Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8717 E. 2023/2993 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8717
KARAR NO : 2023/2993
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/140 Esas, 2021/1139 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/479 E., 2019/227 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin “nilkar” ibareli marka başvurusuna “silkar” ibareli markalarına dayanarak yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, davalının davacı markalarının tanınmışlığından haksız olarak yararlanacağını, davacı şirkete ait “silkar” ibaresinin özgün bir ibare olması ve kolaylıkla günlük hayatta kullanılmayan kelimelerden olması hasebiyle başvuru sahibinin davalının “nilkar” ibaresini ilham yoluyla veya tesadüfen seçtiğinin söylenemeyeceğini, davalı şirketin kötüniyetli olduğunu, davalı Nilkar Madencilik’e ait “Nilkar” markasının, davacı şirkete ait “Silkar” markası ile fonetik olarak söylemlerinin aynı olması ve davacı şirkete ait grup şirketi ile aynı sektörde hizmet vermesi nedeniyle iltibasa yol açacağının açık bulunduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’in 13.10.2016 tarih 2016-M-9809 sayılı kararının iptaline, 2015/76492 sayılı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olmadığını, NİLKAR markasının, anılan markanın, kurucusu …’ın ablasının çocukları olan yeğenleri… isimlerinin ilk üç harfi alınmak suretiyle oluşturulduğunu, bu nedenle SİLKAR markasından esinlenilmediğini, markalar arasında ses benzerliği olmadığını, NİLKAR markasını kullanan davalı şirketin 09.04.2015 tarihinde Ticaret Sicili’ne tescil edildiğini bu tarihten itibaren ticaret hayatına aktif olarak faaliyet gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; davacının itirazına mesnet “silkar” ibareli markaları ile dava konusu markanın benzer olmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka kapsamında yer alan 36, 37 ve 43. sınıf hizmetlerle davacı adına tescilli itiraza gerekçe gösterilen markalar kapsamında yer alan hizmetlerin benzer olduğu ancak taraf marka işaretleri arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası (b) bendi anlamında benzerlik olmaması nedeniyle TPMK YİDK kararının yerinde olduğu, davacının itirazına mesnet “silkar” ibareli markalarının tanınmış olduğunun ve kötüniyet iddialarının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı bulunduğunu, davacı şirketin 1976 yılından beri piyasada olduğu göz önüne alındığında “Silkar” markalarının tanınmışlığın ispatlanamadığının belirtilmesinin hukuka aykırı olduğunu, diğer taraftan davacı şirketin bünyesinde aynı markayı kullanan birçok grup şirketi bulunduğunu, söz konusu grup şirketlerinden birisinin de Silkar Madencilik…A.Ş olup davalı şirketle aynı sektörde faaliyette gösterdiğini, sektöründe ülkemizin ve dünyanın en saygın firmalarından olduğunu, mahkemece taraf markaları arasında mal ve hizmet benzerliği tespit edilmesine rağmen bilinçli tüketici nezdinde taraf markalarının iltibas yaratmayacağının belirtilmesinin çelişkili bulunduğunu, dava konusu markanın, davalı şirketin, davacı şirket ve davacı şirketin sözü edilen ve davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren şirket arasında bağlantı kurulmasına ve davalı şirketin haksız bir şekilde davacı şirketin ve özellikle grup şirketinin uzun zamandan bu yana devam eden tanınmışlığını kullanmasına yol açacağını, öte yandan ilk derece mahkemesi kararına esas alınan bilirkişi raporunda bilgilenmiş kullanıcının kimler olduğuna yer verilmediğini ve markaların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı etkinin tartışılmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre ” NİLKAR inşaat +şekil” ibareli başvuru ile davacının itirazlarına mesnet “SİLKAR ve “İLKAR” asıl unsurlu markalar arasında, marka işaretleri bakımından 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin, birinci fıkrasının, b bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, işaretler arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olup olmadığının sonuca etkili olmadığı gibi kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararın iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.