tespitin işbu dava yönünden kesin hüküm oluşturacağını, kesinleşen bu cezai şartın ödenmesinin davalının ekonomik mahvına sebebiyet vereceği kanaatinin hatalı olduğunu, tüm raporlarda hak kazanılan cezai şartın dava ve taahhüt tarihi itibariyle davalının mahvına sebep olmayacağının tespit edildiğini, son dönemde davalının bilançosunun bozulmasının gerekçe gösterilip indirime gidilemeyeceğini, kesin hükme dayalı alacağın likit olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gecikmeli teslim iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin edimlerini geç ifa ettiği iddiasına dayalı İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/741 E. sayılı dosyası ile birleşen davanın reddedilip kesinleştiğini, önceki İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/138 E. sayılı dosyasındaki tespit kısmının kesin hüküm teşkil ettiğinin kabulü ile cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmemesinin müvekkilinin adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, kısmî davadaki kesinliğin sadece hüküm altına alınan alacağın meblağı ile sınırlı olduğunu, ifanın gecikip gecikmediği ile ilgili çelişkili iki hükmün bulunduğunu, dayanak sözleşmenin kısım kısım teslim yükümü doğurduğundan her bir ifanın ayrı ayrı ele alınması gerektiğini, edimin ifasını ihtirazi kayıtsız kabul edenin cezai şart isteyemeyeceğini, müvekkilinin borca batıklığının tespit edildiğini, cezai şartın iflasına sebebiyet vereceğini, bu boyuttaki bir cezai şartın dürüstlük kuralına, angarya yasağına, ahlaka ve adaba aykırılık taşıdığını, bu durumda kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olduğunu, tamamen iptalinin gerektiğini, müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kesinleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/138 E. sayılı dosyasında davacının cezai şart alacağının olduğu tespiti yapılıp cezai şart talep koşullarının oluştuğu kesinleştiğinden davalının cezai şart talep koşullarının oluşmadığı yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, yine bu mahkemece alınan bilirkişi ek raporu ile cezai şart alacak miktarının 16.800.000,00 USD olarak belirlendiği, davalının söz konusu malların bilirkişi raporunda belirtilen tarihlerde davacıya teslim edildiğini itiraz dilekçesi ile kabul ettiği, davalı tarafça miktar yönünden rapora bir itiraz bulunmadığından miktar yönünden bu davada kuvvetli delil teşkil edeceği, tacir cezai şartın aşırı olduğundan bahisle cezai şarttan indirim talep edemeyecek ise de Yargıtay içtihatları doğrultusunda cezai şart tacir olan davalının ekonomik olarak mahvına sebep olabilecek nitelikte ise mahkemenin bu durumda resen kararlaştırılan cezai şart miktarında indirim yapabileceği, bilirkişi raporlarında talebe konu cezai şart miktarının dava tarihi itibarıyla davalının ekonomik olarak mahvına sebep olmayacak düzeyde olduğu belirtilmiş ise de dava sırasında bilançolarına göre yapılan tespitte davadan sonra davalının ekonomik durumunun bozulduğu, borca batık hale geldiği, buna göre cezai şart talebinin davalının ekonomik olarak mahvına sebep olabileceğinin belirlendiği, %50 oranında indirim yapılmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; önceki davada verilen kararın işbu davada kuvvetli delil değil kesin hüküm teşkil ettiğini, haklılığa ilişkin değerlendirmelerin kesinleşme halinde ek davalarda tekrar değerlendirme yapılamayacağını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/138 E. sayılı dosyasında hükmün tespit kısmının kesin hüküm oluşturacağını, indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, tüm raporlarda hak kazanılan cezai şartın dava ve taahhüt tarihi itibariyle davalının mahvına sebep olmayacağının tespit edildiğini, son dönemde davalının bilançosunun bozulmasının gerekçe gösterilip indirime gidilemeyeceğini, kesin hükme dayalı alacağın likit olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince ön inceleme duruşması yapılmadığını, tahkikatın bittiğinin ve sözlü yargılamaya geçildiğinin tefhim edilmediğini, İlk Derece Mahkemesinin kesin hüküm şeklindeki gerekçesinin Bölge Adliye Mahkemesince kuvvetli delil olarak değiştirildiğini, bu durumda kararın kaldırılıp yeniden hüküm verilmesi gerektiğini, teslimler zamanında yapıldığından gecikmeli teslim iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının ihtarnamede 11.689 adet telefonun geç tesliminden bahsettiği halde kısmî davada bilirkişilerin 90.000 adet telefonun geç teslim edildiğini hesapladıklarını, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/741 E. sayılı dosyası ile birleşen müvekkilinin edimlerini geç ifa ettiği iddiasına dayalı İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/169 E. sayılı davanın reddedilip kesinleştiğini, ek rapora itiraz etmedikleri yönündeki gerekçenin yerinde olmadığını, önceki İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/138 E. sayılı davada ek raporda fahiş hata ve maddi hata yapıldığını, kısmî davadaki kesinliğin sadece dava konusu miktarla sınırlı olduğunu, uzman görüşleri ile raporların birbirleriyle çeliştiğini, edimin ifasını ihtirazi kayıtsız kabul edenin cezai şart isteyemeyeceğini, cezai şartın fahiş olduğunu, ahlaka aykırılık taşıdığını, müvekkilinin konkordato talep ettiğini, bu durumda cezai şartın ekonomik mahvına sebebiyet vereceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 158 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.