YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8749
KARAR NO : 2023/2836
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1148 Esas, 2021/1023 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
(Esas hakkında yeniden karar verilmesi suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/117 E., 2021/208 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 29.06.2017 tarihli 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında divan heyetinin müvekkilinin muhalefet oyu ile seçildiğini, gündem maddelerine geçildiğinde yönetim kurulu faaliyet raporu ve finansal tablolar bilanço gelir gider hesaplarının okunmadığını, buna rağmen müvekkilinin vekaleten yetkilendirdiği kişinin toplantıda söz alarak faaliyet raporu ile yönetim kurulunun ibrasına ilişkin alınan kararlara karşı muhalif oy kullandığını, muhalefetin toplantı tutanağına geçirilmesini ve bir nüsha toplantı tutanağından tarafına verilmesini divan başkanlığından istemesine rağmen sadece bilanço ve gider hesaplarına muhalefet şerhi olduğundan usulüne uygun muhalefet şerhlerini toplantı tutanağına yazdıramadığını, toplantı tutanağının tarafına verilmeyerek toplantının sonlandırıldığını, müvekkilinin muhalefet ettiği hususları Divan Başkanlığınca toplantı tutanağına yazılmaması ve haklarını kullanmasının engellenmesi nedeni ile davalı şirkete ihtarname gönderdiğini, ayrıca Ankara Ticaret İl Müdürlüğü’ne başvurduklarını, olağan genel kurul toplantısının usulüne uygun yapılmadığını, toplantıda hükümet komiseri bulunmadığını ileri sürerek belirterek davalı şirketin 29.06.2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların, öncelikle hükümsüzlüğünün tespitine, aksi halde gündem maddelerinden 3, 4 ve 5 inci maddelere ilişkin kararların iptallerine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının muhalefetinin iradesi dışında toplantı tutanağına geçirilmediği iddiasına münhasır olarak tanık dinlendiği, tanık beyanlarından davacının toplantının 3 üncü ve 5 inci maddelerine muhalefet ettiği, divan heyeti tarafından muhalefetin tutanağa geçirileceğinin söylendiğinin anlaşıldığı, tanık beyanları nedeniyle davacının toplantının 4 üncü maddesi ile birlikte 3 üncü ve 5 inci maddeleri için de muhalefet ettiğinin kabul edildiği, genel kurulun 3 üncü maddesi ile şirketin 2016 yılına ait hazırlanan yönetim kurulu raporunun okunduğu, raporun ve hesapların müzakereye açıldığı, 3 üncü madde ile iptale kabil bir karar alınmadığı, herhangi bir oylama dahi yapılmadığı, 4 üncü madde ile davalı şirketin bilanço ve kar/zarar cetvellerinin görüşüldüğü, bilanço ve gelir-gider hesaplarının davacının aleyhe oyu ile oy çokluğuyla kabul edildiği, davacının karara muhalefet şerhini tutanağa geçirdiği, davacı kasa mevcudunun ve verilen siparişlerin fiili olmadığı iddiası ile bilançonun gerçeğe aykırı olduğu gerekçesi ile iptal isteminde bulunmuş ise de, iddiasının ispatına yönelik olarak herhangi bir delil ileri sürmediği, 5 inci madde ile 2016 yılı faaliyetlerinden dolayı yönetim kurulunun oy çokluğuyla ibra edildiği ve davacının aleyhte oy kullandığı, davacı yönetim kurulu ibrasında faaliyet raporunun okunmadığını iddia etmiş ise de, salt faaliyet raporunun okunmamasının yönetim kurulu ibra kararının iptalini gerektirmeyeceği, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın kanuna, ana sözleşmeye veyahut dürüstlük kuralına aykırı olduğuna ilişkin somut delil, yasal bir dayanak ileri sürüp ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtarlı tebliğe rağmen davalı şirketin defter ve kayıtlarını mahkemeye sunmadığını, yerini bildirmediğini, genel kurul toplantısı sırasında ortakların muhalefet ettiği hususların genel kurul tutanağına yazılmadığını, toplantı tutanağının müvekkiline verilmediğini, olağan genel kurul toplantı tutanağının 3 üncü maddesine ilişkin olarak yönetim kurulu faaliyet raporunun okunmadığı ve muhalefet şerhlerinin tutanağa geçirilmediği iddiasına karşılık mahkemenin 3 üncü maddenin iptali isteminin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, müvekkilinin şirket ortağı olarak davalı şirketin evrak ve hesapları hakkında bilgi edinememesi nedeniyle ispat açısından davalı şirket defter ve belgelerine dayandığını, davalı şirkete ihtara rağmen defter ve belgelerin sunulmadığını, yerinin bildirilmediğini, yapılan tebligatların 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 35 inci maddesi uyarınca yapılmasının davalı şirkette işlerin yolunda gitmediğinin kanıtı olduğunu, dava konusu genel kurulda müvekkilinin şirketin işleyişi hakkında bilgi sahibi olamadığını, bilgilendirme hakkının engellendiğinin dikkate alınmadığını, defter ve belgelerin incelenme olanağının olmadığını, ihtara rağmen defter ve belgelerin sunulmamasının davalı şirkette kayıt ve defterlerin düzgün tutulmadığının kanıtı olduğunu, şirketin ticari defter ve kayıtlarıyla bilançoları incelenmeden şirketin faaliyetlerinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, şirket ortaklarının haklarına kavuşup kavuşamadıklarının dikkate alınmadığını, defter ve kayıtlar incelenmeden hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu genel kurulun 3 üncü maddesi ile herhangi bir karar alınmadığı ve herhangi bir oylama yapılmadığı bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, anılan maddeye yönelik açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, 4 üncü madde ile 2016 yılı bilanço, kar zarar cetvellerinin görüşüldüğü, bilanço ve gelir tablosunun oy çokluğu ile kabul edildiği, 5 inci madde ile 2016 faaliyetleri nedeniyle yönetim kurulunun yapılan oylama sonucu ibra edildiğinin kararlaştırıldığı, davacı yanın dava konusu iddialarının ispatı yönünden davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına dayandığı, İlk Derece Mahkemesince, davalı şirkete hitaben gönderilen 15.02.2019 tarihli ihtarla, ticari defterlerin iki haftalık kesin süre içerisinde ibraz edilmesi veyahut bulunduğu yerin bildirilmesi aksi takdirde duruma göre belge ve kayıtların içeriği konusunda karşı tarafın beyanını kabul etmek suretiyle karar verebileceğinin ihtar edildiği, muhtıranın davalıya usulüne uygun olarak 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesine göre tebliğ edildiği ancak davalının kesin sürede ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği gibi bulunduğu yeri de mahkemeye bildirmediği, İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de bilançonun ve kar zarar cetvellerinin doğruyu yansıtıp yansıtmadığı ve ibra kararının dayanaklarının şirket defter ve kayıtları ile uyumlu olup olmadığı hususlarının ancak şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile anlaşılabileceği ve davacının bu husustaki iddialarını ancak davalının defter ve kayıtları ile ispatlayabileceği, davalı şirkete gönderilen muhtıra ile defterleri ibraz etmemenin sonuçlarının ihtar edildiği, bu hale göre, İlk Derece Mahkemesince, davalının ihtara rağmen defterleri ibraz etmediği gözetilerek muhtırada belirtildiği şekilde davacının beyanı kabul edilmek suretiyle 4 üncü ve 5 inci maddeler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 29.06.2017 tarihli genel kurulunda alınan 4 ve 5 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iptalini talep ettiği genel kurul kararlarına yönelik usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığını, genel kurul kararı yapıldıktan sonra gönderilen ihtarnamenin geçerli bir muhalefet şerhi olarak kabul edilemeyeceğini, yargılama sürecinde yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğunu, huzurdaki davadan Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra haberdar olduklarını, davacının kötü niyetli olduğunu ve müvekkilinin davadan habersiz kalmasının sağlanmaya çalıştığını, şirket ortağı olmakla şirketin faaliyet gösterdiği adresi bilmemesi mümkün olmayan davacının öncelikle genel kurulun yapıldığı adrese, sonrasında ise 10 yıldır kullanılmayan ve harabe bir halde bulunan şirket merkezine tebligat yapılmasına sessiz kaldığını, müvekkilinin yargılama süreci boyunca tebligat yapılan adresinin uzun yıllardır kullanılmadığı, bu adrese daha önce usulüne uygun şekilde yapılan bir tebligat bulunmadığından 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesine göre yapılan tebligatların geçersiz olduğunu, dolayısıyla ticari defterlerin ibrazı hususundaki tebligatın da usulsüz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 29.06.2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un 445 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.