YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8694
KARAR NO : 2023/2674
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1768 Esas, 2021/1121 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/498 E., 2019/370 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeninden İnceleme ve Değerkendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/94006 sayılı “G.I.T.O General Inspection Technical Offıce+şekil” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun 23.10.2017 tarihinde yayımlandığını, yayım aşamasında 29.12.2017 tarihinde davalı şirket tarafından itirazda bulunulduğu, 16.05.2018 tarihinde Kurumca itirazın reddedildiğini, davalı yanın yeniden 18.10.2018 tarihinde itiraz ettiğini, 18.10.2018 tarihli YİDK kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve dokuzuncu fıkrası yönünden itirazın kabul edilerek markanın reddedildiğini, marka başvuru tarihi itibari ile davalı şirketin itiraza gerekçe göstermiş olduğu ibare yönünden yoğun kullanım şartının yerine getirilmediğini ve 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca itirazın kabul edilmemesi gerektiğini, itiraza dayanak belgelerin yalnızca birkaçının müvekkili şirketin marka başvuru tarihinden önce kullanıldığını, bu belgelerdeki kullanımın markasal kullanım olarak nitelendirilemeyeceğini, sunulan belgelerin büyük bir kısmının ve Avrupa Birliği marka başvurusunun müvekkili şirketin marka başvurusundan sonra olduğunu, Kurumun iki markanın yüksek oranda benzerliği nedeni ile hatalı şekilde kötü niyetli olduğuna kanaat getirdiğini, davalı şirketin müvekkili şirketten sadece 3-5 ay önce markayı kullanmaya başladığını, uyuşmazlık konusu markanın Türkçe karşılığının “genel muayene teknik ofisi” olduğunu, bu kelimenin hiçbir şekilde ayırt edici olmadığını, ayırt edici olmayan ibarelerin kötü niyet teşkil edemeyeceğini ileri sürerek TPMK YİDK’nın 31.10.2018 tarihli ve 2018-M-9127 sayılı kararının iptaline, 2017/94006 sayılı marka başvurusunun kabulüne, davalı şirket tarafından yapılan 2018/95071 sayılı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının hukuka ve usule uygun olduğunu, hem marka hukukuna özgü kullanılan işaretlerin hem de ticaret hayatında herhangi bir şekilde kullanılan işaretlerin 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı itiraz hakkına gerekçe olabileceğini, itiraz edilen başvuru tarihinin 20.10.2017 olduğunu, dolayısı ile itiraz sahibinin bu tarihten önce “g.i.t.o general inspection technical office” ibaresini veya bu ibarenin ayırt edilemeyecek kadar benzeri bir ibareyi söz konusu ibarenin Türkiye’de kullanıldığını ispat etmek zorunda olduğunu, incelemede iki markada logoların ayniyete varan derecede benzer olduğunu, ibarelerin ise yine yüksek derecede benzer olduğunu, davalının eskiye dayalı kullanımını gösterir delilleri incelendiğinde “G.I.T.O General Inspection Technical Office” ticari unvanı ile teknik, bilgilendirme, analiz ve denetim alanında hizmet veren Lübnan menşeli bir firma olduğu, gıda ürünleri ve prosesleri analizi, endüstriyel analiz, tıbbi cihazlar analizi, petrol ürünleri analizi gibi branşlarda uzmanlaştığı, işbu başvurunun başvuru tarihinden önce muteriz firmanın Türkiye’de tıp, yapı inşaat, kargo hizmetleri gibi alanlarda hizmet veren Türk menşeli firmalara denetim ve belgelendirme hizmeti verdiği, bu hizmet karşılığında aldığı faturaları sunduğu, gönderilen teknik belgelendirme dokümanlarında tetkik işleminin gerçekleşme yerinin Türkiye olduğu, söz konusu tetkik işleminin muteriz firma tarafından başvuru tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisine logo ve ibare ile 35 ve 42. sınıflarda marka tescil başvurusunda bulunduğu muterizin söz konusu logoyu Tunus Fikri Mülkiyet Ofisinde de tescil için başvuruda bulunduğu, Libya gazetelerinde muteriz firmanın denetim hizmetine dair çıkan haber alıntıları olduğunun tespit edildiğini, incelemede muterizin 42. sınıfta eskiye dayalı kullanımının olduğunun anlaşıldığını, söz konusu hizmetler için eskiye dayalı kullanımın geçerli ve hukuka uygun olduğunu, başvuruya konu logo ve ibarenin sınırsız sayıda seçenek özgürlüğü var iken başvurusunun yapılmasının iyi niyet kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkile ait 2018/95071 sayılı marka başvurusunun 12.11.2018 tarih ve 312 sayılı Resmi Marka Bülteninde yayımlandığını ve davacının yine kötü niyetli olarak bu marka için itiraz ettiğini, itirazın Kurum tarafından reddedildiğini, hükümsüzlüğü talep edilen 2018/95071 sayılı markanın tescil sürecinin halen devam ettiğini ve hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini ve bu nedenle mevsimsiz açılan davanın reddedilmesi gerektiğini, tescil edilmiş olsa dahi 2018/95071 sayılı marka bakımından açılan bir davada Kurumun davalı olarak gösterilemeyeceğini, 2018/95071 sayılı marka için idari süreçte başarısız olunma ihtimaline karşın önceden dava açılmasının hukuki sistemde kabul edilemez olduğunu, davacının müvekkilinin markasını birebir taklit ettiğini, markanın kullanımından haksız kazanç elde ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin 30 yılı aşkın bir süredir tıp, endüstri ve petrol alanlarına yönelik küresel tedarik zinciri hizmetlerinde uzmanlaşmış öncü bir denetim, doğrulama, test etme, kontrol ve sertifikasyon şirketinin de sahibi olarak bu alanda da faaliyet gösterdiğini ve Libya’da tüm büyük bankalar nezdinde uzun yıllardır kazandığı saygınlık sayesinde akredite olarak denetim hizmeti verdiğini, müvekkilinin Türkiye’de dahil dünyanın her yerinde denetim ve gözetim alanında faaliyet gösterdiğini ve yapılan işlemlerin swift mesajlarının mevcut olduğunu ve marka logolarını proforma faturalarda kullanıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında ortak olarak “GITO general inspection technical office” ibaresi yer almakla birlikte davalı işaretinin “General Inspection Technical Offıce+şekil” olduğu, bu logo ve ibarenin davacı markasıyla aynı renk ve şekilde yer aldığı, bu nedenle potansiyel müşterilerin bakış açısından markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, muterizin “GITO General Inspection Technical Office” ticari unvanı ile tetkik, belgelendirme, analiz ve denetim alanında hizmet veren Lübnan menşeli bir firma olduğu, gıda ürünleri ve prosesleri analizi, endüstriyel analiz, tıbbi cihazlar analizi, petrol ürünleri analizi gibi branşlarda uzmanlaştığı, işbu başvurunun başvuru tarihinden önce muteriz firmanın Türkiye’de tıp, yapı inşaaat, kargo hizmeti gibi alanlarda hizmet veren Türk menşeli firmalara denetim ve belgelendirme hizmeti verdiği, bu hizmet karşılığında aldığı faturaları sunduğu, gönderilen tetkik belgelendirme dokümanlarında tetkik işleminin gerçekleşme yerinin Türkiye olduğu, söz konusu tetkik işlemlerinin muteriz firma tarafından başvuru tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisine 35 ve 42. sınıflar için marka tescil başvurusunda bulunulduğu, muterizin söz konusu şekil ve logoyu Tunus Fikri Mülkiyet Ofisinde de tescil için başvuru yaptığı, başvuru kapsamında yer alan “Sınıf 42: Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi.” hizmetleri açısından muterizin eskiye dayalı kullanımı olduğu, başvuruya konu ibare ve logo ile muterizin hak iddia ettiği tescilsiz marka kullanımına konu logonun ve ibarenin ayniyete varan düzeyde yüksek benzerlik içerdiği, başvuru sahibinin sınırsız sayıda seçeneği varken, başvuru tarihinden önce başka bir firma tarafından ihdas edilen ve Türkiye’de, nispeten yakın tarihli/kısa süreli olsa da, başvuru tarihinden önce kullanılmakta olan marka ve logoyu, tesadüf seçmesinin olası bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapılmış varsayılabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin başvuru tarihi öncesinde 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü kapsamında değerlendirilebilecek bir kullanımının söz konusu olmadığını, davalı Şirketin Lübnan’daki marka başvurusunun tarihi 05.12.2017, Avrupa Birliği’ndeki marka başvuru tarihi 17.11.2017 olup, bu iki işlemin de müvekkili Şirketin marka başvuru tarihi olan 20.10.2017 tarihinden sonra gerçekleştirildiğini, yanıltıcı tanıtım yapıldığını, davalı tarafın sunmuş olduğu faturaların ise tek başına 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü kapsamındaki bir kullanımı ispata elverişli bir yoğun kullanımı göstermediğini, dosyada davalı şirketin, müvekkili şirketin marka başvurusu tarihinden önce düzenlendiğini iddia ettiği yalnızca 3-5 fatura mevcut olduğunu, ilk derece mahkemesinin kötüniyet konusundaki açıklamalarının somut uyuşmazlığa uygulanabilir bir yönü bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin anılan tespiti doğru olmadığı gibi ilk derece mahkemesinin kendi gerekçesi ile de çeliştiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların markalarına konu işaretlerin ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalı Şirketin söz konusu marka işaretini kullanımın daha eski bulunduğunun belirlendiği, davacının başvurusuna konu ibare ve logonun, davalının hak iddia ettiği tescilsiz marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunması nedeniyle davacı başvuru sahibinin kötüniyetli olduğu, zira sınırsız sayıda seçeneği varken, başvuru tarihinden önce başka bir firma tarafından ihdas edilen ve Türkiye’de, nispeten yakın tarihli/kısa süreli olsa da, başvuru tarihinden önce kullanılmakta olan marka ve logoyu, tesadüf seçmesinin mümkün görülmediği, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; reddedilen taleplerin ve sebeplerinin hükümde açıkça gösterilmediğini, davalı şirketin, müvekkil şirketin marka başvurusu tarihinden önce düzenlendiğini iddia ettiği yalnızca 3-5 fatura mevcut olup, bu bilgisayar çıktısı faturaların doğruluğunun araştırılmadığını, davalı şirketin 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü kapsamında yoğun bir kullanımı olmadığını, müvekkili şirketin marka başvuru tarihinde uyuşmazlık konusu ibarenin Türkiye ve dünyada kötüniyetle istismar edilebilecek bir değer taşımadığı ve uyuşmazlık konusu ibarenin ayırtediciliği düşük bir ibare olduğunu belirterek kararın bozularak kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2017/94006 sayılı ve “G.I.T.O General Inspection Technical Offıce+şekil” ibareli marka tescil başvurusuna karşı, davalının 2018/95071 sayılı “General Inspection Technical Offıce+şekil” ibareli markasını mesnet göstererek yapmış olduğu itiraz kabulüne dair TPMK YİDK’nın 31.10.2018 tarih ve 2018-M-9127 sayılı kararının iptali ile 2017/94006 sayılı marka başvurusunun kabulüne, ayrıca davalı şirkete ait 2018/95071 sayılı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı ve 25 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.