Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8811 E. 2023/3360 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8811
KARAR NO : 2023/3360
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/13 Esas, 2020/462 Karar
HÜKÜM : Ret

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı …Ş. ile 01.09.1992 tarihinde tek satıcılık sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin en son 29.12.2006 tarihinde yenilendiğini, fakat davalı …’in 07.01.2010 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, bu nedenle manevi olarak zarara uğradıklarını, ticari itibarlarının sarsıldığını ileri sürerek manevi zararının tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın imzalanan tek satıcılık sözleşmesinin şartlarını yerine getirmediğini, cari hesaptan kaynaklanan borcunu ödemediğini, kendi kusurundan yararlanarak bu davayı açtığını, feshin sözleşmeye uygun olduğunu ve haklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemenin 03.12.2014 tarih, 2014/11E. ve 2014/370 K. sayılı kararı ile 23.10.2014 havale tarihli bilirkişi heyet raporunun dosya kapsamına alındığı, hükme esas alınan bu raporda da belirtildiği üzere, davalının sözleşme ile kararlaştırılan fesih usul ve şartlarına uyarak sözleşmeyi feshettiği, bu nedenle haksız fesihten bahsedilemeyeceği, feshin haklı fesih olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 16.02.2016 tarih, 2015/16899 E. ve 2016/2379 K. sayılı kararı ile ”..Mahkemece bozma kararına uyularak, feshin haklı olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, hükme esas alınan 23.10.2014 havale tarihli bilirkişi raporu denetime elverişli ve davacıların itirazlarını karşılar mahiyette olmadığından, bu rapora dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, aralarında mali müşavir bilirkişinin de bulunduğu heyetten davacıların itirazlarını karşılayacak mahiyette alınacak bilirkişi raporuyla, davalı tarafın cari hesap alacağını net olarak belirleyip, bu alacağın teminat mektuplarının paraya çevrilmesiyle tamamen tahsil edilip edilmediği de tespit edilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı..” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, davalılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.

C. Karar Düzeltme Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 10.05.2018 tarih, 2016/16773 E. ve 2018/26504 K. sayılı kararı ile Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan davalılar vekillerinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile feshin haklı olup olmadığı yönünde aralarında mali müşavir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetine bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 12.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli ve tarafların itirazlarını karşılar mahiyette olduğu, davalı tarafın cari hesap alacağının teminat mektuplarının paraya çevrilmesiyle tamamen tahsil edilebileceği tespit edildiğinden ve davalının sözleşme ile kararlaştırılan feshi usul ve şartlarına uyarak sözleşmeyi feshettiğinden artık burada haksız fesihten bahsedilemeyeceği ve yapılan feshin haklı fesih olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma kararına uyulmuş; ancak bozma kararının içeriğine aykırı biçimde hüküm kurulduğunu, bozma ilamı ile amaçlananın, davalı yanca sözleşmenin feshine gerekçe olarak gösterilen, banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesi ile tahsil edilemeyen alacağın gerçekten mevcut olup olmadığının tespiti ve buna göre de fesih sebebinin haklı olup olmadığının belirlenmesine yönelik olduğunu, hükme esas alınan raporun sonuç bölümünde esasen bozma kararında da öngörüldüğü üzere, 31.12.2009 tarihi itibariyle davalı yan müşteri ekstresinin 14/14 nolu sayfasının ikinci bölümünde tespit edilen bakiye rakamın 2.410.000,00 TL olduğunu, aynı sayfanın ikinci bölümünde yine aynı tarihte (31.12.2009) on iki adet çeşitli bankalara ait 2.400.000 TL’lik banka teminat mektuplarının tazmini kaydı ile teminat mektuplarının tahsilatının yapıldığı, banka teminat mektuplarının tahsili sonrasında 31.12.2009 tarihi itibariyle borcun sıfırlandığı, dolayısıyla Banka teminat mektuplarının davacı yanın borcunu karşıladığı açıkça belirtilmekle; davalı yanın 07.01.2010 tarihli ihtarnamede öne sürdüğü, “teminat mektupları tazmin edildikten sonra 31.12.2009 tarihi itibariyle toplam 750.124,00 TL borcunun kaldığı, davacı yanın ihtarnameye ve verilen süreye rağmen borçlarını ödemediği, yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu nedenle cari hesap sözleşmesinin kat edilerek yetkili satıcılık sözleşmesinin de feshinin gerektiğine dair iddia ve ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını, bir yandan bilirkişi raporundaki bu tespit geçerli kabul edilip diğer yandan davanın reddine karar verilmesi, dosya içeriğine ve keza usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun 5 inci sayfasında 20.4. maddede ifade edilen “mutabakatı 07.01.2010 tarihli fesih ihtarnamesinden sonra bir araya gelerek davacı ve davalı yanın karşılıklı ödünler vererek gerçekleştirdikleri” yönündeki tespitin dosya içeriğine aykırı olduğunu, sözleşmenin 13.01.2010 tarihli ihtarname ile ve 31.12.2009 tarihinden itibaren feshedilmiş olup, böyle bir mutabakatın bulunmadığını, 02.07.2009 tarihli borç kabul sözleşmesinde yer alan hükümlerden hareketle davacı yanın borç ödeme aczine düştüğü ve bunun Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 29.4. maddesine karşılık geldiği yönündeki bilirkişi tespiti de davalı yanın savunmasını dahi aşar nitelikte olduğunu, öte yandan, dosya içeriğinde mevcut 07.05.2012 tarihli bilirkişi raporunda, “Davalı …Ş.’nin, davacı adına daha önce 517.716,22 TL faiz tahakkuk ettirip, fatura düzenlediğini ancak, bu faturayı iptal etmiş olduğu, ihtarnamede ödenmesi talep edilen faiz miktarının davalı …Ş.’ye ait defterlerde tahakkukunun yapılmamış olduğu hususunun belirtildiğini, borç, teminat mektupları paraya çevrilerek 31.12.2009 tarihi itibariyle tahsil edildiği ve bakiye sıfırlandığı, faizle ilgili fatura kesilip iptal edildiği halde; sakıt olan (düşen) faiz alacağı öne sürülerek sözleşmenin feshi yoluna gidilmesi açıkça hukuka aykırı olduğu gibi, özel amaçlı, fesih nedeni yaratmaya yönelik hileli ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bir davranış olduğunu, Davalı …Ş. ile en son bağıtlanan ve eski sözleşmenin devamı olan 29.12.2006 gün ve 63228 sayılı sözleşmenin 29.1 maddesinde ve davalı Dacia A.Ş. ile ilk kez bağıtlanan 29.12.2006 gün ve 63227 yevmiye sayılı sözleşmenin 29.1. maddesinde sözleşmenin normal feshinin 2 yıl önceden gönderilecek bir fesih bildirimi ile mümkün olabileceğinin belirtildiğini, davalı …Ş., yeterli teminat altında olan cari hesap bakiyesi için 15 gün süreli ihtarname göndermiş; bakiyeyi banka teminat mektuplarından tahsil ettiği halde fesih yoluna gittiğini, davalı Dacia A.Ş. ile ilgili olarak herhangi bir ihtar gönderilmeden ve süre verilmeden, bakiye bir borç bulunmadığı halde doğrudan fesih yoluna gidildiğini, fesih gerekçesi yapay ve özel amaçlı olduğunu, iki yıllık fesih süresi, uzmana ve hakeme gitme, mevcutları karşılıklı tasfiye prosedürleri uygulanmadığını, Rekabet Kurulu özellikle bayileri koruyucu nitelikte olmak üzere çıkardığı tebliğlerle tek satıcılık sözleşmelerine yasal yetkileri çerçevesinde müdahale ettiğini, 2005/4 sayılı sözleşmeyle doğrudan ilgili olan Rekabet Kurulu tebliğinde tek satıcılık sözleşmelerinin fesih konusunda belli kriterler öngörüldüğünü, “olağanüstü fesih” yerine “süreli fesih” yöntemine yer verildiğini, dosyada yer alan ve bozmadan önce bilirkişi raporu düzenleyen yeminli mali müşavir tarafından düzenlenen 07.05.2012 günlü raporda, hiçbir duraksamaya yer verilmeyecek bir biçimde fesih nedeni olarak 750.124,00 TL faiz alacağına dayanıldığı, ancak, faiz alacağıyla ilgili düzenlenen faturanın daha sonra iptal edildiği, ani fesih gerekçesi yapılan faiz miktarının davalı …Ş. fatura ve defterlerinde tahakkukunun yapılmadığı, fesih tarihinden önce davalı alacaklarının teminat mektuplarının nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edildiğini, banka teminat mektubuyla güvence altına alınan cari hesap bakiyesi nedeniyle sözleşmenin sona erdirilmesi, banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesi, haksız ve ağır kusurlu hareketler olup, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalılar lehine, dava manevi tazminat istekli bir dava olduğu halde, nispi tarife üzerinden vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen yetkili satıcılık ve bayilik sözleşmesinin tek taraflı haksız feshi nedeniyle uğranılan manevi zararların tazmini istemine ilişkin olup, yapılan feshin haksız olup olmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.

2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49, 106, 125. maddeleri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 48. maddesi.
3.Değerlendirme
Mahkemece16.02.2016 tarihli bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Uyulan bozma ilamında “….davacıların itirazlarını karşılayacak mahiyette alınacak bilirkişi raporuyla, davalı tarafın cari hesap alacağını net olarak belirleyip, bu alacağın teminat mektuplarının paraya çevrilmesiyle tamamen tahsil edilip edilmediği de tespit edilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı …” hususu belirtilmiştir. Ancak; Mahkemece alınan bilirkişi raporunun 5’inci sayfasının 20.3 bendinde ”Banka teminat mektuplarının tahsili sonrasında; 31.12.2009 tarihi itibariyle borcun sıfırlandığı dolayısıyla; banka teminat mektuplarının davacı yanın borcunu karşıladığı”, 20.4 bendinde ”31.12.2009 tarihi itibariyle borcun sıfırlandığı ve çift taraflı herhangi bir bakiyenin kalmadığı”, bu sefer aynı raporun 20.10 bendinde ” ….muhatap şirketin teminat mektupları tazmin edildikten sonra ,31.12.2009 tarihi itibariyle toplam 750.124,00 TL borcunun kaldığını, davacının ihtarnameye ve verilen süreye rağmen borçlarını ödemediği, yükümlülüklerini yerine getirmediği bu nedenle cari hesap sözleşmesinin kat edilerek yetkili satış sözleşmesinin de feshinin gerektiği ihtarının yapıldığı”, şeklinde kendi içinde birbiriyle çelişen, eksik ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan aynı bilirkişi raporunun 20.7 bendinde ” 02.07.2009 tarihli Borç Kabul Sözleşmesinde Mais ile Borçlu arasında yetkili satıcılık sözleşmesinin devamı sırasında açık cari hesap ilişkisinden kayanklanan ana para ve faizlerden oluşan toplam borç miktarı 02.07.2009 tarihi itibariyle 3.865.660 TL olduğu; borçlu bulunulan 1.500,00 TL’lik kısmını 24.07.2009 tarihinde nakden ödemeyi ve ticari ilişkinin devamını sağlayabilmek amacıyla asgari 1.000.000TL tutarında teminat mektubu vermeyi ve teminat mektupları tamamını 3.500.00 TL’ye yükseltmeyi kabul ve taahhüt eder şeklindeki taahhüdüne rağmen kararlaştırılan edimleri yerine getirmediği” şeklinde borç kabul sözleşmesine atıf yapılmış olmasına rağmen Mahkemece bu husus yönünden de herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Bu nedenle, yukarıda değinilen hususları karşılayacak mahiyette aynı heyetten ek rapor veya teşekkül edilecek yeni bilirkişi heyetinden rapor olunmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye ve yetersiz kendi içerisinde çelişkiler içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen hükmün bozulması gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 ıncı maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.