YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8692
KARAR NO : 2023/2583
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/99 Esas, 2021/1178 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/163 E., 2019/441 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin TPMK nezdinde 2017/60027 sayılı “Hamurunda tutku var” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2015/79978, 2000/04153 sayılı “eti tutku”, “tutku” ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen kabul edilerek, başvuru kapsamından 30. sınıfın 01, 02, 03, 04, 07, 10, 11, 12, 13, 14. alt gruplarındaki malların çıkarılmasına ve kalan mal/hizmetler bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verildiği, başvuru sahibinin bu karara karşı yeniden inceleme taleplerinin bu kez TPMK 2019-M-952 sayılı YİDK karan ile kısmen kabul edilerek başvuru kapsamındaki 30.sınıftaki “Her türlü un, irmikler, nişastalar” mallarının başvuru kapsamına iadesine karar verilerek, kalan emtia açısından başvurularının nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davalı Kurum nezdinde tescilli “tutku” ve “hamurunda var” ibareli markalar bulunduğunu, “Hamurunda tutku var” ibaresinin slogan marka niteliğinde olduğunu, dava konusu mal/hizmetlerin de farklı olduğunu, “Hamurunda tutku var” markasının yaratıcısı ve gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, davacının LA LORRAINE markasının tanınmışlığının YİDK kararında dikkate alınmadığını, davacı markasının itibarı dikkate alındığında 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının somut olayda gerçekleşmeyeceğini, yine tüm bu sebeplerle davacının kötüniyetli olarak da kabul edilemeyeceğini belirterek, YİDK’in 2019-M-592 sayılı kararının iptaline, 2017/60027 başvuru numaralı “Hamurunda tutku var” markasının tescili talep edilen tüm sınıflar bakımından tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde, markalar arasında başvuru kapsamından çıkarılan ürünler bakımından iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunduğunu, ayrıca karıştırılma ihtimalinde önceki markanın ayırt edici gücü ve ününün de önemli olduğunu bu oranda karıştırma tehlikesinin de artacağını, somut olayda uyuşmazlığın ortak “tutku” ibaresinden kaynaklandığını, redde mesnet “tutku” markalarının sektörde bilinirliği bulunduğunu, aynı / aynı tür ürünlerde sürekli itirazcı markalarına maruz kalan tüketicinin dava konusu markayı gördüğünde bunun farklı bir işletmeye ait olduğunu anlamasının mümkün olmayacağını, tüketicilerin firmalar arasında ilişki kurabileceğini, ürünün kaynağı konusunda yanılabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin 1998 yılından bu yana TUTKU ibareli markalarını tescil ettirdiğini, bu markaların tanınmış hale geldiğini, Yargıtay incelemesinden geçerek onanan Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2013/148 E. ve 2013/143 K. sayılı ilamı ile TUTKU markasına ilişkin tanınmışlık kararının mevcut olduğunu, dava konusu mal/hizmetlerin benzer olduğunu, böylece 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile aranan şartların somut olayda mevcut olduğunu, davacının iddiasının aksine TUTKU ibaresinin zayıf bir marka olmadığını, 30. sınıf mallar ile bir ilgisi bulunmadığını aksine TUTKU markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, bu tanınmışlığın iltibas ihtimalini de artırdığını, kaldı ki Kurum nezdinde tescilli zayıf markaların tescil korumasından yararlanamayacağı iddialarının geçerliliği bulunmadığını, dava konusu markalar arasında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin TUTKU markalarının varlığına rağmen davacının benzer bir başvuru yapmış olmasının kötüniyet göstergesi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvuru kapsamından çıkartılan 30. sınıf emtianın, redde dayanak marka kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer oldukları, somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış “Hamurunda tutku var” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markanın standart karekterle yazılı “eti tutku”, “tutku” ibarelerinden oluştuğu, marka işaretinde esas ve ayırt edici ögenin TUTKU ibaresi olduğu, anlamı itibariyle tutku kelimesinin, 30. sınıf mallar bakımından ayırt edici niteliği haiz bulunduğu, davalının TUTKU markalarını önceden bilen tüketicilerin aynı/aynı tür mallarda tescil edilecek davacı markasını gördüğünde davalının TUTKU markalarını çağrışım yoluyla hatırlayacağı, davacı markasını, davalının markaları için kullandığı yeni bir slogan olarak algılayabileceği, davacının marka başvurusu kapsamından çıkarılan dava konusu 30. sınıf mallar bakımından başvuru markası ile davalı şirket markaları arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı başvuru sahibinin dolaylı yoldan kazanılmış hak iddia ettiği markalar bulunduğu, karıştırılma ihtimalinden kaynaklanan tescil engelini ortadan kaldırabileceği ileri sürülen önceki tarihli davacı markalarının, 2017 60020 ve 2017/60027 numaralı markalar olarak gösterildiği, bu markalardan 2017/60027 numaralı olanın, huzurdaki davaya konu edilen marka, diğerinin ise 2017/60020 numaralı marka olup, huzurdaki davaya konu edilen marka ile aynı gün (04.07.2017) tarihinde başvuruya konu edilmiş olması nedeniyle kazanılmış hak oluşturması da söz konusu olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hatalı ve eksik bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulduğunu, markaların bütünüyle birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin slogan markasının alelade bir marka başvurusu gibi incelendiğini, markaların bıraktığı genel görünüm değil, bölünerek ve içerisindeki bir kelimeye odaklanarak değerlendirme yapıldığını, slogan markalarının kullanım şekillerine göre özel bir değerlendirme yapılmadığını, slogan markası içerisinde kullanılan bir kelimenin marka tescili olmasının karıştırma ihtimalinin doğduğu anlamına gelmeyeceğini, aksine slogan markasının bütünsel bir anlamının bulunması sebebiyle markaların tamamen farklılaştığını, “tutku” ibaresinin ayırt ediciliği zayıf bir marka olduğunu bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını, müvekkilinin üretim faaliyeti kapsamında ne denli coşku ve ihtiras ile hareket ettiğini anlatır sloganında söz konusu kelimenin cins isim olarak kullanıldığını, davalının markasının müvekkilinin sloganın içerisinden kesip alınarak, müvekkilinin sloganı ile benzer kabul edilmesinin mümkün bulunmadığını, markaların benzer olmadığını, slogan kapsamında müvekkilinin “hamurunda tutku var” markasının bir bütün olarak anlam ifade ettiğini, kelime kombinasyonu kullanılarak oluşturulan müvekkilinin markasının “eti” markalarından farklı olduğunu, markaların görsel ve işitsel görünümleri, tescil talebinde bulunulan mal ve hizmet sınıflarının farklı olduğunu, hitap ettiği kitle bir bütün olarak değerlendirildiğinde iltibas tehlikesinin oluşmadığının açık bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının başvurusuna konu olan “Hamurunda tutku var” ibareli marka ile davalı şirketin itirazına mesnet “Tutku” ibareli karkası arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mallar yönünden 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının başvuru konusu ettiği markasına kazanılmış hak teşkil edecek bir markasının bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu’nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.